Yazı

Baksı
Baksı 

Asil S. Tunçer

Saatlerimiz sabah 09.06. Yeni adı Bayraktar olan Bayburt’un Baksı Köyü’ndeyiz. Bayburt’tan sadece 45–50 km uzaklıkta olan bu küçük ama namı büyük köye yol çok bozuk olduğundan ancak 1 saat 15 dakikada gelebiliyoruz. Eski hanayların göze çarptığı köyde ihtiyar bir amca bize “müzeyi gördünüz mü?” diye soruyor. Zaman kaybetmeden köyün hemen dışındaki mezarlığın karşı tepesinde yer alan Müze yani Baksı Kültür Sanat Vakfı’na doğru yönleniyoruz.

 Girişte misafirleri irice bağlı çoban köpeklerinin karşıladığı Vakıf’a Beytullah ve Özkan’ın refakatinde giriyoruz. Misafirhane görevi gören birimlerin önünden yürüyerek uzunca bir masanın önünde duruyoruz ve Vakfın Kurucusu Prof. Dr. Hüsamettin Koçan, sağ kolu Kuruç Bey ve çalışanlardan Barış ile tanıştırılıyoruz. Az sonra Bayraktar Köyü Muhtarı Nabi Akçelik de bize katılıyor. Muhtar dışında üyelerinin tümünün kadın olduğu vakfın başkanı Hüsamettin Hoca’nın eşi Oya Hanım da sanatçı.
 
Hüsamettin Koçan, 20 yıl önce İngilizcesini ilerletmek için 2 yıl Cambridge’de kaldıktan sonra geçen yıla kadar Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaparken önümüzdeki sene 2006 yılında Akfırat’ta yeni yerleşkesine taşınan Okan Üniversitesi’nde dekan olarak göreve başlayacak. “Gel, kal, öğren, üret ve daha sonra öğrendiklerinle geldiğin yere geri dönüp oradakilere de öğret ve onlarla paylaş” olarak amaç ve ilkelerini özetleyen Hüsamettin Hoca’yla sohbetimizi eski ve yeni üzerine yoğunlaştırıyoruz: Bugün sanat dünyasının büyük çoğunluğunun “yeni kötüdür; eskiye dönelim veya yeni iyidir; eskiyi unutup yeniyi taklit edelim” diyenlerden oluştuğunu ve kendisinin daha çok ilk gruptan sayılabileceğini söylüyor.
 
Bu bağlamda yıllarca aklına yer eden bir düşü zamanla ısrarlı bir tutkuya dönüştürerek sanatçı duyarlılığıyla şekillendirici ellerini Bayburt Bayraktar Köyü Baksı Müzesi Halk Sanatları Araştırma Uygulama Merkezi'nde maddeye, doğayı yeniden şekillendirmek için dokunuyor. Baksı Müzesi, Bayburt'un Bayraktar Köyü, Çayırlar Mevkii'nde, Çoruh Vadisi'ne hâkim bir tepede, 20 dönümlük bir arazi üzerinde bulunuyor. 80 hanelik köyün toplam nüfusu 350 kişi kadar. Bayburt iline kaleden uzaklığı 45 km. Baksı Müzesi, tarihi İpek Yolu'nun geçtiği yerde, tarihsel ve doğal güzellikleriyle bilinen bir güzergâhta yer alıyor. 13. yüzyılda Bayburt'u ziyaret ettiği bilinen Marco Polo'ya göre bu topraklar, dünyanın en güzel uğrak yerlerinden.
 
Baksı, Bayraktar Köyü'nün eski adı. Kırgız Türkçesinde ‘Şaman’ veya ‘Şaman Başı’ anlamına geliyor. Halk arasında yakın tarihe kadar sürdürülen bazı ritüeller köyün uzak geçmişte Şaman geleneğinden beslendiğini düşündürüyor. Bunların arasında köyün Ay Yokuş mevkiinde bulunan eski ‘Ahlat Ağacı’nın bugün de köylüler tarafından yaygın olarak ziyaret edilmesi ya da tılsım olgusuna hala önem verilmesi sayılabilir. Müze için özellikle ‘Baksı’ adının seçilmesinde, hem ‘şaman’ sözcüğünün “şifacı, yardımcı, koruyucu” gibi anlamlarının müzenin geleceğe dönük amaçlarıyla örtüşmesi hem de köyün zorla değiştirilen isminin korunması amaçlanıyor.
 
Başlangıçta proje büyük değil; etnografya galerisi ve basit bir-iki atölye. Daha sonra proje büyüdükçe büyüyor çünkü Hüsamettin Hoca’nın çevresindeki herkes kendi kafasındaki plan projeyi ona getirmeye başlıyor. Az ondan az bundan derken ortaya müze-atölye-galeri karışımı bir şey ortaya çıkıyor. Toplam maliyet 3 trilyon. Hüsamettin Hoca önce mezarlığın tam karşısındaki bu araziyi alıyor çünkü merhume annesine sözü var. Annesini her gün görebilmek için müzenin alt kısmına ve annesinin mezarının tam karşısına bir de (kendi tabiriyle) mütevazı bir ev yapıyor. Evi de gezip görüyoruz. (Sanatçı mütevazılığı işte). Ben bu evi gördükten sonra kendi evime ‘kümes’ demeye karar veriyorum şahsen. Her neyse… Asistanlarından, sanatçı dostlarına, işadamlarından akademisyenlere herkes gerek maddi gerekse manevi ve bağış şeklinde bu projeye destek veriyor. Devlet ve fon katkısı yok.
 
Şuan çok sayıda gönüllünün desteğiyle toplu bir projeye dönüşen Merkez, köy ve kırsal yaşamla sanatı, dolayısıyla köylüyle sanatçıyı buluşturmayı ve sentezlemeyi kurguluyor. Biz de Bayburt’tayken Baksı köyünde bir müze açıldığını duyduğumuzda şaşırmıştık. Sırf burayı görmek uğruna programımızda ufak bir değişiklik yapıp direksiyonumuzu buraya çevirdik. Eski tezgâhlarla unutulmaya yüz tutmuş yerel el sanatlarının yeniden canlandırıldığı merkezde zengin bir kütüphane (şuan 6.000 ama kısa sürede 10.000 kitap hedefleniyor), toplantı ve konferans salonu ile çok sayıda farklı işlevli atölye bulunuyor. Kırsalı kente değil, sanatçıyı köye taşımayı ve onları doğanın kucağında buluşturmayı hedefleyen merkez sanatsal üretim ve sergilemenin yanı sıra kültür turizmini teşvik etmeyi ve bölgenin ekonomik yaşamını canlandırmayı hedefliyor. Müzenin şekli, arazi yapısına ve çevredeki dağların şekline benzetilmeye çalışılmış. Yöreden toplanan kına taşlarının çokça kullanıldığı yapı alışılmışın çok dışında bir tarz. Ziyaretçileri sevindirecek en güzel haber ise girişin ücretsiz olması. Ayrıca sudan ve çaydan da para alınmıyor.
 
Eski köy isimlerinin değiştirilmesi yeni bir çalışma değil. Yıllardır yapıla gelen bu hata maalesef günümüzde de sürdürülüyor. Ben şahsen bu uygulamanın karşısındayım çünkü köy isimleri tarihi bir sürecin ve kültürel bir kimliğin tanıklarıdır. Bu anlamda isim değiştirmekle tarihi ve kültürel tahribata, kimlik kaybına yardım etmiş olursunuz. Baksı-Bayraktar bunun son örneklerinden. Tam aksine yabancı sayılan ‘Baksı’, ‘Bayraktar’ isminden daha öz Türkçe aslına bakarsanız. Bayraktar, Darıca, Karakoç, Karakılıç civarda ismi değiştirilen dört köy. Aslında Doğu’da değiştirmeye önce cehalet ve fakirlikten başlasak daha doğru bir adım olur bence…
 
Konumuza dönersek Baksı Kültür Sanat Vakfı veya bölgedeki adıyla Baksı Müzesi köyde yeni bir yaşamsal saha olarak adeta ‘çölde vaha’ işlevi görmeye namzet. Eline ve yüreğine sağlık Hüsamettin Hoca. Seni ve ekibini kutluyoruz. Diğer aydın ve sanatçılarımıza da örnek olması temennisiyle…
 
Baksı’ya Kucak Dolusu Selamlar.


2 Eylül 2009  20:39:58 - Okuma: (610)  Yazdır




İstatistik