Yazı

En Utanmaz Olan Benim
En Utanmaz Olan Benim 

Özcan Nevres

Sayın Başbakan buyurmuş. Köprüye karşı olanlar şimdi utanmadan üstünden geçiyorlar.

Doğal olarak sözünü ettiği İstanbul boğazı üzerindeki köprüler. Sayın Başbakan bu sözü söylerken o köprüler yüzünden İstanbul'un ve Türkiye'nin ne hallere düştüğünün farkında mı? O köprüler sayesinde İstanbul olabildiğince büyüyor ve karşılığında Anadolu boşalıyor. Tarım üretiminin beşiği olan Anadolu'nun üretken insanları, devletin yanlış tarım politikası yüzünden geçimini sağlayacak olan parayı kazanamamaları yüzünden daha iyi olur umuduyla başta İstanbul olmak üzere Ege ve Akdeniz bölgesine göç etmektedirler. Bu göçler yüzünden en çok büyüyen ise İstanbul. Hem de ne büyüme. Ne trafiğinde hayır var ne de yerleşim birimlerinde. O plansız, projesiz büyümenin bedeli değil mi 09/09/09 da yaşadığımız sel felaketinin nedeni.
Gelelim benim en utanmaz oluşuma. Bakınız bin dokuz yüz atmış dokuz yılında Ulus gazetesinde yayınlanmış olan makalemde ne yazmışım. O yıllarda köşe yazarı diye bir adlandırma yoktu. O yıllarda gazetelerde yazanların adı makale yazarıydı. Şimdi ise adımız köşe yazarı oldu.
Yazımın başlığı
İstanbul Boğaz köprüsü demek, 200-300 baraj demektir
Ülkemizi kalkındırmakla sorumlu kişilerin, öncelikle ele almaları gereken yığın yığın sorunlar, halen masa başı hesapları nedeniyle yüzüstü yatmaktadır. İstanbul’daki boğaz köprüsüne yatırılacak iki buçuk milyar liranın küçük el sanatlarına ve tarım alanlarına kaydırılması ile elde edilecek sonuçlar, hiçbir zaman boğaz köprüsü ile kıyaslanamaz.
Hemen herkes bilir ki, parmak kadar kalınlığındaki bir pınarın etken olduğu alan yeşilliklerle donanır. Demek oluyor ki su olan yerde hayat vardır, bereket vardır. Yalnız sulama işlerinde kullanılmak üzere kurulacak küçük çaplı barajların 10—15 milyon liraya mal olacağını düşünürsek, İstanbul boğaz köprüsüne sarf edilecek 2,5 milyar ile 200 – 300 kadar küçük barajın yapıla bileceği açıkça ortaya çıkar.
Tam kırk yıl önce yazmış olduğum bu yazıya göre en utanmaz olan ben olmuyor muyum? O yıllarda boğaz köprüsüne karşı olanların sözleri unutuldu gitti. Oysa benim bu yazım o yılların büyük gazetelerinden biri olan Ulus gazetesinin sayfalarında yayınlandı. Bu satırların yazarı olarak Sayın Başbakana bir soru yöneltmek istiyorum. Boğaz köprüleri sizin cebinizden çıkan paralarla mı inşa edildi. Yoksa bizim cebimizden çıkan vergi olarak ödediğimiz paralarla mı inşa edildi? Elbet de bu halkın cebinden çıkan paralarla inşa edildi. Bizim cebimizden çıkan paralarla inşa edilmiş olan bu köprülerden geçmeyip de ne yapacağız? Nitekim bayramın ikinci günü Torunum Can'ı Zonguldak'a götürdüğümde iki defa köprüden geçtim. Geçerken de hiç utanmadım. Bizim paramızla inşa edilmiş olan köprüden geçerken niye utanayım ki. Utanacak olan varsa boğazın üzerine habire köprü yapıp İstanbul'un plansız büyümesine ve bu büyüme yüzünden Anadolu'nun boşalmasına ve tarımda bu denli gerilememize neden olanlar utansınlar.
Bizim utanmazlığımız İstanbul boğaz köprüsüne karşı olmamızdan olsun. Doğru olanı yazmış olduğum için bu utanmazlıktan gurur duyarım. Asıl utanılması gereken ise bayramdan bu yana yaşadıklarımız. Kayseri'de şeker toplamak için evlerinden çıkan ve adeta buhar olup uçmuş olan o çocukların ölüsüne veya dirisine halen neden ulaşılamadı? Çocuklar buhar olup uçtukları için mi bulunamıyorlar. Oysa devir artık teknoloji devri. Eğer kamera denilen teknoloji ürünlerinden yeteri kadar yararlanılmış olsaydı o çocuklar kaybolmaz veya kaçırılamazdı.
Bir de bize biz nasıl bir toplum olduk dedirten olaylara bakın. Bir kıza laf atıldı diye gençler arasında kavga çıkıyor. Ertesi gün üç genç laf atandan hesap sormak için laf atanın evini basmaya gidiyorlar. Bu yasa dışı davranışlarının bedelini ise canları ile ödüyorlar. Bir başka gruplar da İzmir Çeşme yolunda silahlarını konuşturuyorlar. Ölenler öldükleriyle kalırlar. Öldürenler ise beş yıldızlı otelleri aratmayan ceza evlerinde beş altı ay yatarak cinayetlerinin bedelini ödemiş olurlar. Bize de olmaz böyle şey ve vay gidene gibi sözler söylemek düşer. Dileyen dilediği şekilde silahlanırsa bu gibi olaylara daha çok tanık oluruz.
Özcan Nevres

1 Ekim 2009  00:43:45 - Okuma: (503)  Yazdır




İstatistik