Yazı

Kafalar İyice Karıştı
Kafalar İyice Karıştı 

Özcan Nevres

Açılımlar, saçılımlar derken kafalar iyice karıştı. Nasıl karışmasın ki? Islak imza olayı umulmayan boyutlara ulaştı.

Amerika güdümlü Taraf gazetesinin gündeme taşıdığı bu konu, siyasilerle askerleri karşı karşıya getirecek bir duruma geldi. Fethullah Gülen'in çok az satan genelde parasız dağıtılan Zaman gazetesinde bir köşe yazarı bu mevcut orduya karşı yeni bir ordu kurulması gerektiğini yazabiliyor. Fırsat bu fırsat diyen şer güçleri de ülkemizi fütursuzca tehdit edebiliyor. Ermeniler ile yapılan sınırların açılması anlaşmasına karşı olan ASALA adlı Ermeni terör örgütü eski eylemlere yani dış ülkelerdeki elçilerimize suikastları tekrar başlarız diyorlar. Düne kadar dünya ülkelerine PKK yı terör örgütü olarak kabul ettirmeye çalışan Sayın Başbakan o dağdan inenlere terörist diyemem. Onlar terörist değil, denmesine de razı değilim. Bizler uzlaşmacıyız diyebiliyor. Bir de bunu şehit ailelerine ve gazilerimize sormak gerekir. Sayın Başbakana göre terörist olmayan bu dağdan inmeler sizce nedir diye. Verecekleri yanıtı düşünmek bile istemiyorum.
Islak imza, Ermeni anlaşması, Kürt açılımı ve van minüt derken şimdi de GDO olayı ortaya çıktı. Tüm gelişmiş ülkeler doğal gıdalara yönelmişken bizim hükümletimiz GDO ya izin veren kararnameyi imzalayıverdi. Nedir bu GDO? Genleri Değiştirilmiş Organik ürünler. Yani bu GDO sayesinde balık kokulu domatesler, Sarımsak kokulu kabaklar ve daha nicelerini yiyeceğiz. Peki bu bitkilerin genetik yapısını değiştiren bu gıdalar insanların ve hayvanların genlerinde değişiklere neden olmayacaklar mı? Olmayacağının garantisi var mı? Oysa yıllardır gıda uzmanları hormonlu ve aşırı tarım ilaçları kullanılmış gıdaları yemememiz gerektiğini açıklayıp duruyorlar. Hormonlu ve zirai ilaç kalıntılı gıda maddelerimiz ihraç ettiğimiz ülkelerden boşuna mı geri gönderiliyor? O ülkelerin geri gönderdiği ürünleri bu kez de yurt içine pazarlayıp insanlarımıza yediriyorlar. O gıdalar yüzünden insanlarımızın kanser olacakları veya başka hastalıklara yakalanacak olmaları umurlarında bile değil. Bu yetmiyormuş gibi şimdide bu genleri değiştirilmiş gıdaları insanlarımıza gönül rahatlığıyla yedirecekler.
GDO niçin gündeme geldi? Bazı bilim adamlarına göre dünya artan nüfusu besleyemeyecek duruma geldi. O nedenle her türlü tarım ürünlerinde büyük artış sağlanılması gerekiyor. Yalnızca yaz aylarında yetiştirilebilen yaz ürünlerinin genleri değiştirilerek kış aylarında da yetiştirilmesi sağlanılıyor. Kış aylarında yetişen ürünlerin de yaz aylarında yetiştirilmesi sağlanılıyor. Hem de yaklaşık on misli daha fazla ürün alınılarak. Dahası bu ürünler hastalıklara karşı da oldukça dayanıklı oluyorlar. Tüm bu veriler kulağa hoş geliyor ama insan sağlığına vereceği kötü etkileri ise hiçe sayıyorlar. İnsanları daha iyi doyuracağız diye insanların kanser ve benzeri ölümcül hastalıklara yakalanmalarına neden olmak insanlığa yararlı bir girişim olamaz.
Türkiye gibi tarım arazisi zengini bir ülkede en akılcı olanı doğal ürünler yetiştirmektedir. GDO lu tohum üretim şampiyonu İsrail yetiştirdiği doğal ürünlerle Avrupa pazarlarını fethetmiş bulunmaktadır. Hem de daracık, kalaycı kumu arazilerinde bu işi gerçekleştirmektedir. O halde bu kadar zengin tarım topraklarına sahip olan ülkemiz neden doğal ürünler yetiştiremez? Yetiştiremez. Çünkü ülke genelinde ne kadar tohum üretme istasyonları varsa tümünü kapattırmışlar ve tohumculukta dışa bağımlılığa neden olmuşlardır. Türkiye'deki bazı bilim adamları ne kadar kötü durumda olduğumuzu anlamışlar ve köy köy gezerek elde kalmış, özellikleri ile oynanmamış tohum aramaya başlamışlardır. İnşallah başarılı olurlar ve sayelerinde doğal ürün yeme ve yetiştirme şansını yakalarız. Bu yapılmaz ise evimizin küçük bahçesinde, bahçemiz yoksa balkonumuzda saksılar içerisinde doğal sebzeler bile yetiştiremeyiz.
Sağlıklı yaşam koşullarına uymak için ekmeğimizi funda yaprağı ve kişniş katkılı olarak evimizde yapmaktayız. Üstelik el değmeden. Her sabah iki çorba kaşığı keten tohumu, bir çorba kaşığı çörek otu iki parça kabuk tarçını elektrikli kahve değirmeninde öğüterek bal ve pekmezle karıştırarak yiyoruz. Bu ürünler doğal mıdır diye aklımızın kenarından bile geçirmiyoruz. Keten tohumunu alırken ithal olanı değil, yerli üretim olanını tercih ediyoruz. Diğerlerini ise şansa bırakıyoruz. Yetmiş dört yaşında olmama rağmen halen bir günde arabamla sekiz yüz kilometre yolu yorulmadan kat edebildiğime göre, demek ki işe yarıyor.
Sağlıklı yaşamak için okurlarıma doğal ürünlerle beslenmelerini öneriyorum. CHP nin GDO ya karşı takındığı sert tavrı yürekten destekliyorum.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com

4 Kasım 2009  23:33:01 - Okuma: (601)  Yazdır




İstatistik