Yazı

İzlanda’da Bir Hafta Sonu!
İzlanda’da Bir Hafta Sonu! 

Prof. Dr. Seyhan Hasırcı

Avrupa Cimnastik Birliği (UEG) Herkes İçin Cimnastik Teknik kurulundaki görevim nedeniyle İzlandanın Rejkevik kantin’de düzenlenen bir toplantıya gitme hazırlığındayım.

Hayatımda hiç görmediğim bir ülkenin yolculuğuna başlıyordum. Aramızdaki daki saat farkı (Türkiye ile 3 saat) yani İzlanda’da Türkiye’ye göre, gece daha geç oluyor ve güneş daha geç batıyor (şayet hava güneşli ise!) İzlanda Cimnastik Federasyonundan arkadaşlar, Telefon görüşmemizde bana gelirken şemsiyemi ihmal etmememi tavsiye etmelerine rağmen ben yanıma şemsiye almadım.
Almanya’dan uçağa bindikten sonra, merak ettiğim bu ülkeyi gökyüzünden bir kuşbakışı izleme arzum benim 3,5 saat süren yolculuğumda gözüme uyku girmesini engellemişti adeta. Bir yığın bulut dağ ve en çokta deniz geçtikten sonra, pilot kabininden gelen inişe hazırlanın anosundan sonra gözlerimi penceremden asağıya dogru çevirdim, Uçağın Denizden karaya doğru süzülüşünü büyük bir zevkle izledim.
Karaya yaklaştıkça uçagımız iniş için sürekli irtifa kaybediyordu ve bulutlar tamamen yok olmuştu bu nedenle alt tarafı daha net görme şansım oldu.
Hiç bir (bırakın ormanı) ağaca bile raslamadım inişimiz esnasında adeta çırılçıplak bir kara parçası ve bazen kahverengi bazan gri ve bazende siyah renklere banzeyen çok tuhaf bir zemine iniyorduk.
Yaklaştıkça kayaların uzunlamasına sanki fay hattı yarıklarını andıran çok uzun kırılmış hatlarını daha iyi seçebiliyordum. 10 dakika içerisinde inişimiz gerçekleşti ve Rejkevik’te idik.
Daha uçaktayken, geçen yılki ekonomik kriz nedeniyle bankaları ve ekonomisinin yok olduğu söylenen Izlanda’da acaba hayat nasıl devam ediyor diye merak ediyordum, ayrıca ülkede ne kadar insan yaşar, hangi spor dalları ile daha çok uğraşırlar diye düşünürken bu ekonomik darboğazda İnsanların nasıl yaşadıkları gibi birçok sorularla doluydu zihnim.
Nihayet kafamdaki soruları aydınlatacak insanları yavaş yavaş ulaşmaya başladım ve sorduğum her soruya hemen hemen herkesten aşağı-yukarı aynı cevabı alıyorum; sonuç olarak İzlanda; 103.000 km2 yüzölçüme, kıyısının uzunluğu 4.970 km.(adanın tüm çevresi) uzunluğunda, en yüksek dağı Hvannadalsshjukur adlı 2.110 m. yükseklikteki dağı, yüzlerce irili ufaklı göl, ve sayısızca akarsu, bunun yanında en yükseği 190 m. olan Glymur adlı şellaleye sahip olan, kısacası doğusu-batısı, kuzeyi-güneyi ayrı ayrı güzelliklere sahip, ayrıca 01.12.2008 yılında yapılan sayım sonucunda 319.756 ya yakın bir nüfusa sahip olan İzlanda’danın para birimi Kron’dur.
Spor dallarından yine tüm dünyada olduğu gibi burada da Futbolun en popüler spor dalı olduğunu söylüyorlar ve hemen ardından bayan futbolunun daha önde olduğunuda ifade ediyorlar, ardından Hentbol sporu ve atlı sporların hemen hemen hepsi yapılıyor bu ülkede, evet yanlış duymadınız İzlanda da atlar sürüler halinde yaşıyorlar tıpkı ülkemizde serbestçe dolaşan yılkı atları gibi, burada küçük bir notu da düşmekte yarar var belkide dünyada at satan birkaç ülkeden birtanesi ve en önde geleni. Sanırım ülkenin en önemli ulaşım araçlarından biri idi atlar ve cok ilginç gelebilir belki ülkede çok az sayıda da olsa İzlanda da at eti tüketen insanların bulunduğudur.
 Ardından Golf sporu bu ülkede çok oynanan spor dallarından biri ve diğer spor dallarında Cimnastik sporu 4. Popüler spor dalı olarak yerini koruyor . Yüzme, voleybol, basketbol vs.uygulanmakta. Ülkede, okullarda spor eğitimini verecek olan öğretmenleri yetiştiren sadece bir adet yüksek okulu olduğu ve bu da Rejkevik’e yakın bir bölge olan Löşova kentinde bulnmaktadır.
Suyun bu kadar bol olduğu bir başka ülke görmedim! desem yeridir, ülkenin tümü Volkanik ve jeolojik bir yapıya sahip ve nereden sondaj yapsanız adeta su fışkırıyor, bazende sondaj olmadan sıkışan sıcak suyun belirli dakikalarda gökyüzüne kendiliğinden fışkırıyor. Bu fışkırışı Geysir’de büyük bir heyecanla ve zevkle izliyebilirsiniz. Bu su bize iletilen bilgilere göre yerin altında 125 dereceye kadar ulaşan su sıcaklığı dışarıya çıktığında en az 100 derece olarak saptanmıştır. Sıcak su, ısınma ve diğer ihtiyaçlarında kullanıma sunulmuş. Evlerdeki hemen hemen tüm ısıtma sistemi ve sıcak su ihtiyacı, adeta yeraltından çıkan sıcak suyla karşılanıyor.
Ağaçlandırmayla ilgili çok büyük çalışmalar başlatılmış ve bu konuda 1990 dan sonra oldukça büyük yol katedilmiş artık bazı evlerde ve özellikle yazlık ev olarak tanımladıkları dağ evlerinde etrafı yeşile, yani ağaçlandırmaya adamış kendilerini insanlar, çünkü 1990 dan önce bir tek ağaca bile rastlamak mümkün değilken, şimdilerde herkes fidanları önce seralarda yetiştirip sonra dışarıya taşıyorlar ve bu sayede epeyi yeşil bölgelere rastlamak mümkün.
Ülke genelinde özellikle koyun ve koyun eti öncelikli olarak tüketilen besin maddelerinden biri, tabii hiç kuskusuz balık etinden sonra! Yollar tıpkı bizim ülkemideki gibi, ana yollar asfaltlı ama diğer sapa yolların büyük bir bölümü hala toprak yol yani arabaların zorlukla gittiği büyük cukurlarla dolu yollar! sanırım bu nedenle insanların çogunun altındaki araçların büyük bir çoğunluğu Jepp gibi Renj- Rower gibi dag arabalarından oluşmakta, normal binek arabalar şehirlerde daha çok kullanılmakta.
Yani insanlar burada düşündüğüm gibi aslında çok zor şartlarda yaşam kavgasına devam ediyor mutlu gözükmek istiyorlar çevrelerine ama mutsuzlukla hüzünü gözlerinden okuyabilmek hiçte zor değil ve bir ara düşündüm : Bizim ülkemizi kriz vurmamış sadece teğet geçmişti diye! Ama buradaki yaşamla kendi ülkemdeki yaşamı ve henüz yaşadığımız acı sel felaketini düşündükçe üzüntüm bir kat daha arttıyor ve burada krizin tam 12 den vurduğu ülkeyi görünce kendi ülkeme bir kez daha üzüldüm. Ya bizide böyle 12 den vursaydı ne olurduk diye?
Sonuçolarak toplantımız bitti ve tekrar eve dönüş hazırlıklarım başladı artık çok rahat ve mutluydum bu ülkeyi de görmüş oldum ve herkese buradan sesleniyorum fırsatınız olunca İzlandayı ziyaret edin ve ben en kısa zamanda İzlanda’ya tekrar geleceğim.
En içten saygılarımla
Prof. Dr. Seyhan Hasırcı

24 Eylül 2009  18:46:40 - Okuma: (1420)  Yazdır




İstatistik