Yazı

Satala-II-
Satala-II- 

Asil S. Tunçer

Bugün Sadak’ta bulunan kalıntılar bir tiyatro yamacı şeklinde yükselen dağ eteğinde durmakta.

Kale’nin, Pers tehlikesine karşı İmparator Jüstinyen tarafından onarıldığını anlıyoruz. Yalnız 1.derece deprem bölgesi olan Kelkit ve havalisinde Satala’nın yer sarsıntılarında zarar görmüş olması çok muhtemel. Hatta en son 1992 Erzincan depreminde buradaki yerleşimler de etkilenmişti. Köylülerin ortaya çıkardığı Asya, Afrika, Avrupa şatolarına benzeyen kaleye ait taş, tuğla ve ince harçtan yapılma bir burç göze çarpıyor. Dış sur uzantısı doğuya doğru 200 m, kuzeye doğru 400 m. İkinci teras 5 m aşağıda olup birinci surdan farklı olarak kulesiz surla çevrili.
Geçmişi Hititlere dayanan kentte 150 yıldan beri kaçak kazı yapılıyor ve çıkarılan eserler yurtdışına kaçırılıyor. Bugüne değin yeterince araştırma yapılmadığından tam ve kesin bilgi mevcut değil. Satala’da sadece 1874 yılında Trabzon İngiliz Başkonsolosluğu tarafından bir çalışma yapılmış. Akabinde yapılan kaçak kazılarda mesela; M.Ö. IV. yüzyılın ilk yarısına ait olduğu saptanan Eriza(Erzincan)’daki Anaitis mabedinden Satala’ya getirilmiş olan bir ‘Bronz Büst’ yüzyılın başında yurtdışına kaçırılarak Londra’daki British Museum’da sergiye açılmış. Newton’a göre bu baş, Phidias ekolü ve Grek bronz sanatının tek örneğidir.
Roma döneminde önemli bir askeri üs olan Satala, Roma ordusunda XV. Legio Apollinaris’in üstlendiği bir kale konumundayken Bizans döneminde bir süre özellikle Jüstinyen zamanında önemini korumayı sürdürse de daha sonra yok olup gitmiş. Bizans imparatoru II. Theodosios (M.S. 408-450) zamanındaki bir bildiriye göre burada Hıristiyanlık dönemine ait yerleşim söz konusu. Ptolemeos zamanında bile Satala önemli bir merkez. Din işleri bir Hıristiyan komitesi tarafından idare ediliyor ve kilisesi de Nikaia konsülüne dâhil bir rahip tarafından yönetiliyor. Kent ve çevresi daha sonra Bizanslılar-Emeviler ve Bizanslılar-Abbasiler arasında birkaç defa el değiştirmiş. Bizans İmparatoru Herakleios, 635’te Sasaniler üzerine sefer düzenlemiş ve bu vadiden geçmiş, dolayısıyla VII. yüzyıl sonuna kadar Bizans-Sasani çarpışmalarına sahne olmuş. Bizanslıların bu hâkimiyeti, XIII. yy.da kurulacak olan Trabzon-Rum İmparatorluğu’na kadar devam etmiş. Anadolu Selçukluları 1016 yılında Doğu Anadolu’ya seferler yapmış ve Tuğrul Bey’in üvey kardeşi İbrahim Yinal Bey 1058’de yöreyi ele geçirmiş.
1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Gümüşhane ve çevresi Selçuklu egemenliğine girmiş ve XIV. yy.ın ikinci yarısından sonra da Çepniler bölgeye yerleşmişler. Fatih’in Trabzon’u ele geçirmesinden sonra Osmanlılar yörede varlıklarını sürdürmüşler ama asıl Akkoyunlular bölgede egemen olmuşlar. Yavuz, Çaldıran (1514) seferinden sonra D. Anadolu ile birlikte Gümüşhane ve Kelkit’i de Osmanlı topraklarına katmış. Bazı kaynaklarda ise Otlukbeli Savaşı’ndan (1473) sonra… Bölge XIX. yy sonlarında Trabzon vilayetinin Gümüşhane sancağına bağlı bir kaza merkeziymiş. I. Dünya Savaşı sırasında Rus işgaline uğramış; Rusların çekilmesinden sonra, Ermeni çeteleri buraya hâkim olmuş, Kazım Karabekir tarafından kurtarılarak 1918’de tekrar anavatana dâhil edilmiş. Cumhuriyetin ilanından sonra da 1925’te Gümüşhane’ye bağlanmış.
Geçtiğimiz günlerde nihayet 125 yıl aradan sonra ilk gerçek kazılara başlamak için start verildi. Ayrıca Kelkit Kaymakamlığı tarafından 50 milyar liralık bir bütçe ayrıldı. Bu paranın yeterli olmayacağı daha şimdiden ortada ve bu yüzden kazılarda belli ücretle Sadaklılar çalıştırılarak, hem tasarruf hem de köylünün cebine para girmesi hedefleniyor. Zaten köylü gün geçtikçe daha da bilinçlendirilerek kaçak kazı yapanlara göz açtırmayacak hale getiriliyor. Yani köylü kendi malına ve değerlerine sahip çıkmayı öğreniyor. Öte yandan Satala, Sadaklılara bir başka yönüyle sorun oluşturmaya devam ediyor. İnşa ve tarım amaçlı da olsa nereye kazma-kürek vurulsa yerden bir şeyler çıkıyor ve mevzuat gereği köylü ile devlet arasında hukuki süreç başlıyor. Bu sebeple köy ve bölge sürekli göç veriyor. Satala antik kenti ortaya çıkarılırsa bölge turizmi de canlanacağından dolayısıyla köyde yaşam şartları ve refah düzeyi yükselecek; bu da göçü muhtemelen tersine çevirecek.
Şuan ki buluntular arasında su kemeri, Nike (Zafer Tanrıçası) Kabartması, mezar taşları (stel), sikkeler, yüzük taşları ve pişmiş topraktan yazıtlar yer alıyor. Buluntuların çoğu daha geç devirlere yani Roma ve Bizans dönemlerine ait. Nike Kabartması, sol elinde bir mersin çelenkle savaş alanında gezinir biçimde anlatılmış. Yapıt canlı, ancak kaba üslubuyla olgun arkaik döneme tarihlendirilebilir. Taylor’un 1866 yılında 7 kemerini tespit ettiği ama bugün sadece 2 kemerin ayakta kalabildiği Su Yolu’nun ise aslında 47 kemerli olduğunu öğreniyoruz ve yiten 45 kemere üzülüyoruz. Sadak köyünün dışında, Cirit Tepesi’nde bulunan 32 adet mezar taşları buranın Satala kentinin mezarlığı (nekropol) olduğunu göstermekte. Bulunan yazıların çoğu Latince. Bulunan Roma dönemli Latince bir yazıtta “XVI. Lejyon bayraktarı Büyük Covitianus’un karısı Julia Maxia için yaptırıldı” denilmekte. Ayrıca erken Bizans döneminde tiyatro, agora ve bir saraydan çeşitli yapı kalıntıları bulunan şehirde, bunlar arasında motifli tuğlalar, frizler, sütun başlıkları ve motifli taşlar yer almakta.
Bölgede günümüze gelebilen eserler arasında Satala Kalesi, Sadak Kervansarayı, Sadak Hamamı, Sadak Köyü Çeşmesi ve Sadak Köyü Camisi bulunmakta. Bunun yanında daha birçok eski dönem eserinin toprak altında olduğu kesin. Kısacası Hititlerden başka Asur, Makedon, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde çoğu zaman önemli bir merkez olan Satala kenti yani bugünün Sadak köyü ve sınırları dâhilinde birçok sır ve güzellik toprak altında gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor. .
Satala’ya ait eserlerin çoğu İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde ve geri kalanlarıysa Trabzon ve Erzurum müzelerinde korunmakta. 2 adet toprak kandil, yüzük taşları, XV. Legio Apollinares’in arması, kulplu testi, armalı kemer tokası ve madeni parçalar İstanbul’da. Ayrıca Trabzon ve Erzurum Müzelerinde Satala öreninden çıkarılan mezar taşları, mezar telleri, sütun başlıkları, lahit kapakları sergilenmekte. Satala’nın tarihi taşları Sadak’ın ev ve ahırların duvarlarını da süslüyor. Sadak Köy Çeşmesi, Köy Camii yanında 1830 yılında yapılmış. Yan duvar taşları sanki harabelerden toplanmış gibi. Yaz aylarında başlaması düşünülen kazılar için bir başka tehdit de baraj projesinin ihaleye açılacak olması.
Allionai, Hasankeyf ve Zeugma’dan sonra şimdi de Satala, olası baraj sularının tehdidi altında…
Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun!


26 Ekim 2009  12:07:17 - Okuma: (784)  Yazdır




İstatistik