Yazı

Ben Gaziyim Şehidim
Ben Gaziyim Şehidim 

Özcan Nevres

Ben bebek katilleri PKK lılarla canımı ortaya koyarak savaşırken şehit düştüm.

Vatanıma canım feda derdim şehit düşmeden önce. Yıllardır bir metre derinlikteki çukurumda vatanım için şehit olduğumdan huzur içinde yatıyordum. Birden ne oldu bilmiyorum. Kemiklerim sızım sızım sızlamaya başladı. Sızılarımın nedenini öğrendiğimde ağrılarım defalarca katlandı. Meğer benim hayatım pahasına savaştığım bebek katilleri güya pişman oldukları için bizim ölümüne savunduğumuz vatanımıza geri dönmeye başlamışlar. Tutuklayıp ceza evlerine konulacaklarına büyük bir karşılama töreniyle karşılanmışlar. Uğurlarına havai fişekler bile patlatmışlar. Allahım bizim suçumuz neydi ki bizi bu denli büyük bir acıya gark ettin. Ben bir metrelik bir çukurda karanlıklar içindeyken bizi şehit edilenler kahramanlar gibi karşılanıyor. Buna neden olanların mahşerde iki elimiz yakalarında olacaktır.
Ya biz gaziler ne durumdayız? Kimimiz protez bacaklara ve kollara mahkum olmuşuz. Kimimizin yüzü tanınmayacak duruma düşmüşüz. Bizi bu duruma düşürenler ise şimdi bize layık görülmeyen karşılama törenleriyle karşılanıyorlar. Bu durumu gördükten sonra göğsümüzde gururla taşımakta olduğumuz madalyalarımızdan utanç duyar olduk. Bize şimdi yeni bir gurur kapısı açıldı. Artık göğsümüzde taşımaktan utanç duyduğumuz madalyalarımızı açılımcıların yüzüne fırlatacağız. Nasıl atmayalım ki? Şehit ve gazi analarının yürekleri cayır cayır yanarken biz göğsümüzde o madalyaları nasıl taşırız? O madalyaları göğsümüzde gören şehit ve gazi analarının ciğerleri cayır cayır yanmaz mı?
Bizim de yüreğimiz yanıyor çok sevgili şehit ve gazi anaları. Ne yazık ki bizim göğsümüzde fırlatıp atabileceğimiz bir madalyamız yok ki.
***
Bir Türkiye ki dört tarafı uzlaşmazlık içinde olduğu ve bir türlü gerçek anlamda dostluk kuramadığı ülkelerle çevrili. Batıda Yunanistan Ege denizi üzerinden megalo ideasını sürdürüyor. Denizin içindeki işe yaramaz kayalıkları bile kara suları için sahiplenmeye çalışıyor. Güneyinde Suriye ile dostluk gösterileri ile gözler boyanırken Suriye'nin Hatay üzerindeki hak iddiası halen devam etmektedir. Haritalarında halen Hatay Suriye sınırları içinde gösterilmektedir. Irak'ın kuzeyinde kurulmaya çalışılan sözde Kürdistanlılar Büyük Kürdistan ideali ile yanıp tutuşmakta. Doğusundaki Ermenistan ile anlı şanlı sözde dostluk anlaşmaları imzalanırken Ermenistan ne aramızdaki sınırı kabul ediyor ne de sahte Ermeni soy kırımından vazgeçiyor. Ne de Karabağ'dan çekilmeyi kabul ediyor. Kuzeyimizdeki Rusya ile ise hep limoniyiz. Doğumuzda bir tek dostumuz Azerbaycan'dı. Ermenistan ile açılacak olan kapı anlaşması yüzünden aramız olabildiğince bozuldu. Azerbaycan'da kızgınlık had safhada olduğu için Türk şehitliğindeki bayraklarımızı bile görmeye tahammülleri kalmamış. Ülkemizi ta Kurtuluş Savaşımızdan bu yana desteklemiş olan Azerbaycan ile artık hiçbir dostluk bağı kalmamış. Güneyimizdeki uzak komşumuz İsrail ile güçlü dış ticaretimiz ve teknoloji anlaşmalarımız vardı. Birinci Dünya Savaşında yenilmiş olan Osmanlı'nın askerlerini arkadan hançerleyen Filistinlilere arka çıkma şovu yüzünden o ülkenin de dostluğunu kaybettik. Oysa İsrail'e çok büyük bir su satışımız olacaktı. Ülkemize petrol parası gibi su parası akacaktı.
Dostluklar çok zor kurulur. Çok kolay yıkılır. İşte Azerbaycan örneği ortada. Dostluk yıkıldığı anda körlemeler hemen başladı. Eğitimsiz bir ordu yüzünden Ermenistan ile savaşı kaybetmişti. Ordusunda savaş teknikler geliştirmek için Türkiye Azerbaycan'a en deneyimli subaylarını gönderip Azerbaycan ordusunun eğitilmesini üstlendi. Karşılığında Türkiye'ye dünya petrol piyasasına göre üçte bir fiyatına petrol sattı. Azerbaycan dostluğu bitirmeye karar verdiği gün artık Türkiye'ye piyasa fiyatına göre petrol satacağını, başka ülkelere satacağı petrolü Türkiye üzerinden geçirmeyeceğini açıkladı. Bu dostluğun Ermenistan uğruna bozulmuş olması yüzünden hem daha pahalı petrol almamıza, hemde ülkemiz üzerinden geçerek Avrupa pazarlarına ulaşacak olan petrolden nakil parası alamamamıza neden oldu. Azerbaycan'a gönül almak için gidecek olan heyetler eski dostluğumuzu tekrar kazanmamız için etkili olamayacaktır. Dostluk sırçası bir kez kırılmayı görsün. Parçalar bir araya getirilse bile eskisi gibi olamaz.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com

29 Ekim 2009  23:56:31 - Okuma: (523)  Yazdır




İstatistik