Yazı

Bu yangın sandıkta söner...
Bu yangın sandıkta söner... 

Hüseyin Taşyakan

İktidara geldikleri günden beri, ülkede kavga ortamı yaratmaktan başka hiç bir şey becerememiş AKP’yi sandığa gömmedikçe bu şamata, bu sokak çatışmaları bitmeyecek.

    Sıfır noktasına indirgenmiş olarak devraldıkları terörün bu gün hangi noktada olduğunu görüpte halen, sadece iktidar yandaşı görünüp kendini garantiye almak pahasına susanlar ve hatta cıvık cıvık bir yağdanlık konumunda yalakalık yapanlar bilmelidirler ki; Bu işin sandığıda var, yetmedi mahşerde verecekleri hesabı da...
 
    Bu ülkede etnik bir ayrışma ve çatışma ortamı yokken, Kendisini Türkiye Cumhuriyet' i vatandaşı olarak gören bir çok etnik kökenli vatandaşımız birlik ve beraberlik içinde yaşayıp, kederde ve sevinçte bir araya gelebiliyorken; Sanki kürt kökenli vatandaşlarımızın hakları gasp edilmiş, bir çok kamu hizmetinden yararlanamıyormuş, kanunlar karşısında 2. sınıf vatandaş muamelesi görüyormuş gibi; açılım masallarıyla ortaya çıkarsanız, ( Ki, buradaki tek amacın o vatandaşların oylarını kazanmak olduğunu 5 yaşında çocuklar bile biliyor) işte o vatandaşlarımızı kullanmaya kalkan gözü dönmüş eşkiyaya da, onları Türkiye' nin başına bela eden dış mihraklara da arayıp bulamadıkları silahı vermiş olursunuz.
 
     AKP hükümeti 7yıllık iktidarında, kudurmuşa aşı yapmanın fayda etmeyeceğini malesef öğrenememiştir. İmralıdaki caniden icazet alarak siyaset yapanlarla kardeşlik ve barış projesi adıyla yapılan görüşmelerde görülmüştür ki, dertleri kürt vatandaşların fakirliği, işsizliği değil sadece ve sadece Öcalan' ı Türkiye Cumhuriyeti' nin muhatabı konumuna sokmaktır. Demirel' in meşhur sözlerinden biridir, '' Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kendisine sığınanı şefkatle kucaklar, ancak size kurşun sıkana da çiçek uzatamazsınız'' bu  kısacık cümle bile AKP nin açılımdı, barış ve kardeşlikti gibi safsatalarla PKK' nın sözcülüğünü yapanları muhatab almaması gerektiğini özetler.
 
     Madem ki bu proje kardeşlik ve barış projesidir, proje konuşulmaya başladığından beri teröre verilen canların hesabını da biri çıkıp vermelidir. İmralı canisinin koğuşundaki 17 cm den sokaklarda çıkan çatışmaların, tek suçu okuluna gitmek için, hainlerin molotof kokteyl attığı otobüste bulunmak olan daha hayatının baharında 17 yaşındaki gencecik kızımızın hayatını kaybetmesinin ve yukarıda tarif ettiğimiz bir avuç kudurmuşun kahpece kurduğu pusuda ölen 7 şehidimizin hesabını birileri çıkıp vermelidir. Yani bedeli ne olursa olsun devam edeceğiz diyenler, bedel ödemeyi sadece vatandaşa, ülkenin güvenliği için canını ortaya koyan askere bırakmamalıdır.
 
      Burada ne öneriyorsun diyecek olanlar mutlaka çıkacaktır. En başta, DTP için onların PKK ile ilgisi yok diyenlerin, 7 şehidimizin ardından bağımsız bir çetenin işidir, strateji ve taktik olabilir diyerek hedef şaşırtmaya çalışanların derhal istifa etmesi gerekir. Başka bir ülkede bu kadar gaflet uykusuna düşmüş ve hatalarının çok acı sonuçlar verdiğini gören iktidar partileri top yekün istifa eder ve milletin güvenine mahir olmak için seçime giderlerdi. Ancak burada bırakın topyekün istifayı, iktidar partisi tek bir bakanına bile bu nu yaptırtmaz.
 
      Gelelim 2 yıldır süren DTP' nin kapatma davasına. Aklı selim olan herkesin de beklediği gibi parti kapatıldı. Her siyasiden bu karar üzerine olumlu olumsuz tepkiler geldi. AKP' den gelen tepkiler de, sertlik açısından beklentileri boşa çıkarmadığı gibi oldukça da manidardır. Evet, demokrasilerde parti kapatmanın hoş bir durum olmadığını biz de kabul ediyoruz ancak, özellikle iktidar yalakalarına, sırtını iktidara vermiş yandaş, besleme ve liboş yazarları vasıtasıyla tam bir iktidar borazanlığı yapanlara da sormak gerekir. Acaba, bu gün milletvekilleri yargı karşısında dokunulmazlık zırhına saklanmasalar parti kapatmaya gerek kalırmıydı? Yani ülkenin bölünmez bütünlüğüne yönelik söylemlerde bulunup, eylemlerinde tetikleyicisi olan her bir DTP li milletvekili yargılanabilseydi, zaten şimdiye kadar mecliste DTP diye bir parti kalmazdı. Evet sayın yağdanlıklar ve yalakalar, şimdi de tam şu anda düşündüğünüzü söyleyeceğim tabii... Bu nun yapılabilmesi için önce iktidarı oluşturan AKP nin, liderlerinden bazı  milletvekillerine kadar yargı önüne çıkma cesaretini göstermeleri gerekir ki; Bu nu bekleyen balık kavağa çıksın diye de bekler...
 
         Sonuç olarak durum öyle görünüyorki; Bu şamata ve kargaşanın, birileri tarafından bilinçli olarak tetiklenen sokaklardaki şiddet ve çatışmaların biteceği yer sandıktır. Asla birilerinin kışkırtmalarına uymadan, zinhar şiddet içeren eylemlerde bulunmadan, bunun yanında özellikle veriğimiz son şehitlerin acısını ve bundan ötürü duyduğumuz öfkeyi de soğutmadan tepkimizi sandığa saklayıp, 7 yıllık iktidarlarında ülke yönetmeye haiz olmadıklarını gösterenleri sandığa gömmekten başka çare kalmamıştır. Türkiye yangın yerine dönmüştür ve bu yangını söndürecek yegane yer sandıktır... 


13 Aralık 2009  22:01:23 - Okuma: (892)  Yazdır




İstatistik