Yazı

Bilinmeyen Selçuk (Şehabettin Sivasi-1)
Bilinmeyen Selçuk (Şehabettin Sivasi-1) 

Özgür Aydoğan

Bilinmeyen Selçuk yazı dizisinin ilk bölümünde Sütini mağarasını konu etmiştim ve meraklıları tarafından ilgi görmüştü.

Bilinmeyen Selçuk yazı dizisinin ikincisinde Şehabettin Sivasi Dedeyi konu edinmeyi uygun buldum. Bu konuyu anlatmak bir bakıma benim haddime değil. Fakat halk arasında Şehabettin Sivasi’nin eksik ve yanlış tanınmasına da gönlüm razı gelmiyor. Bu konuyu tartışmaya açarak en azından konuya dikkat çekmiş olacağıma inanıyorum. Bu konu tek bir yazıya sığdıramayacağım kadar uzun bir konu. İlk bölümde, günümüzde ilçe halkı arasında Şehabettin Dede’nin nasıl tanındığını, türbenin şimdiki durumunu ve yayınlanan eserlerin Şehabettin Sivasiyi nasıl tanıttığını paylaşmaya çalışacağım.
İlçe halkı Şehabettin Sivasi’yi nasıl tanıyor?
Selçuk ilçesine ilk geldiğim günlerde bu yapı hemen ilgimi çekmişti. Büyük bir mermer üstünde “Şehabettin Sivasi Türk Bilgini” yazıyordu. İlçe halkından yerli olduğunu bildiğim insanlara sordum soruşturdum. Bir süre düşündükten sonra “Şehabettin Dede işte Sivaslıymış öyle biliyoruz” şeklinde cevaplar aldım. Yaşlı neneler ona “Havlucu Baba” diyorlar. Yakın bir döneme kadar türbede mumlar yakılır ve horoz kurban edilirmiş. Birkaç sevenini ve meraklısını saymazsak konuyla çok fazla ilgilenen olmamış. Merak edenlerin ise başvurabileceği kaynaklar ne yazık ki kısıtlı.
Türbenin şimdiki durumu
Kırma taşlardan yapılan türbe kare planlı olup kubbesi Oniki İmama bağlılığı göstermek amaçlı on iki köşelidir. Giriş kısmı da dahil olmak üzere türbenin hiçbir yerinde Şehabettin Sivasi’yi ayrıntılı olarak tanıtan veya yapı hakkında bilgi veren bir tabela yoktur. Çevrede namaz kılacak yeterli sayıda Cami ve mescit olmasına karşın birkaç kişinin zor yan yana geleceği bu türbe ibadet mekânı olarak kullanılmakta. Değerli bir Türk bilgininin yattığı bu önemli türbeyi ziyaret yeri olarak korumaya almak yerine kapısı açık ve korunmasız bırakıyoruz. Bu türbe ve Selçuk ilçesindeki Türklere ait birçok yapı ne yazık ki akıl almaz paraların harcandığı büyük ödeneklerin ayrıldığı Efes, St Jean vb. gibi önemli arkeolojik yapıların gölgesinde kalıyor. İlçemizde bu ve benzeri türbeler çok az. Bizlere atalarımızdan miras bu eserleri korumak bir yana dursun tam tersine onları kaderine terk ediyoruz. Son gördüğümde içi ve dışı gelişi güzel badana edilmişti. Rumlardan kalma Şirince köyümüze bir çivi çaktırmayan yetkililer geçerken Şehabettin Sivasi Türbesini de bir ziyaret etseler ne güzel olurdu.
Şehabettin Sivasi kimdir?
Beylik liderlerinden ve Aydın sancak beyi Halil Yahşi Bey’den gördüğü yakın ilgi nedeniyle Ayasuluk’a yerleştiği bilinen Şehabettin Dede Sivas’ta Balaban Bey’den kırk sene ders görmüş ve Sivas’tan geldiği için Sivasi olarak anılmıştır. Şehabettin Dede bilinenin aksine, Sivas kökenli değildir. Bu konuda en önemli kaynaklarımızdan birisi olan Evliya Çelebi Şehabettin Sivasi için şunları kaydeder: “Sivas’ta Danişment oğullarından Melik Beyzade Cenani Bey’in kölesidirki Gürcistan’da Dadyan asıllı imiş. Sivas’ta Balaban Bey’den kırk sene ders görmüş ve Şehabeddin-i Sivasi adını almıştır. Sonra Bursa’ya gidip Zeyneddin Hafi hazretlerinden batın ve ledün ilimlerini tamamlamış, onu izni ile Şeyh tefsiri diye çok muteber tefsiri yazmıştır.” Diğer önemli kaynağımız olan Doç. Dr. Bedri Noyan Dedebaba ise Şehabettin Dede için şunları kaydeder: “Sivas’lı Şehabüddin Baba, Zeyniyye Tarikatında iken sonradan Bektaşilikten nasib almıştır. Aydın oğlu Mehmet zamanında Ayasuluğ (şimdiki adı Selçuk)’a gelmiş,860H. De orada Hakk’a yürümüştür. Kadınlar kendisine “Havlucu Baba” diyorlar ve Horaz adıyorlar. İki ciltlik tefsir ve Risale – tün-Necat adlı eserleri vardır.Cezzab-ül-kulüb adlı tasavvufi eseri yanında başka yapıtları da bulunmaktadır.”
Yazının devamındaki konular?
Sizleri sıkmamak ve konuya daha iyi hazırlanmak amacı ile Şehabettin Sivasi’yi ve türbesini incelemeye sonraki yazımda devam etmeye çalışacağım. Şehabettin dede konusunun meraklılarına onun eserlerini, hakkındaki kaynaklar kitapları, Türbesi hakkındaki ayrıntılı bilgileri ve mezar taşındaki mesajları aktarmaya çalışacağım.
 
İletişim için: www.ozguraydogan.com

7 Ekim 2009  20:10:06 - Okuma: (2048)  Yazdır




İstatistik