Yazı

Hayatta İnanmam!
Hayatta İnanmam! 

İbrahim Becer

Albay Dursun Çiçek’in, “irtica eylem planı” olarak da bilinen evrakının orijinal olduğu ortaya çıktı.

         Ulusal Medyayı takip eden herkes konu hakkında malumat sahibidir. Planın içeriğine kısaca bakarsanız, daha öncekilerin bir benzeri olduğunu görürsünüz.
         Buraya kadar Beni şaşırtmadı zaten. Belge, orijinal olabilir ama içeriği sıradan. Bir tek gariplik vardı; Işık evleri olarak da bilinen Gülen Cemaatine yakın öğrenci evlerine silah bırakılarak yakalanmalarını sağlamak ve Onları kamuoyu nezdinde bir terör örgütü mensubu olarak lanse etmek.
         Bakın; benim üç senem Nur Cemaatinin içinde geçti. Cemaati iyi bilirim. En azından bugün zerre kadar bilgisi olmadan, kişisel paranoyaları neticesinde ağız dolusu küfür etmekten başka hiçbir şey yapmayanlardan çok daha iyi. Nur Cemaatine her türlü ithamda bulunabilirsiniz de bir tek şeyle suçlayamazsınız: “Silahlı teşekkül oluşturmak”.
         Kabak gibi yalandır çünkü. Yalanın “kabağı” olur mu demeyin. Bu, kabak gibi yalandır. Bu işlerden az buçuk anlayan, Türkiye’deki “tarikat yapılanmaları” hakkında biraz bilgisi olan bir insan bu tezi çok rahat çürütür.
         Bırakın silah kullanmayı, Seksen Öncesi dönemde Solcu Gruplarla fiili olarak mücadele eden Müslüman gruplar bile Nurcuları kendi yanlarına çekememişlerdir. Buna karşılık, Nurcuların kaldığı evler, yurtlar yine bu gruplar tarafından taşlanmıştır. Fethullah Gülen’in talimatıyla hiçbir boykota, eyleme, çatışmaya katılmayarak 12 Eylül Dönemini kayıpsız atlatmışlardır.( bkz. Milliyet Gazetesi Tarikatlar Ansiklopedisi)  
         Bugün Tayip Erdoğan Ekolü nasıl Necip Fazıl’dan ve onun “ideolocya” sından geliyorsa, Nurcuların kökü de Said Nursi ve Onun Risalelerinden, Mektubattan, Lemalardan gelir.
         Şimdi sıkı durun; Nur Cemaatini zamanında “dogmatik, statik bir yapıya malik olmakla” itham eden kimdi biliyor musunuz? Tayip Erdoğan’ın en büyük esin kaynağı, “şiiri Ben yazdım ama bu çocuk okudu” diye taltif ettiği Necip Fazıl’ın ta kendisi.( bkz. Ruşen Çakır- Ayet ve slogan)
         Türkiye’de Nur Hareketi, bırakın silahlı mücadeleyi, siyasi mücadeleye bile soğuk durmuştur. Necip fazıl Ekolü ve Said Nursi ekolü arasında öyle sanıldığı gibi can ciğer kuzu sarması durum tarihleri boyunca pek yaşanmamıştır.
         Bunları neden anlattık peki?
         Ne bir tarafı tahkir etmek amacım, ne de karşı tarafı taltif etmek. Albay suçluysa buna Hukuk karar verecek zaten. Benim takıldığım ve şikâyetçi olduğum konu şu: Çok fazla cahiliz. Bahsi geçen Albay’ın da bunu yapmadığına inanıyorum. Çünkü böyle bir mevkiye gelmiş, böyle bir planı olan insanın, düşman bellediği konu hakkında daha detaylı bilgiye sahip olması gerekir.
         Eğer ki değilse ortaya şu gerçek çıkar ki bu çok aşağılayıcıdır, o da şu: Türkiye’de darbe başta olmak üzere her türlü manüpülatif eylem hazırlığında olanların sahip olduğu kitle; kapkara bir taassubun içinde yüzen, cahil, slogan atmaktan, düşmanı oldukları kişi ve gruplara karşı en galiz küfürleri etmekten başka bir iş görmeyen, aynı şeyleri tekrarlamak konusunda papağanları imrendirecek bir potansiyele sahip insan grubudur.
         Demek ki, bahse konu potansiyel aslında kendisine ne verilse sormadan alan bir obezden başkası değil.
         Hayatta inanmam! Hele tanımadığım, bilmediğim insanların zeka seviyesinde konuşmak meşrebime uymaz.
         Onları düşünmeye ve araştırmaya davet ederim: Mesela şuradan başlayalım: Dini hislerle oynamak bu kadar tehlikeliyken Hizbullah Nasıl oldu da Batman’da bu kadar serpilebildi? Sonra ne oldu da İstanbul’da yok edildi? Neden, terör Şırnak, Hakkâri, Siirt gibi komşularını tehdit ederken Batman’a dokunmadı? “Düşmanımın düşmanı dostumdur” sözü bir atasözü mü, yoksa bir devlet politikası mıdır?
         Hepsini geçtim soru şu: Vatandaşlarının domuz bağıyla öldürülmesine yıllarca ses çıkarmayan kamuoyu, paşa paşa okuluna giden çocuktan ne ister?

29 Ekim 2009  12:24:30 - Okuma: (991)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik