Yazı

Domuz gribi
Domuz gribi 

Ümran Songun

Ne kadar güzel kullanıyorlar medyayı değil mi? Nasıl da karıştırıyorlar kafalarımızı...

 
Hala inanıyor musunuz duyduklarınıza, gördüklerinize? İnsanların en zayıf noktalarını, ceplerini biraz daha doldurabilmek için ne kadar da güzel kullanıyorlar.
Kilolarımızı, selülitlerimizi, kırışıklıklarımızı, her şeyden önemlisi sağlığımızı ve dini inançlarımızı... Ne güzel kullanıyorlar!
Önümüzde pek çok örnek varken hala onlara inanmaya devam edecek, kafalarımızın karışmasına izin verecek miyiz?
Geçen sene yaşadığımız ‘kuş gribi’ ni ne çabuk unuttuk. Olan zavallı köylümün zavallı tavuklarına oldu. ‘Kuş gribi var.’ denilerek el konulan piliçleri bu olaydan aylar sonra üç misli fiyatla satın alıp yedik. Tabi bazılarını zengin ederken bazı firmalarında istenmeden çöküşüne neden olduk..
Domuz gribiymiş... İnsanları bu kadar galeyana getirmenin ne anlamı olabilir?
Herkes panik içinde. Grip aşıları yoka girdi. Sıvı sabun ve susuz dezenfekte yapan pürel derdine düştü insanlarımız. Camilerde maske ile oturan insanlarımızı görünce daha çok üzüldüm. Ağzında maske ile vaaz veren imama güleyim mi, yoksa ağlayayım mı bilemedim.Bir de  bilmediği bu konu hakkında insanlara akıl vermiyor mu, daha çok çileden çıktım. Her sene yaptırdığımız mevsimsel grip aşısı fiyatının tamamını karşılamayan, bu grip aşılarını yaptırmak için halkından, 65 yaş sonrası ve 65 yaş altında önemli bir rahatsızlığı olup bunu raporla belgelemek şartı ile ödemeyi taahhüt eden devlet, ne oldu da dünyada hiçbir ülkenin yaptırmak istemediği  katkı maddeli domuz gribi aşısını ücretsiz olarak vatandaşlarına yapmayı bu kadar çok ister oldu.”Bu ticari bir tuzak mıdır?” diye düşünmeden yapamıyorum.
Amerika aşı kıtlığı yaşıyormuş. Türkiye ise böbürleniyor, “Şu kadar adet aşı satın aldık.” diye. Dünyanın hiçbir ülkesi bizim kadar aşı alamamış mışş...
Normalde grip aşısının ölü virüslerden yapılması gerekirken yeterince ölü virüs stokunun bulunmaması ve çok kısa sürede çok büyük üretim yapılması zorunluluğu nedeniyle ilaç şirketleri ölü virüs oranını düşük tutarak katkı maddeleriyle aşıyı zenginleştirmeyi tercih ettiler. Adjuvant adlı bu katkı maddelerinden aşılarda en yaygın olarak kullanılan Squalene bu aşıda da mevcut. Ancak bazı üretici firmalar hakkında tartışma olan bu katkı maddelerine aşılarında yer vermezken bazıları ise ABD için hazırladıkları aşılarda bunu kullanmayıp Avrupa'ya aşı yetiştirebilmek için bu maddeye aşıda yer vermeyi tercih etti.
Küresel bir gerçeği, bu firmalar nasıl paraya dönüştüreceğini çok iyi biliyor. Amerika’ nın nüfusu Türkiye’ den çok daha fazla. Niçin bu aşı önce Amerika’ya değil de Türkiye’ ye veriliyor? Çünkü Amerika kendi ürettiği aşıları kullanıyor. Bu firmaların ürettiği katkı maddeli aşıları satın almıyor. Niçin mi? Çünkü Amerika bu aşıların içinde bulunan “squalene” maddesini kabul etmiyor. Avustralya 6. aydan 15 yaşına kadar olan çocuklara bu aşının yapılmasını yasaklarken bizler, hamile kadınlardan ve ilkokullardan başlayacağız aşı yapmaya.
440 milyon doz aşı siparişi alan GlaxoSmithKline, Türkiye'ye  25 milyon doz aşı gönderecek. Glaxo'nun aşılarında hem şu tartışmalı katkı maddesi hem de hakkında uzun zamandır tartışılan koruyucu cıva bulunuyor. Türkiye ayrıca Novartis' ten 15 milyon, Sanofi Pasteur' den de 3 milyon doz aşı alacak.
İşte hal böyleyken biraz düşünüp kafa yorunca, sadece sonuçlarını gördüğümüz gerçeklerin asıl nedenlerini anlamak hiç de zor değil. Her şey açık ve ortada. Kapitalist ülkelerin, ülkemiz üzerinde oynadığı oyunların amacı bellidir, bu oyunlara alet olanları kınıyorum.


24 Ekim 2009  16:51:12 - Okuma: (795)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik