Yazı

Derin Uyku......
Derin Uyku...... 

Hüseyin Taşyakan

Bu yazıyı hazırlamak üzere bilgisayarımın başına oturduğum sırada Türkiye 11 şehidine ağlıyordu.

     Çankaya'daki zatı muhteremin tarihi fırsat, bu ülkenin başbakanlık koltuğunda oturan bey efendinin de demokratik (kürt açılımı) muhabbetlerinin olduğu sıra, Türkiye aralıklı günlerde yine kudurmuş pkk nın kahpe kurşunuyla şehit düşen askerlerimize ağlıyordu. Acıtasyon yapar gibi artık anneler ağlamasın edebiyatı yapıldığı günlerde 11 ana kuzusunu toprağa verdik.11 Annenin yüreğine ateş düştü.
 
     Açılım, değişim safsataları ile ortaya çıkıp, İmralı’dan icazet alanlarla muhatap olanlar bu anaların yüreğine düşen ateşi de bilmez, onların ömür boyu yaşayacağı evlat acısını da anlayamazlar. Zaten bırakın anlamayı, azıcık hissedebilselerdi, 11 şehidimizi toprağa verdiğimiz günlerde bu abuk sabuk açılımdan o an da vazgeçtiklerini, bu hususta kimseyle hiç bir görüşme yapılmayacağını, ancak ve ancak dağdaki eşkıyanın en son militanına kadar silah bırakıp T.C. Devletine teslim olması durumunda açılım ya da değişimin konuşulacağını açıklarlardı. Ancak 1,5 yıl sonraki seçimlerde yaşayacağı hezimeti anlayan bir AKP'nin bunu yapmasını beklemek saflık olur, ziraa AKP’nin bu 1,5 yıl içinde yegâne derdi tasası kürt vatandaşlarımızın oylarını garantiye almaktır.
 
     Onların oy kaygısını bir kenara bırakalım da bazılarındaki bu uyku hali nedir diye şaşmamak elde değil. Ülkeyi bu kadar geren, geldiğinden beri bir arpa boyu yol almamış, AB hayalleri peşinde koşarken basiretsizce her türlü tavizi vermiş bir zihniyeti reformcu, atılımcı ve cesur diye niteleyenlerin aklı, akıllara zarar verecek kadar kıtmıdır yoksa bu söylemler kendi menfaatleri icabımıdır diye düşünüyorum.
 
     Şu değişimci, atılımcı reformcu AKP ile nelerin değiştiğine şöyle bir bakalım isterseniz?
 
     Gazeteci Sebahattin Önkibar'ın AKP’nin son 7 yıllık bilânçosundan özetleyerek bu değişimi görün.
 
     AKP öncesi pkk enterne edilmiş bitik bir örgütken, AKP ile Uluslararası'laştırılarak adeta özgürlük mücadelesi sembolü oldu.
     AKP öncesinde Öcalan kanlı katil imajındayken, Mandela görüntüsüne sokuldu.
     AKP öncesinde zerre kadar Kürt Türk ayrışması yokken, ilk kez bu tür ayrışmalar ve cepheleşmeler görüldü.
      AKP öncesi devletin kurumları arasında bir ahenk varken, AKP ile devletin kurumları birbirinin kuyusunu kazar gibi görünüm aldı.
 
      AKP öncesinde Türkiye'nin milli bir dış politikası ve kırmızı çizgileri varken, bu kırmızı çizgiler bir bir paspas yapıldı.
      AKP öncesinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin imajı zirvedeyken, AKP ile ordumuzun başına çuval geçirildi ve hiç bir karşılık verilmedi.
      AKP öncesi ülke borcu 214 milyar dolarken, şimdi 521 milyar dolar oldu.
      AKP öncesi ülkemizdeki işsiz sayısı 1 milyon 100 bindi, şimdi resmi rakamlarla 3 milyon 700 bine fırladı.
     İşte size AKP’nin değişimi, bu liste uzayıp gidiyor tabi ki. Aslında onlara kalsa bu kadarcıkla da yetinmeyecekler. Değiştirmek ve hatta kökten kaldırmak istedikleri çok şey var ancak şükürler olsun ki bu ülkede duyarlı, ülkesine ve cumhuriyetine sahip çıkan,uyku halinde olmayıp,iktidarda olanları (Atatürk'ün gençliğe hitabesinde de işaret ettiği üzere) izleyen insanlar ve kurumlar var.
 
       7 yıllık bu bilânçonun ardından artık bunları sormak sanırım bir görev. Siz daha AKP'li misiniz? Siz daha uyuyor musunuz? Ve iş işten geçtikten sonra uyandığınızda, ne bulacağınızı umuyorsunuz.
       Tüm bu soruları yanıtlarken, bu millete kürt veya demokratik açılım safsatasının dikte edilmek istendiği bir sırada, toprağa verdiğimiz 11 tane gencecik ana kuzularını ve o ateşin düştüğü 11 ana yüreğini de hatırlayın.
       Haaa, sizde peşinden yürüdüğünüz beyefendi gibi ''Askerlik yan gelip yatma yeri değil'' diyecekseniz; Yakın geçmişte yan gelip yatanı size hatırlatmak ta bizim boynumuzun borcu olur.


13 Eylül 2009  13:23:22 - Okuma: (586)  Yazdır




İstatistik