Yazı

TUR-İZM ADINA VUR-İZM
TUR-İZM ADINA VUR-İZM 

Asil S. Tunçer

Bergama Akropol Çilesi

İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na vardığımızda saatler 21.30. Gelen ve Giden Yolcu kısımlarında araçların durmasına ve beklemesine izin verilmediği için mecburen aracı otoparkta tutmak, valizleri otoparktan terminal binasına taşımak durumundayız. Koskoca binalarda araçlardan direk terminale giriş ve çıkış yapabilecek bir sistem geliştirilmemiş. O zaman soruyorum. Bu koca koca binalar ne işe yarar Otobüsler bu binaların önünde oluşturulacak ceplere sıfır yanaşıp yolcu al-bırak yapamazlar mı? 
 
Uçakta rötar var; beklemekten başka çare yok. Havalimanı dışında oturacak yer yok. Bu yüzden içeri giriyoruz. Şu demir koltuklar üzerinde en fazla kaç dakika oturabilirsiniz ki? Kıytırık ama ateş pahası kâffelere teslimiz; çare yok. Otogar ve havalimanlarında beklemek kadar insanı yoran başka bir şey yoktur. Bitmeyen anonslar ve metal yığının içinde insanı bunaltan manyetik alan etkisi…
 
Simit (gevrek)-çay 10 TL. Valla bundan daha ucuz karın doyuramazsınız. 3 kişi 30 liraya segman (simit daha doğrusu gevreğin İzmir’deki argosu) attıktan sonra çıkmaya başlayan yolcuları karşılamaya başlıyoruz. Gelenler biz bekleyenlerden daha da gerginler. Zorunlu gülümsemelerle isim kontrolü yaparak otobüse sevkiyata başlıyoruz.  
 
Biraz da atıştıran yağmura kızan yolcu otele kadar suratını asıyor. Yüksek sezon ödeyip güneş yerine yağmur bulan insanların şaşkınlığını ve kızgınlığını anlıyorum da elimizden bir şey gelmiyor. “Hoş geldin sürprizi” diyerek geçiştirmeye çalışıyoruz. Kolonya ve lokum derken biraz havayı ısıtıp infoya başlıyoruz.
 
27 Eylül Pazar günü programımda Bergama var. Kızıl Avlu’daki olağanüstülük ve beklenmedik kalabalık dikkatimi çekiyor. Saat 11.00 gibi yukarı çıkıyoruz. Akropol her zamanki gibi ana-baba günü. Otopark ağzına kadar dolu. Alt kısımda bile zor yer buluyoruz. Allah Allah yoksa Zeus Altarı geri mi geldi de onu mu kutluyoruz? Nerdeee… Kızıl Avlu’daki kulelerin birinde açılış olduğunu öğreniyorum. Diğer kule cami olduğuna göre güneydeki kuledir muhakkak. 12.30’da turu tamamlıyorum. Herkes otobüste ve tam hareket etmeye çalışırken durduruluyoruz. Görevli polis memuru bizi aşağıya salmıyor. Gerekçe ise protokolün Kızıl Avlu’daki açılışı tamamlayıp Akropol’ün alt kısmındaki Kazı Evi’ne geçmiş olması. Beklemeye başlıyoruz. Saatlerimiz 13.20’i gösteriyor; 50 dakika oldu ve hala Akropol’de tutuluyoruz. Yolcuların her biri biryana dağıldı; kalanlar söyleniyor. Stres desen o biçim; huzursuzluk had safhada.    
 
Benden başka daha birçok rehber arkadaş da görevlilere rica edip durum izahı yapmaya çalışıyorlar. Birsen Urcan, Mehmet Ali Başkurt, Mete Babila, Nur Ali Doğan, Şenol Güçlü, Tuğrul Akbıyıkoğlu bunlardan hatırladıklarım… Toplam 15 otobüs ile 10 kadar midibüs ve minibüs sabırsızca bekliyoruz. Otobüslerden biri havalimanına yetişecek. Rehber arkadaşımız telaş içinde. Benim programım alt-üst oldu. Muhtemelen müzeyi pas geçicem. 1 saatlik rötar çoğumuza gecikme, erteleme ve iptal olarak yansıyacak. Dolaylı olarak Türk turizmine yararı değil zararı olduğu kesin.
 
Rehber arkadaşlarla birlikte yalvar yakar iniş izni alıyoruz. Aşağıda bu sefer araç konvoyuyla karşılaşıyoruz. Kazı Evi bloke olmuş durumda. Orda da 5–10 dakika oyalandıktan sonra nihayet çıkış yolu açılıyor ve Kızıl Avlu’ya iniyoruz. Zaman kazanmak maksadıyla sadece dışarıdan resim çekmeye izin veriyorum. Müze’yi zaten pas geçtim. Bu şekilde kaybettiğim zamanı geri kazanma yoluna gidiyorum. 
 
Bergama turum ve günüm mahvoluyor. Benimle beraber o saatte Akropol’de bulunanlar da aynı şekilde. Bizim mahvolsun da ülke turizmine bir şey olmasın. Tüm temennimiz bu. Ama asıl önemlisi keşke bu tür açılışlar ziyaret saatleri dışında olsa da memlekette tur-izm adına vur-izm yapılmasa… Tabi ki en doğrusunu yine büyüklerimiz bilir.


2 Ekim 2009  01:36:39 - Okuma: (682)  Yazdır




İstatistik