Yazı

Muazzez İlmiye Çığ'ı dinlerken
Muazzez İlmiye Çığ'ı dinlerken 

Özcan Nevres

Ünlü Türkolog Sayın Muazzez İlmiye çığ şu önümüzdeki on günü saymazsak takvime göre seksen altı yaşında.

 
Maşallahı var. O yaşa rağmen halen pırıl pırıl bir zekası ve belleği var. Ondan on bir yaş küçük olmama rağmen bende bir hayli unutkanlık var. Gerçi gençliğimde de pek sağlam belleğim olmamıştı. Belki de buna neden her şeyi öğrenmeye olan merakımdandı. Torunum Can Nevres bana sık sık sorar. Dede sen bu kadar çok şeyi nasıl öğrendin diye. Yanıtım okuyarak, deneyerek, dikkat ederek ve azmederek derim. Bazen evde gereken her şeyi kendim yaptığım için eşimle bile ters düşerim. Villayı satın aldığımda merdivenlerde tırabzan yoktu. Marangoza gittim uğraşamam dedi. Demirciye gittim üç milyar alırım dedi. O günlerde henüz alüminyum tırabzan yapan yok gibiydi. Kumburgaz'da birini buldum. Verdiği rakam dudak uçurucuydu. Bu durumda ne yapmak gerekir? Kolları sıvamaktan başka ne olabilir ki?
Maxi'den bir dekupaj testere aldıktan sonra aynı yerden gerekli malzemeleri de aldım. Mermer basamakları delip malzemeyi yerleştirirken torunum dikkatle izliyordu. En sonunda bana acımış olacak ki dede sen bunları benim için yapıyorsan hiç zahmet etme. Ben bunların arasından geçerim dedi. Sen dedim. İhtiyarlığın ne olduğunu bilir misin? Bilmezsin değil mi? Ben bunları kendim ve babaannen için yapıyorum. Sendelediğimizde, ayağımız burkulduğunda bunlara tutunup düşmeyelim diye. Anladım dede dedi ve minik elleriyle bana yardım etmeye başladı. Üç günlük bir uğraştan sonra tırabzanlar tamamlandı. Ziyaretimize gelen hacı ablamız hadi hayırlısı. Tırabzanları yapacak usta sonunda buldunuz deyince eşim ne ustası? Özcan kendisi yaptı deyince bir hayli şaşırdı ve sordu. Onun marangozluğu da mı var diye? Demirciliği de yok ama çalınan demir kapımızın yerine takılan kapıyı da o yaptı dedi.
Hacı ablamız eşimi neredeyse kendi kızıyla bir tutar. Bir gün hacı ablamızı da alıp Kabakça'ya su almaya gidiyorduk. Yeni mezarlığın yanından geçerken hacı abla bak Zerrin bana buradan bir arsa alacak dedim. Gayet içten inşallah, inşallah deyince eşim, hacı abla orası ne biliyor musun dedi. Hacı abla bilmiyorum deyince eşim orası mezarlık. Hacı abla ne dedi. Mezarlık mı? Vallahi bilmiyordum. Allah gecinden versin diye diye bir hal oldu.
Yaşam devam ediyor. Ediyor ama gelişen teknolojiye neredeyse ayak uyduramaz olduk. İndirimde olan bir cep telefonu aldım. Çift sim kartlı, kameralı, radyolu ve televizyonlu. Bir taraftan kataloğunu okuyorum. Bir taraftan telefonu inceliyorum ama galiba öğrenmesi pek kolay olmayacak. Neyse ki azmin elinden Hiçbir şey kurtulmaz. Bilgisayar kullanmayı öğrendiğim gibi bunu da mutlaka öğreneceğim. Bilgisayar dedim de bir gün saygısızın biri MSN den bana bir soru yöneltti. Hem de itliğini sergilercesine. Ulan moruk sen bilgisayar kullanmasını nasıl öğrendin. Babam atmış yaşında ama ona bilgisayar kullanmayı öğretemedim. Baban ile aramızda çok küçük bir fark var. Banim kafatasımın içinde beyin var. Senin babanın kafatasının içinde ise ya saman ya da sünger var. Öyle olmasaydı senin gibi bir evladı olmazdı dedim ve ne diyeceğini beklemeden MSN listemden çıkarıverdim.
Nereden nereye geldik. Muazzez İlmiye Çığ'dan söz ederken başka konulara daldım. Teke tek programındaki söyleşisinde Sümerler'in mühendislik harikası sulama kanalları yaptıklarını, kanallar içinde gemiler yüzdürdüklerini, tarımda çok ileri olduklarını, Akapunktur tedavisini Uygurların bulduğunu ve Çinlilere Akapunktur tedavisini Uygurların öğretmiş olduğunu sayesinde öğrenmiş oldum. Yalnızca onları mı? Meğer Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE sözlerini söylemeden önce diğer Türk ülkelerindeki Türkler Türk olduklarını dahi bilmiyorlarmış. Atatürk bu sözü söyledikten sonra Türk olduklarını anımsamışlar. Ondan sonra Türklüklerini sahiplenmişler.
Aslında bu güzel programı baştan izlemek isterdim ama olmadı. Zira çok şiddetli yağan yağmur yüzünden uydu yayınları bile devre dışı kaldı. Yatak odamızdaki televizyon normal anten ile yayın aldığı için fazla net olmasa da uzak bir yerden yakaladığı sinyaller sayesinde programı iyi kötü izleyebildim. Keşke daha erken yatmış olsaymışım.
Sayın Muazzez İlmiye Çığ üstüne basa basa ne mutlu Türküm diyene diyor. Ona canı yürekten katılıyorum ve haykırmak istiyorum. Ne mutlu Türküm diyene. İnşallah ne mutlu Türküm dedim diye beni de Ergenekoncu diye içeri almazlar. Gerçi alsalar da benim için bir şey değişmez. Nasıl olsa Silivri'de yaşıyorum.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com


21 Aralık 2009  13:29:26 - Okuma: (703)  Yazdır




İstatistik