Yazı

Yaşamak ve yaşatmak için...
Yaşamak ve yaşatmak için... 

Ümran Songun

Artık ülkemizde her güne başka bir flaş haberle başlıyoruz. Her gün değişen gündem beyinlerimizi yormakta ve sağlıklı düşünme gücümüzü tüketmekte. Bu yüzden kendi özel gündemlerimizi dahi yaşayamaz hale geldik. Ne kayıplarımızı ne de sevinçlerimizi paylaşamaz ve anlayamaz bir konumdayız.

 
Öyle hızlı değişiyor ki her şey… Eczacılık sektörü de kat be kat fazlası ile etkilenip en büyük darbeyi alıyor gün geçtikçe. Mesleki açıdan her geçen gün erime ve yok olma tehdidi altında çalışırken üzerimize yüklenen pek çok sorumlulukla da halkla karşı karşıya getirilip yanlış anlaşmalar ışığı altında depresyona giriyor akıl sağlığımız. Her ay ‘o öyle ödenmez böyle ödenir’ denen ve hiçbir zaman doğruluğundan emin olmadığımız bütçe değişiklikleri, kamu kurum iskontoları, ilaç fiyat indirimleri, SGK denetimleri, Sağlık Müdürlüğü denetimi, maliye denetimleri... Bir çok maddi problemler yaşadığımız bu süreçte, evlerimize gitmeye dahi zaman bulamayacak kadar üzerimize yüklenen hem maddi hem de manevi kırtasiye yükü ile inim inim inlerken, yaşam savaşı vermeye çalışıyoruz.
Bu sıkıntıları korku ile yaşamaktan ve oturduğumuz yerden seyretmektense hakkımızı arama yolunda eylemler yaptık beş yıldır. “Eczaneler yangın yeri” dedik, “Bıçak kemiğe dayandı!” dedik. “Yaşamak ve yaşatmak için!” dedik. Ankara’ da İstanbul’ da yürüdük. Yetmedi. “Eczaneler can çekişiyor!” dedik. “Teker teker kapanacaktık, bu gün hep beraber kapattık, yarını bilmiyoruz!” dedik. 24 bin eczane tek yürek olup kepenklerimizi kapattık. Yine de halkı mağdur etmemek için nüfus yoğunluğuna bağlı olarak nöbetçi eczaneler bıraktık. Sesimizi duyurmaya hakkımızı aramaya çalıştık.
Beş yıldır yaptığımız eylemler karlılığımız %20 arttığı için mi yapıldı, ilaç firmaları  beş senedir düşen ilaç fiyatlarının zararlarını karşıladığı için mi yapıldı, yoksa iyileşen sağlık sektörü için mi yapıldı bir düşünmek ve buna bir anlam vermek gerekiyor. Demek ki 24 bin eczane çok rahat ve de mutlu olduğu için kapattı eczanelerini. Sadece mutlu olmayan iki eczacı katılmadı eyleme onlarda zaten AKP Milletvekili idi. Milletimizin vekili olarak seçilmişlerdi milletimizi temsil etmek için fakat ne yazık ki onlar önce  kendi meslek örgütlerini temsil edemediler.
Gelecekle ilgili umudumuz kalmadığı için kepenklerimiz kapalıydı bugün.
Oysa ki anlatmak istediğimiz şunlardı:
1- Bu gün yapılan tepki sadece 4 Aralık İlaç Fiyat  Kararnamesine yönelik değildir. Eczacılık mesleğinin son yıllarda adım adım yok olmasına yöneliktir. Ve bu kararname bardağı taşıran son damla hükmündedir. Bir diğer deyişle bu kararname: boğazına kadar bataklığa gömülmüş bir bedenin çırpınarak başına  nefes aldırmaya çalışması demektir. VE ECZACILARIN AMACI SADECE BAŞINI BATAKLIKTAN ÇIKARIP ÇIRPINMAYA DEVAM ETMEK OLMAMALIDIR.
2- Stok zararının karşılanması hiçbir problemi çözmez ve çözmeyecektir. Stok zararı karşılansa bile bu kararname cirosu 50.000 TL’ nin altında olan 10 bin  üzerindeki eczanenin kısa vadede kepenk kapatması demektir. Bu da çalışanlarımızla beraber yaklaşık 30.000 kişinin işsiz kalması ve 150.000 kişinin geçim sıkıntısına mahkum edilmesi demektir. O YÜZDEN EYLEMİN ÖNCELİKLİ MADDESİ KESİNLİKLE STOK ZARARI DEĞİLDİR. SGK NIN ECZANE KÂRINA DAİR SAPTIRMA AMAÇLI AÇIKLAMALARINA yönelik  KAĞIT ÜZERİNDE YAPILAN NET VE SOMUT BİR  yanıttır bu.
3- İlaç ve sağlık giderlerinde tasarruf yapmaya çalışmak her hükümetin görevidir tabi ki. Fakat bu tasarrufun adresi mesleğini dürüstçe yapan eczacılar olmamalıdır; aksine bu adres  DEVLET KURUMLARININ  ta kendisidir. BU KURUMLAR SÖZÜM ONA KOLAYLIK OLSUN DİYE KARNELERİ KALDIRIP TC KİMLİK NO. UYGULAMASINI BAŞLATARAK İSRAFIN VE YOLSUZLUĞUN KAPILARINI SONUNA KADAR KENDİLERİ AÇMIŞTIR. BU KAÇAĞIN SORUMLUSU ECZACILAR OLMAMALIDIR.
NETİCE İTİBARİYLE, BİRKAÇ AY İÇERİSİNDE KARTLI SİSTEME GEÇECEĞİZ DİYEREK KARNELERİ KALDIRAN VE 3 YILDIR DEVLETİN MİLYARLARCA DOLAR  ZARAR ETMESİNE YOL AÇAN KURUMLARIN KENDİ HANTALLIKLARINI VE BASİRETSİZLİKLERİNİ ECZACILARA ÖDETMESİNE SEYİRCİ KALAMAYACAĞIMIZI   ANLATMAKTI NİYETİMİZ.
4- İlaç fiyatları düşünce halk daha “ucuz” ilaç almayacaktır.  Aksine halk fahiş fiyat farklarıyla, fahiş muayene ücretleriyle hep daha  çok ücret ödeyerek ilacını alacaktır. Muayene ücretini üç senede 1 liradan 8 liraya çıkaranlar hastanın İKİ LİRALIK İLACA 8 LİRA MUAYENE ÜCRETİ ÖDEYEREK sahip olmasını sağlamaktadır. Talep edilen muayene ücretleriyle, ilaç  fiyat farklarıyla, çalışmayan provizyon sistemiyle cefayı çeken ve halka bunları anlatmak zorunda kalan yine eczacılar ve eczane çalışanları olacaktır.
5- Beş yıldır ilaçta %46 düşüş yaşanmış ve her gün kademeli olarak ilaç fiyatları eczacıların haberi olmadan düşürülmüştür buna karşılık bir de  kdv nin %18’ den % 8’ e düşmesi sağlıkta  tasarruf olmayacağını şu durumda göstermekte ve her geçen gün sağlık harcamaları gün be gün artmaktadır. Tüm bu alınan yanlış önlemlere karşılık bu gün de % 66’ ya varan düşüşler sağlıkta tasarruf olmayacağını gösterecek ve sağlık sistemi daha çok çökecektir. Hükümet ile firmalar kendi aralarında anlaşmaya varsalar da firmalar yeni üretecekleri fiyatı daha yüksek olan ilaçları piyasaya sürerek kendi açıklarını kapatacaklar, belki de fiyatı düşen ilaçlarını eksik etken madde ile üretecek belki de üretmeyerek halk sağlığı ile oynanacaklardır. Tüm bunların yükünü eczacıların çekmesi doğru değildir. Buradan şu anlaşılmaktadır ki bu meslek örgütü üzerinde oyunlar oynanmakta ve ortadan kaldırılması planlanmaktadır.
6- Sağlıkta tasarruf amacı güdülerek halkın sağlığı ile oynamak hiç doğru değildir. İzlenen yanlış politikalarla hasta bir toplum yaratmak  hangi vicdana sığar. Ama asıl sinir bozucu olan durum bu firmalardan bazıları eczacılara %4 iskontoyu vermezken nasıl oldu da %20-%30-%60 civarında bir iskontoya razı oldular?... Bu durumda, olanlar eczacılarla beraber Türk ilaç firmalarına  oluyor ve bu firmalar karlılıkları her geçen gün azaldığı için birer birer yabancı sermayelere satılmak zorunda bırakılıyor.
7- 2004 yılından bu yana fiyat düşüşlerinden dolayı kaybettiği sermayesini zarar beyan edemeyeceği söylenen eczacı bu aradaki mali açığın faturasını da maliyeye büyük cezalar ödemeye zorlanarak kapatmaya çalışacak gibi görünüyor.
8- Muhasebe kayıtlarımızı karıştıran ve alış faturalarımız üzerinden geçen kamu kurum iskontoları ve almak zorunda bırakıldığımız katkı payları tahsilatı, memur ve emeklilerin maaşlarından kesilip bizlere verildiği söylenen %20 ve % 10 hasta katkı payları hesaplarımızı karıştırmakta bizleri aldığımızı ve verdiğimizi bilemeyecek konuma getirmektedir.
9- Reçetelerimiz saçma bir örnekleme sistemi ile kontrol edilmekte,  hatalı olan reçeteler karşılığında büyük kesintiler yapılmakta bu da eczacıyı zor durumda bırakmaktadır. Eczacı örnekleme sistemi ile reçete kontrolünü istemediğini beyan etmesine karşılık bu durum uygulamadan kaldırılmamış, ısrarla sürdürülmektedir. Yaşanan tüm olumsuzluklar saymakla bitmez. Bugün özveri ile çalışan nöbetçi eczanelere diğer eczacı arkadaşları da yardım etmiş eczanesindeki ilaçları arkadaşı ile paylaşmıştır. Buna karşılık SGK’ nın reçete provizyon sistemi zaman zaman kapatılarak nöbetçi eczaneler zor durumda bırakılmış hastalar beklemek zorunda kalmıştır. Yirmi dört bin eczane, bırakılan nöbetçiler haricinde eylemi bölmeden tam gün kepenklerini kapatıyorsa düşünülmesi ve yapılması gereken bir şeyler var demektir!...
Unutmamak gerekir ki bugün yapılan mücadele bir ekmek kavgasıdır, yaşama savaşıdır ve bir meslek grubunun ayakta kalma mücadelesidir.


4 Aralık 2009  23:46:32 - Okuma: (1200)  Yazdır




İstatistik