Yazı

Milli Takımlarımız ve Güney Afrika Yolculuğu!
Milli Takımlarımız ve Güney Afrika Yolculuğu! 

Prof. Dr. Seyhan Hasırcı

Yeni bir tur şansı diyerek başlanılan ve kuralar çekildiğinde bize grup birinciliği hayalleri ile başlanan, daha doğrusu bu rüyaları bize gösterenler maalesef Güney Afrika yolculuğunu yine mucizelere bırakmıştır, daha doğrusu bırakmayı becerdik. Nasıl mı? Oluyor bakalım hep birlikte;

Oynanan yedi karşılaşmanın sonunda gruptan çıkmak için tek rakibimizin Bosna Hersek olduğunu nihayet anladık. Bosna Hersek 4 puanlık bir avantajla önümüzde ve sadece üç maçımız kaldı her ikimizin de.
 
Oysa herkesin bildiği bir şey var, hesaplar yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya ne şekilde yapılırsa yapılsın, biz arta kalan üç maçtan 9 puanı alsak bile sorun çözülmüyor ve bu bizim Güney Afrika’ya gitmemize yetmiyor. Zaten sevgili Fatih Terim şimdi’den gerekeni söyledi bile; biz Bosna da yenilirsek; onlara ‘Güney Afrika için bol şans dilemekten başka bir şeyimiz kalmaz’ diye!!!  
 
O zaman Bosna Hersek takımından puan alacak bir takıma ihtiyaç vardır. Bosna Hersek’e puan kaybettirecek bu takımlar ya Estonya, ya da İspanya’dır. Bence Estonya ve İspanya’nın Bosna Hersek’ten puan almasını beklemek yerine, Çarşamba günü oynayacağımız karşılaşmayı kesinlikle kazanarak, rakibimizi psikolojik olarak yenmemiz gerekir. Şayet bu hayallerimiz de gerçekleşmezse, bu hiç bir zaman için Dünyanın sonu değildir. Bu düşüncesinden dolayı, sevgili Fatih Terime katılıyorum ve onu buradan kutluyorum.
 
Ama bu durumun tek bir sorumlusu mu var? ya da başka bir söylemle takımın başındaki Teknik sorumlumu, tek günah keçisi mi? Hayır bizi bu duruma getiren ekip; Futbolcular, Federasyon, Medya ve hala farkına varamadığımız bilimsel çalışmalardan uzak kalmamız olsa gerek.
 
Burada herhangi bir sorumlu ya da suçlu kişi aramıyoruz ancak içinde bulunduğumuz duruma neden geldiğimizi tartışmaktan başka da bir çıkar yolumuzda yok sanırım. Şu kişi iyiydi, diğeri süperdi, burası kötüydü demek bizleri bir yere götürmez. Ancak içinde yaşadığımız ülkenin sosyo-ekonomik, eğitim, sağlık ve politik yapısı ne ise; sporu ve kuşkusuz futbolu da buna yakın bir görüntü çizer. Yani bizim Futbolumuz, futboldaki başarımız; Ülke ekonomi, eğitim ve sağlık sektörümüzden farklı ve sağlıklı olmayacaktır.
 
Peki, var sayalım grup ikincisi olduk diyelim daha sonra tüm grup ikincilerinin puan durumlarını bekleyeceğiz ve gerekirse yeniden eleme maçlarının streslerini yaşayacağız. Hiç bunlara gerek var mıydı? Ancak bundan sonra yapılacak çok şeyin olduğunu buradan bir kez daha hatırlatmakta yarar görmekteyim. Türkiye Futbol Federasyonunun yapması gereken çok şey var;
 
Bunlardan en önde geleni; Daha doğrusu Türk futbolunun geleceği ve başarısı için; Futbolun içinden gelen (üzülerek söylemek zorundayım başka türlü anlatamam) alaylılarla, bilimsel bir temel almış futbola yatırım yapmış olan üniversiteden yetişmiş elemanları belirli bir noktada birleştirmek zorundadır.
 
Kişisel olarak Futbolun içinden gelen değerli antrenörleri kesinlikle küçük görme gibi bir tezim söz konusu değil olamazda, ama baktığımızda A milli takımdan başlayarak tüm milli takımlarımızda görev yapan kişiler beni bu düşünceye yönlendiriyor! ve acaba diyorum; bu ülkenin üniversiteleri neden varlar ve neden bu kadar gencimiz spor bilimi ile ilgili eğitim görür? Yoksa yanlış yürüyen başka şeyler mi var bu ülkede?
 
Sırası ile A milli takım; Fatih Terim, Müfit Özkasap, Oğuz Çetin, Metin Tekin, Eser Özaltındere. Ümit milli takımı; Hami Mandıralı, Zeki Önatlı ve Mehmet Tezcan. Genç Milli Takımı; Timuçin Kalender ve Fatih Eser. U19; Oguz Temizkanoğlu, Soner Tolungüç. U 18; Şenol Ustaömer, Soner Tolungüç. U 17; Aptullah Ercan, Metin Çekiçler. U 16; Ferhat Südoğan, Metin Çekiçler. U 15; Turhan Mesçi gibi Futbol kariyeri gerçekten ülkemizde oldukça iyi olan kişiler.
 
Şayet biz Bosna Hersek’e yenilirsek, yenildiğimiz gün sevgili Teknik sorumlu ve Milli Takımların Patronu görevinden hemen ayrılması gerekmez mi? Yukarıda saydığım Antrenör ve Teknik adamların tümü sevgili Terimin isteği ile denetiminde çalışan ve Türkiye’nin futboldaki geleceğini belirleyen kişilerdir.
 
Dünya şampiyonasına gidemememiz durumunda, bana göre bu kadroların yetersizliği söz konusudur ve ülke futbolunun geleceğini sadece bu kadrolara teslim etmek bana umut vermiyor doğrusu. Türkiye Futbol Federasyonu kendini bu kişilerle yönetilmekle değil, bunları yönetmekle yükümlüdür. Haydi, hayırlısı umarım çarşamba günü ben yanılırım ve Ulusal takımımız kazanır! Milli Takımımıza şimdiden en içten başarılarımı diliyorum.
 
Saygılarımla
Prof. Dr. Seyhan HASIRCI

11 Eylül 2009  11:31:30 - Okuma: (410)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik