Yazı

Bir Musibet, Bin Nasihattan İyidir
Bir Musibet, Bin Nasihattan İyidir 

Hüseyin Taşyakan

Toplumumuzda olağan bir alışkanlıktır, ne kadar nasihat dinlesek tamam deriz ama yine bildiğimizi okur ve hatalarımızdan dönmek için, illaki acı tecrübeler yaşamamız gerekir.

   Bu gün ülkemizde yaşananları izledikçe başlık olarak kullandığımız  sözün ne kadar yerinde ve anlamlı olduğunu düşünüyorum. Ziraa Türkiye bir AKP felaketini yaşıyor olmasaydı (Evet, belki kanımızı donduran söylemleri duymaz, toplumda infiale neden olabilecek olaylara da şahit olmazdık) bu partiyi iktidara taşıyarak ne büyük bir yanlış yaptığımızı da anlamayacaktık.Tabi bu nun vebali bunlara iki dönem oy verenlerindir. 
 
    AKP' yi bir felaket olarak tanımlamamızdan bazı kişiler mutlaka hoşlanmayacaktır. Ancak son haftalarda yaşananları burada irdeleyince, bu partinin iktidarında olanlar için felaketten başka bir ifadeyi kullanabilecek olan varsa beri gelsin.Bu sözüm tabiki,yandaşlara ve mışıl mışıl uyuyup,uyutulup bu ülke sınırları içinde kendisinden başka hiç bir kaygısı olmayan yalakalara değil... Onlara göre AKP gökten zembille inmiş ettikleri her söz ayeti kelimeler kadar doğru, her icraatlarında da hayırlara vesileler bulunan melekler ordusu.AKP' ye bu ölçüde gözü kapalı bakan bir zihniyete de meram anlatmaya çalışmak abesle iştigal olur. 
 
    Israrla AK diye insanların hafızasına sokmaya çalıştıkları , ancak icraatları ile adalet kavramına rahmet okutan Adalet ve Kalkınma Partisi bir açılım türküsüdür tutturup,kulak tırmalayan bu türküleriyle bu ülkede canını yakmadık şehit anası, onurunu inciltmedik gazi ve eminim ki zıvanadan çıkarmadık tek bir Atatürk ve cumhuriyet aşığı vatandaş bırakmamıştır. Baştan adına Kürt  deyip sonradan, ülke genelinde oluşan protestoları görünce bu nu Demokratik olarak değiştirdikleri açılımlarında yaşanan kepazelik şehitlerimizin kemiklerini sızlatmıştır. Bu ülkenin güvenliği için canını hiçe sayarak görev yapan askerlerimize kurşun sıkmış hainler, dağdan ellerini sallaya sallaya inmiş ve bir kaç saatte serbest kalarak evlerine gitmiştir. Bu iktidarın açılım adıyla millete dikte ettiği bu utanç verici durumu izah etmesi mümkün değildir. Eli kanlı katilleri 2 saatte evine bırakan bu zihniyetin, sadece korkularının bahanesiyle Ergenekoncusun, çetesin, darbecisin diye 1 senedir hapiste tuttuğu insanlar içinde yapacak tek bir kelimelik açıklaması olamaz, olsa da buna beşikteki bebek bile inanmaz.
 
    Mecliste geceyarısı operasyonlarıyla askerleri sivil mahkemede yargılamaya dair kanun çıkaracaksın (Bu nu sokaktakivatandaşa sorarsanız,kanunun çıkarılma sebebi olarak sadece KUYRUK ACISI ifadesini kullanacağını da görürsünüz.) ama açılım safsatası gereği dağdan inen eşkiyanın DTP' liler tarafından, üstelik kamu imkanları da kullanılarak kahramanlar(!)  gibi karşılanmasına göz yumacaksın. Bu rezaleti aklı yerinde olan hiç kimse demokratik veya barış ve kardeşlik ifadeleriyle normalmiş gibi gösteremez. Tabi ki bu durumda bile, hergün iktidar yalakalığı yaptıkları köşelerinde  güzel şeyler oluyor diyen liboşlara bu nu anlatacak değiliz. Güzel şeyler dedikleri olayların içinde sözde (!) teslim olan ancak 2 saat sonra serbest kalan katillerden birinin yaptığı açıklamayı dinlerken, insan bir anda tüm insani duygularından sıyrılıp öfke ve nefretiyle adeta canavarlaşıp bu katilleri boğazlamak istiyor. Adam sırıtan bir yüz ifadesiyle, ''biz teslim olmaya  değil, barışa kardeşliğe ve demokratik oluşuma katkı vermeye geldik'' diye küstahlık yapıyor, DTP li yandaşları alkışlıyor, ve bu ülkeyi yönetenler bütün bu olanları sadece izliyor.Daha açılım dediklerinin başında neler olabileceğini 10 yaşında çocuklar bile tahmin edebiliyor ama, AKP zihniyeti ancak bu kepazelikler olduktan sonra '' Bunların olacağını tahmin etmemiştik diyrek '' aslında ülkeyi yönetecek ehliyet ve tecrübeye sahip olmadıklarını da itiraf etmiş oluyor. 
 
   Vatandaşımızın yaşadığı musibet bununla da son bulmuyor. Asker, sivil, kadın,erkek çocuk ve bebek demeden acımasızca katleden eli kanlı katiller hvai fişekler patlatılarak ellerinde pkk bayrağı dedikleri paçavralarla karşılanırken; Meclisi ziyeret etmek isteyen bir grup şehit ailesi burada tartaklanıp ellerindeki türk bayrakları toplanıyor. Bu da yetmiyor, Denizli' de Cumhuriyet bayramı kutlamalarında ADD üyesi 300 vatandaş kortej yürüyüşüne katılmak istiyor ancak burada polisin müdahalesiyle karşılaşıyor ve yaşanan arbede de bir çok vatandaşımız ezilme tehlikesi atlatıyor.
 
   Musibetler son bulmak bilmiyor; Recep Tayyip ERDOĞAN' ın konuk olduğu bir programda, şehit cenazeleri esnasında anaların, dul kalan eşlerin, yetim kalan çocukların acıyla feryat figan edişleri için kullandığı bir ifadeyi duyuyoruz ve adeta kanımız donuyor. Bu ülkenin başbakanı o görüntüler için YAYGARA ifadesini kullanıyor. Ocağına ateş düşen bu insanların gereksiz yere abartılı bağırıp çağırdığını söylüyor yani. Bu nun yorumunu sadece AKP antipatisi olanların değil, AKP  yandaşı olanların da vicdanına bırakmak istiyorum.
    
    Ve tüm bu yaşananların içinde Gazilerimizin ellerinde madalyaları ile valiliklere gidip, bize kurşun sıkanlara gösterilen tavır vicdanımızı kanatmıştır. Bu madalyaları iade etmek istiyorum demeleri de ülkesini ve bayrağını seven her vatandaşımızında yüreğine oturmuştur.
 
     Bu arada sürekli olarak vatandaşın karşısında dini kullanan bu zihniyetle ilgili olarak,fikir vermesi açısından yararlı olacağını düşündüğüm ve iktidar yalakası gazetelerde asla göremeyeceğiniz bir olayı da burada paylaşmak isterim. Yer Üsküdar Marmara İlahiyat Vakfı Camiisi. 6 kasım Cuma günü cemaat cami avlusunda toplanmış namaz vaktini bekliyor. Namaz vakti 11.55,ancak o saat geliyor ama ezan okunmuyor.Saatler 12- 12.05- 12.10 oluyor ama ezanhalen yok. O sırada camiiye korumalarıyla birlikte Başbakan geliyor.Nihayet saatler 12.20 ye doğru gelirken ezan okunuyor... Sanırım oradaki cemaat te anlıyorki; Ezanın okunması öğle vaktine göre değil, Başbakan' ın vaktine göre ayarlanmış (Metin TÜRKER' in 8 kasım Pazar SÖZCÜ gazetesindeki yazısından alıntıdır). AKP hakkında benimle tartışırken sürekli olarak onların Dinimize olan saygısından dem vuran arkadaşların dikkatine sunmak için aktarmak istedim. 
 
     İşte bu kadar sabırları zorlayan olayları yaşamiş olmamız aslında gerekliydi gibi geliyor bana. Eğer bunları görmüyor, yaşamıyor olsaydık AKP' nin bu ülke için ne kadar büyük bir hata olduğunu anlayamazdık. Nasihatlerden ders almayanlar, hiç olmazsa bu kadar yaşanmış musibetten ders alsın diye umuyoruz. 2010 da genel seçim var, ancak Türkiye' nin bir musibet daha yaşamaya zamanı da yok, tahammülü de.


8 Kasım 2009  16:47:59 - Okuma: (804)  Yazdır




İstatistik