Yazı

Selçuk’ta iki iyi insan…
Selçuk’ta iki iyi insan… 

İbrahim Becer

Köşe yazarlığı, büyük ölçüde olumsuzluklar üzerinden kalem oynatma sanatıdır. “Kaleminden kan damlamak” ya da “kalemşorluk” bu meslek erbabına ait hasletlerdir.

         Herhangi bir konu bulunur ve o konu hakkında olumsuz ne kadar düşünce varsa sıralanır bu zevat tarafından. Bu da, Yazar’ın en tabii hakkıdır. Madem ki o köşe Kendisine verilmiştir, editöre düşen de ahlaka aykırı olmamak ve genel geçer kurallara saygılı olmak şartıyla Yazar’ın görüşlerini Okur’a yansıtmaktır.
         Ben eskiden beri bu tarz yazanlara mesafeli durmuşumdur. Sebebi de kendi hayatımdaki kırılmalardır. Bir zamanlar, eşi menendi bulunmaz dediğim birçok adamla veya fikirle belli bir süre sonra yollarımın ayrıldığını görmek tecrübesi sebep olmuş olabilir bu mesafeli duruşa, bilemiyorum.
         Bir de şöyle bakmakta fayda var; Gerçek hayattaki insanla, bir romandaki insan arasında fark vardır. Eski Türk Filmlerinden hatırlayın Erol Taş’ı. Kötü karakterdir ve film boyunca bir tane iyi özelliği çarpmaz gözünüze. İnsan, bir filmde dahi olsa o kadar süreye bir tane dahi iyilik sıkıştıramaz mı? Ama dedik ya, bu bir film ve O da bir karakter. Rolü icabı da hep kötü olmak zorunda.
         İnsan ise bir başkadır. Komşularına karşı saygısız bir insan, son derece müşfik bir baba olabilir.
         Bunun için bir fikri, bir ideolojiyi, bir insanı tümden reddetmek yerine bardağın dolu tarafını görmek çok daha güzel olsa gerek. Çünkü karşıtı olduğunuz kişiler kanlı canlı birer insan. Günahları olduğu kadar, sevapları da var.
         Ben bugün sevaplarının, günahlarından daha fazla olduğuna inandığım iki insandan bahsedeceğim. Fikirleri birbirine taban tabana zıt ama yolları da bir o kadar paralel iki insandan.
         Gerçi, adamı yüzüne karşı övmezler ama Ben burada Şairle aynı düşünüyorum:
         “Vurulup düşmek isterim,
         Çırılçıplak bir kavgada.
         Erkekçe olsun isterim,
         Dostluk da düşmanlık da…”
         Birincisi, Şükrü Hoca! Onun büyüklüğü ne Selçuk ADD başkanlığından, ne Bir izbeyi alıp da bir cennet yaratmasından, ne evini pek benzeri olmayan bir müze haline getirmesinden, ne yerel yönetimlerin çuvalla para döküp oluşturdukları kent arşivini gönüllü oluşturmasından, ne çelebiliğinden, ne rakıyı çok güzel içmesinden, ne Kendisi rakı içerken karşısında benim gibi kola içene karşı takındığı tahammülkar tavırdan, ne de herkese karşı mesafesiz samimiyetinden gelir.
         Onun büyüklüğü, okul çantasında saklıdır. Her yıl kaç tane yoksul çocuk onun sağladığı imkanlarla okula adım atıyor bilseniz. Kaç çocuk zengin arkadaşlarının yanında ezilmeden, dimdik durarak okula ilk adımlarını atıyor…
         Kitaplara konu olacak bir ömrün sonbaharında, devasa bir ömrü okul çantasına sığdırabilmek nasıl bir büyüklük gerektirir Hoca’ya bakın anlarsınız…
         İkincisi de Levo! Ya da Sizin bildiğiniz ismiyle Levent Görür. Kısa bir süre önce MHP Selçuk İlçe Başkanı olan Levent Görür. Kendisi çocukluk arkadaşımdır. Laubaliliğimi bu yüzden mazur görün. Babası, rahmetli Sabri amca öldüğünde yanındaydım, Annem kalp krizi geçirip de yoğun bakıma alındığında yanımdaydı. Bir hukukumuz var yani.
         Yaptıklarına bakıyorum şimdi, çocukları sünnet ettiriyor, iftar veriyor ve Benim bildiğim, başkalarının bilmesini istemediği hayır işleri. Bir siyasi partinin şu anda İlçe Başkanı ve ufukta seçim de yok.
         Sizce de biraz ters değil mi? Bu işler genelde “al gülüm, ver gülüm” ilişkisi dâhilinde yürür. Bu herkesin malumu. Ama Levent bir dükkân açmamış besbelli. Kar amacı gütmüyor. Onun durumu biraz da şairin dediği gibi:
“Dostun evi gönüllerdir,
Gönüller yapmaya geldim…”durumu.
         Alkışlar bu iki iyi insana. Sağ elin verdiğini, sol ele göstermedikleri için ve sırf bu yüzden iyi insan oldukları için.
         Ve iki iyi Selçuklu oldukları için. Bu topraklardan aldıklarını, bu toprağa verdikleri için.
         Atatürk’ü sevmeyebilirsiniz, Milliyetçi de olmayabilirsiniz anlayabilirim ama… İyiyi ve güzeli alkışlamakla da mükellefsiniz.
         Benim yazmakla mükellef olduğum gibi…

14 Eylül 2009  19:58:32 - Okuma: (1099)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik