Yazı

Bu Nasıl İnsanlık
Bu Nasıl İnsanlık 

Özcan Nevres

Üç buçuk yaşında güzeller güzeli bir çocuk. Evlerinin karşısındaki düğünü izlemek için balkona çıkıyor.

 
Keşke çıkmasaydı. Düğündeki magandalardan birinin silahından çıkan kurşun bu minicik çocuğun ölümüne neden oluyor. Babası feryat ediyor. Ne yapmam gerekir diyor. Canımızı maganda kurşunlarından korumak için pencerelerimize kurşun geçirmez cam mı taktıralım? Ne yazık ki giden gitmiş. Bundan sonra pencerelerine kurşun geçirmez cam taktırsa ne olur? Kafamı zonklatan soru ise bu kurşunu atan silahın tetiğini çeken maganda vicdan azabı çekecek mi? Magandaların neden olduğu bu kaçıncı ölüm. Yazık değil mi bu kör bir kurşunla yaşamını yitiren insanlara ve onların acılı ailelerine. Devlet ne zaman devlet olduğunu anımsayıp bu olayları önünü kesmek için gerekeni yapacak? Çok zor mu düğünlerde bir polis bulundurmak?
Bir baba düşünün. Nedeni ne olursa olsun. Bir gece saat üçte oğlunun yatak odasına balta ile girecek ve elindeki baltayla uyuyan oğlunu acımasızca katledecek. Hangi baba evladını bu şekilde hunharca katledebilir. Ne yazık ki seyrek de olsa böyle babalar çıkabiliyor. Böyle bir cinayeti işlemek için deli olmak bile yetmez. Her şerin altında eğitimsizlik olduğu için mi bu olaylar yaşanıyor? Yoksa cezaların caydırıcı olmadığından mı?
Ya bu olaya ne demek gerekir? Yirmi altı yaşında kazık kadar adam, yani taşı sıksa suyunu çıkaracak olduğu bir dönemde utanmadan sıkılmadan anneannesinden para istiyor. Belli ki anneanne ona para vermekten usanmış. Para vermek istemeyince de torunu döve döve cebindeki yüz lirayı alıyor. Belki de o para yaşlı kadının ölümlük dirimlik parasıydı. Anneannesinde daha çok para olduğunu zanneden torun döve döve yaşlı kadını öldürür. Ne insanlıktan ne de mertlikten nasibini almamış olan torun yaşlı kadının cesedini halıya sarar. On sekiz yaşındaki kardeşinin yardımıyla cesedi tenha bir yere götürüp gömerler. İnsanın kanını donduran bir olay bu. Eskiden olsaydı bu vahşi cinayetin cezası ölümdü. İdam cezası kaldırıldığı ve neredeyse tüm hükümlülerin iyi hal durumundan yararlandığı infaz yasası sayesinde cezasının üçte ikisini çekip ceza evinden çıkacak. Sonra da yeni suçlar işlemeye hazır olacak.
Bu sıraladığım ve hepimizi acıya gark eden bu olayları önlemenin yolu olamaz mı? Elbet de olur. Doğal olarak devlet, devlet olma gereğini yerine getirirse. Önce cezalar ağırlaştırılır. İnfaz yasası uygulanmamak üzere rafa kaldırılır. Her türlü silaha taşıma yasağı getirilir. Taşıyanlara yasada belirtilen cezalar indirimsiz olarak uygulanır. Ceza evleri yan gelip yatma yeri olmaktan çıkarılır. Devlet onları bedava beslemektense işliklerde çalıştırarak kendi aşını ve harçlığını çıkarmalarını sağlar. Çalışmaktansa yaşamlarını serserilikle sürdürmeye alışmış olanlar ceza evinde çalışmak zorunda bırakıldıkları için ceza evine düşmemek için ellerinden geleni yaparlar. Bazı serseriler kış aylarının güç koşullarıyla boğuşmaktansa kışı ceza evinde geçirmesini sağlayacak bir suç işlerler ve kışı sıcak koğuşlarda geçirirler. Böyle bir durum kesinlikle önlenmelidir.
Delikanlının biri varlıklı babası ile anlaşamamaktadır. Genç ve yakışıklıdır. Bir hayli Türk filmlerinden de etkilenmiştir. Henüz askerliğini yapmadığı halde evden kaçıp bir ağanın yanında çalışmaya karar verir. Belki ağanın güzel bir kızı vardır. Onunla evlenip yaşamını garantiye alabilirdi. En yakın ve ağası çok yer Söke'dir. Söke'ye gider. Ağaların oturduğu kahveye girer ve iş aradığını söyler. Ağa nereli olduğunu sorar. Menemenliyim deyince sen iyi bir işçi olsaydın buralara gelmezdin der ve sorar. Falanı tanıyor musun? Tanıyorum akrabamdır deyince tamam seni işe alıyorum. Yarın sabah iş başı yap. Otele para vermemen için biraz bekle. Eve beraber gideriz. Sana yatacak bir yer gösteririm der. Ve gösterir de. Yatacağı yer pislik içindedir ama katlanmak zorundadır. Ağa kör karanlıkta genci kaldırır. Önce ahırı temizle. Sonra da hayvanların suyunu ve yemini ver. İşin bitince de beraber süreceğin tarlaya gideriz. Arazimin yerini de öğrenmiş olursun. Tam on beş gün dinlenmeye fırsat dahi bulamadan çalışır, çalışır. Ağa bak üstün başın iyice batmış. Şimdi sen evine git. Yıkan temizlen. Giderken de bu traktörü İzmir'deki servisine bırak. Eğer dönecek olursan servisten alır gelirsin. Dönmeyecek olursan ben başka biriyle aldırtırım der. Evine gidecek ama babasından korkar. Ağabeyi araya girer ve babası ile barışmasını sağlar. Nasıl barışmasın ki? Ağa onu öyle bir çalıştırmış ki avuçları yara olmuş. Bir daha da evden kaçmayı aklının kenarından bile geçirmemiş. Ceza evlerindeki çalışma sistemi ağanınki kadar gaddar olursa kimse o ceza evinin kapısının önünden bile geçmek istemez.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com


23 Ekim 2009  09:38:41 - Okuma: (714)  Yazdır




İstatistik