Yazı

Türkiye’ye son zamanların moda karalaması “faşizm”
Türkiye’ye son zamanların moda karalaması “faşizm” 

Etem Kutsigil

Sevgili okurlarım hemen hemen bir aydan beri bilgisayarım tarafından ihanete uğramış bulunuyorum. Hazır herkes birbirini “faşist” diye karalarken, ben de “faşist baba” olayım bari deyip, kızıma bir “darbe” düzenleyip, bilgisayarına tam bir faşist gibi el koydum! Beni size kavuşturan da bu darbeci yaklaşımım oldu. (!)

Değindiğim gibi, şimdi moda FAŞİZM. Nedir faşizm? Kitapların yazdığına göre kelimenin aslı Latince. Demet demekmiş. Sembolü de, demetlenmiş sopalara bağlı bir balta. Amacı ise birlik ve kuvveti simgelemek. Gerek Almanya’da iktidara gelen “Nazi rejimi”, gerekse İtalya’daki “Faşizm”, kapitalizme karşı olan ve onu, “işçileri sömüren bir rejim” sayan Komünizmi ezmek isteyen, Kapitalist Avrupa’nın desteklediği rejimin adıdır Faşizm. Bu isim altında, 1942-1945 yılları arasında İtalya’da Mussolini’nin kurduğu rejimin de adıdır aynı zamanda. Genç faşiştlerdeki giyim tarzı yâni “siyah gömlek” de bir başka göstergesiydi. (kara gömlekliler) Amaçları kendilerinden olmayanları ezmek, egemenliklerini devam ettirmekti. Disiplin yönünden çok serttiler. Bazı yazarlar bu rejimin köklerinin Fransız İhtilâli’ne kadar indiğini söyler. Bunları anlatmamı, sakın GOOGLE UKALALIĞI yapmak istiyormuşum gibi algılamayın. Amacım, bunun uygulamalarını bilmeyenlere, 1943/945 yıllarında yaşadığım bu dönemden, bir iki hâtıra nakletmek.         
Biliyorsunuzdur Rodos 1912 yılına kadar Osmanlı toprağıydı. İtalya işgal etti. Muhtemelen 1944 yılında su katılmamış bir faşist Vali geldi. Adam çam yarması gibi. Kafası usturayla kazınmış. Bir çuval bıyığı olan tam filmlerdeki “kötü adam” tipli birisi. (okuyanlar Wilhelm Tell’in hikâyesini bilirler. Şehre atanan bir Vali,   halkı aşağılamak için, şapkasını meydandaki bir direğe asar. Ve oradan geçenlerin “şapkayı selâmlamasını” emreder. Selâmlamayana ağır cezalar verir.) Bu Vali de, (ki adı De Bechi’dir.) makam arabasına, sesi uzaklardan duyulan, özel bir korna koydurmuş Halk gelişini haber alsın da, “hazır ol” vaziyette sağ kolunu ileri uzatarak, faşist selâmıyla onu selâmlasın. Bu olay basit gibi görülebilir. Fakat amaç toplumun kişiliğini incitmek ve gurunu zedelemek olunca, işin rengi değişiyor. Kuvvet onda olunca da, halkta yılgınlık başlıyor.
Bu Valinin başka bir amacı da, aynı dinden olmalarına karşılık, ayrı mezheplerden olan yerli Rumları manevî baskı altına almak için, dînî uygulamalarında sınırlama getirmekti… Rumlar Hz. İsa’nın ölümünü sembolik, çok süslenmiş bir tahtırevanın içine koydukları İkon’uyla (temsili resmi) sokaklarda dolaştırırlar. (Epitafio denir bu törene) Vali bunu da yasakladı. Kilise bahçesinin dış duvarıyla, tören alayının güzergâhını sınırladı.
Bu uygulamalar Rodosluları çileden çıkarıyordu. Nereden bileceklerdi ki, “deveden büyük fil var”. Ve o “fil” gelecekti. Bu da bize insanlık öğreten Almanların “Nasyonal Sosyalizm Partisiydi. Yani, vahşi NAZİ’lerdi. NAZİ zulmünü anlatmama gerek yok. Herkes zaten biliyor. Ben yalnızca bir örnekle yetineceğim.
Babam Rodos’taki sigara fabrikasında muhasebeciydi. Bir akşam eve geldiğinde, bir önceki gece fabrikaya iki hırsız girdiğini söyledi. İkisi de Rummuş. Bir suç ortakları varmış. O da nöbetçi Alman askeri. Birisi 5.000, beş bin)diğeri 150 (yüz elli) sigara çalmış. Yakalandıklarını duyan aileleri, değişmiş olan İtalyan Valiye hemen o sabah gidip yardım istemişler. Vali Alman komutana sormuş. Aldığı cevap “Ha! Dün geceki hırsızlar mı? Şafak vaktinde kurşuna dizildiler.”
Bu hatıralardan sonra gelelim günümüze: Sevgili MHP’liler, Sevgili Kürt vatandaşlarımız; Dışarıdan, içerden aramıza sürekli olarak, nifak tohumları serpilen günler yaşıyoruz. Toplumlar arasında yakın uzak tarihlerde, acı olaylar yaşanmıştır. Bunların “tahlilimi yapıyorum” diye yaraların didiklenmesi yurdumuza felâket getirir. Öyle falâketler ki, bir sizden, bir bizden derken, Türkiye ABD’ye, AB’ye yem olur. Bu gibi olaylar, o günün koşulları düşünülerek incelenmelidir. 21. Yüzyılın kavramlarıyla değil! Onlar biliyorlar ki, bizi SAVAŞARAK ZOR YENERLER. Fakat bizi birbirimize kırdırarak Anadolu’ya, YANİ DÜNYA CENNETİ’ne egemen olmak istiyorlar. Kuvvet ancak birlikte olursak gelir. Düşmanlıklarla kavgalarla hele bölünerek hiç gelmez.

UYANIN! UYANIN! UYANIN! ZİRA, HER İKİ TARAF İÇİN DE BAŞKA YURT YOK!



22 Kasım 2009  13:22:33 - Okuma: (902)  Yazdır




İstatistik