Yazı

Fırat'ın Mozaik İncisi “Zeugma”
Fırat'ın Mozaik İncisi “Zeugma” 

Ümran Songun

Gece geç saatte yatmamıza karşılık sabah erkenden uyanmak hiç de zor olmadı bizler için. Sabahın yedisinde otelin terasından Gaziantep’in tertemiz havasını çektik içimize. Nefis bir kahvaltıdan sonra muhteşem Zeugma mozaiklerini görmek için Gaziantep Arkeoloji Müzesine gittik.

 
Tarihi, taş mozaiklerde yaşamak ve tarihe dokunmak harika bir duygu. Taşların dili var ve taşlar konuşuyor sanki. Renklerinde, her dokusunda, her motifinde o dönemleri yaşatıyor.
Zeugma, içinde pek çok uygarlığı barındırıyor. M.Ö. 300 yılından günümüze kadar tüm gizemi ve sırlarıyla ayakta kalmak için direniyor. Fırat nehrinin en sığ kıyılarından birinde yer aldığı için de tarih boyunca önemi büyük bir kent olmuş. Romalıların kenti ele geçirmesiyle de ismi “köprü” anlamına gelen “Zeugma” adını almış.
Zeugma, Roma villaları ve mozaikleri ile dünyaca ünlü bir antik şehir. Burada gün yüzüne çıkarılan mozaikler neredeyse bin metrekareyi buluyor. Ayrıca bu bölgede bir dünya rekoru kırılarak yüz bin mühür baskısı (bulla) bulunmakta. Gaziantep arkeoloji müzesinde görmüş olduğumuz bu mühürler o dönemin sosyal özelliklerini gözler önüne sermesi açısından oldukça önemli. Bir de bir buçuk metre boyunda, bronzdan yapılmış, yaklaşık 1800 yıllık olduğu tahmin edilen Ares’ (Savaş Tanrısı Mars) in heykeli görülmeye değer.
Arkadaşımız Yusuf Yavaş, Zeugma kazılarında emeği geçen Arkeologlarımızdandır. Ve hatta az önce bahsini yaptığım bronz Mars heykelini kazılar sırasında bulan arkeologumuzdur.
Bizlere anlattığına göre; yapılan kazı çalışmalarında Zeugma A, B ve C olarak üç bölümde incelenmiş. (Şehrin villaları ve çarşılarının bulunduğu A ve B bölümleri bugün Birecik Hidroelektrik Baraj gölü altında bulunmaktadır.) Baraj suyu yükselmeden önce oradaki mozaikleri kurtarmak için  gece gündüz demeden çalışmışlar. Tabi bu arada çalınan mozaikler de olmuş. Bu nedenle bazı mozaiklerin figürleri eksik kalmış. Henüz kazı yapılmamış C bölümünde ise ileride bir açık hava müzesi oluşturulması planlanmakta.
Gaziantep müzesinde gördüğümüz Zeugma villalarına ait mozaikler harika birer sanat eseri. Bu mozaiklerin doğal renkli taşlardan hiç hatasız döşenmesi, o dönem insanlarının, sanatçı olduğu kadar zeki olduklarının göstergesi gibi duruyor. Ve ayrıca matematik alanındaki bilgilerinin gelişmişliğinin de şaşırtıcı bir ispatı adeta.
Villaların tabanları renkli taşlardan oluşan ve mitolojik konular içeren mozaiklerle döşenmiş. Odaların duvarlarında çok renkli boyalarla yapılmış insan figürleri ve bitki motifleriyle süslü fireskolar var. Odalar, sıcak iklimden dolayı sütunlu iç avlulara açılmış ve aynı zamanda yağmur suyunu toplayıp sarnıçlara akıtmak için de kullanılmış. Villaların çoğu, yamaçtan dolayı iki hatta üç katlı. Buradaki mozaikleri izlemeye doyamıyorsunuz. Mozaikler renkli nehir taşları kullanılarak yapılmış. On adet renk açıktan koyuya doğru çok sayıda renk tonu, ışık ve gölge ile bütünleştirilerek kullanılmış. Doğada bulunmayan renklerse cam atölyelerinden sağlanmış.
Çingene kızı “Menad” figürü Zeugma’nın simgesi durumundadır. Menad’ ın gözleri 360 derece etrafına bakabilmektedir. Ayrıca müzede o dönemlere ait takılar, mühürler, çocuk oyuncakları ... vs de sergilenmektedir.
Gaziantep Müzesinde görmüş olduğumuz mozaikler bizleri büyüledi. Bir de  bizleri büyüleyen bir insan  vardı ki, güler yüzü, tatlı dili ve misafirperverliği ile onca işi arasında bizlere zaman ayıran Türkiye’nin tek Uluslararası Gurme Rehberi Filiz Hösükoğlu. Türkiye’de onun mesleğini yapan ikinci bir kişi yok. Güneydoğu Anadolu Tanıtım Projesi Koordinatörü olan Filiz Hanım,  Güneydoğu Anadolu Rehberi’ nin hazırlanması ile kültürel ve tarihi mirasın daha sonraki nesillere, doğru ve sistemli bir şekilde aktarılmasını da sağlamış. Ayrıca Ekonomik ve Sosyal Entegrasyon Projesi (EKOSEP) Gaziantep İl Koordinatörü olan Filiz Hösükoğlu, (ABIGEM) Avrupa Birliği Geliştirme Merkezi’nde de çalışıyor.
O, çok yönlü, çalışkan ve başarılı bir insan ve bir o kadar da mütevazı, güler yüzlü ve çok cana yakın. Filiz Hanımla sohbetimizde yemekle ilgili çok şey öğrendik. Yemeğin lezzetinde havanın neminin, suyun kalitesi ile beraber pek çok dış etkenlerin de önemini öğrendik. Gaziantep ile ilgili pek çok bilgiyi edinip gezeceğimiz ve alışveriş yapacağımız yerlerin isimlerini aldık. Bizlere hediye etmiş olduğu Güneydoğu Anadolu Rehberi ise yolumuzu aydınlattı.
Büyükşehir Belediyesi Gaziantep Kent Müzesi de görülmeye değer yerlerden. Bayaz Han adı verilen eski taş binanın üst katının kent müzesi olarak değerlendirilmesi çok hoşumuza gitti. Girişte büyükçe bir bankonun arkasında iki görevli bizlere birer rehber ve kulaklık verdi. Binanın her bir odası Gaziantep şehrini anlatıyordu. Kulaklıklarımız ve boynumuza astığımız rehberimiz (audio guide) bize hangi odaya girersek o odada bulunan her şeyi anlatıyordu. Bu sistem hoşumuza gitmişti. Yıllardır boş duran eski tekel binamız bir gün Selçuk Kent Müzesi olursa, müzeyi gezen insanları bilgilendirmek için bu sistem kullanılabilir diye düşünmeden edemedik.
Kent müzesinin alt katının bir bölümü harika bir restoran ve diğer bölümü ise bu güne kadar görmediğim tarzda bir bara benziyordu.(Bayazhan spr pub restaurant) Fakat çok farklı bir tarz ile döşenmişti. Girişte deri koltuklar ve koltukların yanında kitaplık ve kitaplar. Binanın caddeye bakan pencere önlerinde berjerler, ortada bir bar ve yüksek tabureler, büyükçe plazma televizyonlar  vardı. Oturmanıza gerek yok. İç mekanın döşemesini, perdelerini içerdeki tabağı, kaşığı, bardağı seyrederek de dinlenebilirsiniz. Böyle bir mekanda, inanın, ufkunuz genişler. Kim bilir neler düşünüp neler üretirsiniz. Eskiye sahip çıkmak, onu korumak, onun kaybolmasına izin vermemek ve  onca zamana direnen o yapıyı,  yaşadığımız zamanla özdeşleştirip onu yaşamak o kadar güzel ki… İnanın anlatmak için kelime bulamıyorum. Gönlüm isterdi ki Aksoy Otel yıkılmasın. Belki de Selçuk Kent Müzesi’nin yanında geçmişi yüz yıl olmasa da Selçuk’ u anlatan bir yapının korunması ne güzel olurdu. Orada bir kültür merkezi oluşturulabilirdi. Balkonunda, terasında oturup su kemerlerinin tarihi yapısını soluyarak elinizdeki çayı yudumlarken kitabınızı okuyabilir ya da masanızdaki bilgisayarla Efes’imizin tarihini araştırabilirdiniz...
...devam edecek.


17 Kasım 2009  22:22:44 - Okuma: (1196)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik