Yazı

Ayna'ya Bak Ayna'ya
Ayna'ya Bak Ayna'ya 

Özcan Nevres

DTP eş başkanı ve milletvekili Emine Ayna eğer DTP kapatılırsa hepimiz dağa çıkarız demişti. Televizyonda konu ile yapılan söyleşide Kürt kökenli bir vatandaşımız sunucu siz bu konuda ne dersiniz diye sorduğunda katıla katıla gülmeme neden olmuştu.

Emine Ayna'nın kilo sorunu var. O dağa ancak kilo vermek için çıkar demişti. bunu MSN de konuşmakta olduğum on bir yaşındaki torunuma anlattığımda öyle bir kahkaha attı ki, oturduğu sandalyeden düşecekti. DTP nin kapatılmasına neden olanlar nerede hata yaptık diye kendilerini sorgulayacaklarına bırakınız hata yapmamayı, hatalarını daha beter sürdürüyorlar. Eğer bölücü başı APO'nun durumu yirmi marta kadar düzeltilmez ise şiddet eylemlerini tüm ülkeye yayacağız diyorlar. Üstelik Apo'nun Türkiye'nin en mümtaz yerleşim alanı ve turizmin göz bebeği Bodrum'da Türkbükü'ne yerleştirilmesini istiyorlar. Daha doğrusu akıllarınca emrediyorlar. Bence bu öneri hemen kabul edilmeli. Türkbükü'nde mezarlıkta ona da bir mezar yapılıp hadi bakalım. Burası sana yakışır demeli. Onun katledilmesine neden olduğu otuz bin insanımız ve şehitlerimiz o mezarlarda yatmıyorlar mı?
DTP lilerin ve bölücü başının görmek istemediği bir gerçek var. İşini kurmuş aklı başında olan Hiçbir Kürt bölünmeyi kesinlikle istemiyor. Menemen'deki minibüsçülerin neredeyse tamamı Kürt kökenli vatandaşlarımızdır. Başta Tahtakale olmak üzere semt pazarlarındaki esnafın en az yarısı Kürt kökenlidir. Bir de Kürt ve Türk evlilikleri vardır. Bir bölünme olursa bunların hali ne olur?. Bakınız bir söyleşide Osman Özbek Paşa ne diyor? Eğer bir bölünme olur ve bir Kürt devleti kurulursa aç ölürler. Aç ölürler mi bilmem ama, büyük sıkıntılar yaşayacakları kesindir. Denize bağlantısı olmayan Ermenistan'ın haline baksınlar. Dünyanın en fakir ülkelerinden biri değil mi? Bir gün Türkiye ülkemizde kaçak çalışan seksen bin Ermeni işçiyi yakalayıp Ermenistan'a iade ederse, Ermeni devleti çok büyük sıkıntılar yaşar. Türkiye Kürdüyle, Çerkeziyle, Gürcüsüyle ve diğer etnik kökenlilerle tek bir vücut olduğu sürece güçlüdür. Bu kardeşliğin sonsuza kadar sürmesi gereklidir. Bölünme kimseye yarar getirmez.
Kapatılan DTP nin yirmi marta kadar verdiği süreye daha çok zaman olduğu halde şiddet olayları bir çok ilimizde yayılmış durumdadır. Dükkanlar taşlanıyor, dükkanlara ve otobüslere Molotof kokteylleri atılıyor. Gereksiz yere insanlarımız ölüyor. Cana ve mala zarar veriliyor. DTP nin yerine kurulmuş olan partinin adı ise BDP Yani barışçı bir parti. Peki barışçı olan bu partinin yöneticilerinin yapılan eylemlere karşı barışçı tek bir sözleri var mı? Aksine yangına körükle gitmeyi sürdürüyorlar.
***
Tekel işçilerinin Ankara'daki eylemleri sürüyor. Hiçbir vicdan onların işsiz kalmalarına razı olamaz ama, yine de sormak gerekir. Diğer fabrikalar yok pahasına özelleştirme adına satılıp işçilerinin kapı önüne konulduğu günlerde neredeydiniz? Bir gün sıranın size de geleceğini hiç düşünmediniz mi? Eğer o satılan fabrikalara tüm işçiler el birliğiyle karşı çıkmış olsalardı. İşsizlik bu günkü boyutlara ulaşmazdı. Üstelik bu ülke tüm gereksinimlerini, işin en acı yanı, tarım ürünlerini bile ithal eden bir ülke durumunda olmazdı.
İlaç fiyatlarındaki düzenleme için bir günlük kepenk indiren eczanelerin on altı ocaktan geçerli olmak üzere SGK sözleşmelerini iptal ettiğini açıkladı. Eğer yeni bir anlaşma olmazsa hastalar ilaçlarını kendi ceplerinden ödedikleri parayla alabilecekler. Son uygulama ile muayene ücreti ve fiyat farkından doğan üç beş liralık ödemeleri yapmakta bile zorlanan hastalar, bir hayli yüksek olan ilaç bedellerini nasıl ödeyecekler? Kuşkusuz ilaç piyasasında akıl almaz oyunlar oynanıyor. Ne olursa olsun bu oyunların bedeli hastalara ödetilmemelidir. Yıllar önce Datça'da ağrıyan dişim için doktora gitmiştim. Doktorun yazdığı ilacı alması için konuk olduğum dükkanın çırağına beş lira verip eczaneye gönderdim. Dükkanımın kirası yedi bin lira. Çocuk az sonra geri döndü ve eczane daha dört yüz lira istiyor dedi. İlacı geri gönderdim. Ertesi gün Menemen'de idim. Diş tabibi Ersin Güremen'e uğrayıp reçeteyi gösterdim ve bana daha ucuz olan bir ilaç önermesini istedim. Aynı formüle sahip yazdığı ilacı aldığımda fiyatı bu da olur mu dedirtecek gibiydi. Üç yüz elli lira. Tıpatıp aynı olan iki ilaçta birinde fiyat beş bin dört yüz lira. Diğerinin ki ise sadece üç yüz elli lira. Artık bunun adını siz koyun.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com

17 Aralık 2009  23:15:34 - Okuma: (629)  Yazdır




İstatistik