Yazı

Ey Köşe Yazarları
Ey Köşe Yazarları 

Özcan Nevres

Nedir sizin bu yaptığınız böyle. Haftanın altı günü, hatta yedi günü köşe yazısı yazılır mı hiç?

Bu kadar sık yazınca da yazacak konu bulamadığınızdan değerli hükumetimize veryansın ediyorsunuz. Köşe yazarı dediğiniz haftada bir gün yazar. Eli hükumeti övmeye varmıyorsa etliye sütlüye karışmadan yazar. Yazık yahu hem de çok yazık. Hani şu merdiven altlarına bedava bırakılan gazeteler var ya. Onların köşe yazarları kadar olamıyorsunuz? Dahası onlar kadar da agah olamıyorsunuz. Bakınız adamlar hükümet büyüklerinin ne söyleyeceklerini önceden kestirip hemen manşette yayınlıyorlar. Tahminleri tutmazsa hiç sorun değil. Nasıl olsa değerli okurlarının spor sayfalarından başka bir yere baktıkları yok.
Son günlerde sayın başbakanımızın arzuladığı gibi bir köşe yazarı oldum. Bırakınız haftada bir yazmayı, on beş günde bire bile elim varmıyor. Bayramda Zonguldak'a yorucu bir yolculuktan sonra villamızın bahçesinde kış temizliğine başladım. Günümüz yaprak dökümü günü olduğundan her gün dökülen yaprakları toplamak yetmezmiş gibi bir de çamurlarla boğuşmam gerekiyor. Mermer yolları her gün iki üç kez yıkamama rağmen yine her taraf çamurdan geçilmiyor. Çamurdan kurtulmak için çim dikmekten başka umar yok. Oysa ben çimleri değil çiçekleri seviyorum. Çaresiz çamurlara katlanmak zorunda kalıyorum.
Bildiğim kadarı ile Menemen'in en yaşlıları bizim sülalemizdendir. Geçtiğimiz yaz annemin dayısının oğlu İsmail Yanar'ı doksan beş yaşında yitirmiştik. Geçtiğimiz pazartesi günü gecesi acı bir haberle yıkıldım. Amcamın oğlu Selahattin Şenoğlu sülalemizin en yaşlısı olan babasının, yani amcam Hasan Şenoğlu'nun yaşamını yitirdiğini bildirdi. Amcam yaşamını doksan altı yaşında yitirmişti. Her zaman bakalım amcam dedemin ve babaannemin yaş rekorunu kırabilecek mi derdim? Babaannemi ve dedemi doksan dört yaşındayken yitirmiştik. Hepsine rahmet diliyorum. İnsan uzun yaşayacaksa amcam, dedem, babaannem ve İsmail dayım gibi yaşamalı. Yaşamının son gününe kadar ayakta kalabilmeli. Yaş yetmiş iş bitmiş derler ama çok şükür halime. Yaş yetmiş dört ama dimdik ayaktayım.
Gazetemiz Menemenin Sesi gazetesinde altı hektarlık bir alanın koruma altına alındığını okuduğumda Menemen'i üçüncü sınıf turistik alanlara dahil edilmesine neden olan biri olarak çok sevindim. Hem de haberde çok önemli bir eksiklik olmasına rağmen. Bu haberin dört başı mamur olması için tarihi bedestene de yer verilmesi gerekirdi. Bunu bir çok kere yazmış olmama rağmen bir daha yazmakta yarar görüyorum. Okumayanlar olabilir veya unutulmuş olabilir. Taşhan, bedesten ve Taşhan'ın yan tarafındaki Kamilbaba türbesi bir külliyedir. Kamilbaba Taşhan, Bedesten ve türbeyi inşa ettiren satraptır. Bu günkü adıyla mal müdürü. Bu üç tarihi eseri inşa eden iki usta ise Hıdır tepedeki iki mezarda yatmaktadır. Türbede yatan ise Kamil baba'dır. Bedestenin değerini diğer bedestenlerden üstün kılan saçaklarıdır. Zira o saçakların bir benzeri hiçbir binada yoktur. Bedesten Kültür Bakanlığınca satın alınıp müze olarak Menemen halkına sunulmalıdır. Menemen'de bulunan önemli tarihi eserler örneğin Larissa' daki sarayın sütun başlıkları gibi çok değerli eserler başka müzeleri süslemektedir. Bu tarihe ışık tutan önemli eserler Bedesten'de yani ait olduğu yerde sergilenmelidir.
Taşhan ve bedesten bulundukları yerde inşa edildiğinde Menemen Asarlık köyü yakınındaki Eski Menemen olarak bilinen yerdeydi. Kervanlar Taşhan'da konaklarlarken Bedesten'de de mallarını pazarlayabiliyorlardı. Ticaret bu alanda yoğunlaşınca halk yavaş yavaş o bölgeye yerleşmeye başlamışlardır. Kazez cami, tarihi hamam ve Kubbeli bakkal bu yerleşime uygun olarak daha sonra inşa edilmişlerdir.
Gönül ister ki, ilk Menemen'in kurulmuş olduğu Sakal tepede kazılar başlasın ve ilk Menemen ile ilgili gerekli bilgileri edinebilelim. Yıllardır inşa edileceği vadedilen ama bir türlü yapılamayan antik şehir Larissa'ya yapılması tasarlanan yolun yapılması. Larissa'nın bulunduğu tepe koyunculara mera olarak kiralandığından Larissa'yı gezip görmek isteyenler çoban köpekleri yüzünden kalıntılara ulaşamamaktadırlar. Yıllar önce kalıntıların bekçisi vardı. Bekçi, kalıntıları görmek isteyenlere rehberlik yapardı. Kalıntılarla ilgili bilgi içeren bir de broşür verirdi. O bekçi emekli olduktan sonra yerine yeni bir bekçi alınmadı. O önemli eserler sahipsiz bırakıldı.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com

11 Aralık 2009  17:50:41 - Okuma: (619)  Yazdır




İstatistik