Yazı

Geçti Bor'un Pazarı
Geçti Bor'un Pazarı 

Özcan Nevres

Koca bir yaz geçti

Sabahın erken saatlerinde plaj işletmesinde başlayan sözde bir müzik yüzünden balkonda oturamaz olmuştuk. Bu ucube müzik akşam saatlerine kadar devam ettikten sonra çevredeki insanları rahatsız etme görevini RİSOS adlı İstanbul'dan kovulma eğlence firmasına devrediyordu. Bunlar yetmiyormuş gibi susturucusu çıkarılmış motor sıkletlerin, çok gürültü yapsın diye özel eksoz takılmış maganda arabalarının gürültülerine de katlanmak zorundaydık. Bu kadarı yeter mi? Tabi ki yetmez. Hurdacısı manavı, sanki kelimeleri anlaşılmayacak bir şekle soktuklarında satıcını ve tüketicinin daha çok ilgisini çekecekmiş gibi bağırmaları da gürültü sektörünün garnitürü. Neyse ki yakında balkon kapımız ve pencerelerimiz kapanacak ve kış sessizliğine kavuşacağız.
Bu gün çarşıya çıkmıştım. Sulu ballık hastalığına yakalanmış olan biberlerimi ve nar fidanlarımı bu hastalıktan kurtarmak için ilaç aldıktan ve maaşımı da bankadan çektikten sonra arabamı park ettiğim yere giderken trafik polislerinin motor sıkletlileri çevirdiklerini gördüm. Durakta minibüs beklermiş gibi yapıp olanları izlemeye başladım. Üç motor sıkletliyi çevirdiler. Belli ki üçünün de ehliyetleri yoktu. Çekiciyi çağırdılar ve motor sıkletleri yükleyip gönderdiler. İçimden madem ki bu işi yapacaktınız neden koca bir yaz boyu yapmadınız diye geçirirken yanı başımda duran ve benim gibi olanları izleyen bir oh be dedi. Yetti bunların gürültüleri ve kural tanımazlıkları. Bunlar yüzünden sahilde yürüyüş yapanlar ne çok eziyet çekiyorlardı. Bereket bunlara tepeden emir geldi de bizi bu gürültü makinelerinden kurtarıyorlar. Oysa bence hiç de sevindirici bir durum değil. Tepeden emir verenlere sormak gerekir. Yaz başında aklınız neredeydi diye. Ve eklemek gerekir. Geçti Bor'un pazarı. Sür eşeğini Niğde'ye. İnşallah tepeden gelen emir kısa zamanda unutulmaz ve bu denetimler uzun ömürlü olur.
Koca bir kenti huzursuz eden yalnızca bu gürültü merkezleri ve aygıtları mı? Kaldırımları işgalden kurtarmak için belediye tepeden emir mi bekliyor? Sayın belediye yöneticileri bir gece çarşıya çıkıp dolaşsınlar. Dışarısı serin diye kaldırıma postu serenler yayaların zorda kalmalarına aldırmadan kaldırıma yayıldıkça yayılıyorlar. Bayanlar geçerken bile yolu açmaya gerek görmüyorlar. Belki de araba altında kalmamak için kaldırımdan ayrılmak istemeyen bayanların kendilerine sürtünerek geçmelerinden büyük zevk alıyorlar. Gündüz ise yayalar kaldırımı işgal eden mağazalar yüzünden kaldırımlarda rahat yürüyemiyorlar. Tepeden gelen emirli bu mağazaların ortalığı gürültüye boğan müzik yayınları susturulurken kaldırım işgallerini niye engellemiyorlar?
Silivri içinden geçen E-5 kara yolu zaman zaman ölümcül kazalara sahne oluyor. İstanbul'dan Tekirdağ yönünden ve Tekirdağ yönünden İstanbul yönüne giden araçların sürücüleri kent içinden geçerken hız sınırı yetmiş kilometre olması gereken yerde yüz seksen kilometre hız ile araçlarını sürmektedirler. Bu hız manyaklığı yüzünden de çok sık kazalar olmaktadır. Öğretmenler Sitesinde otururken kazalara çok sık tanık olmaktaydık. Bir keresinde gecenin ilerlemiş saatindeki sessizliği çok güçlü bir patlama bozdu. Yoldaki inişten yararlanan sürücü yüklenmiş gaz pedalına. Sonra da direksiyon hakimiyetini kaybedip bariyerlere bindirmiş. Bu yolda hız yapan kamyonlar devriliyor, karşı şerite geçenler bile oluyor ama yol kaza sonrasında kısa bir süre kontrol altında tutulsa da kazanın şoku geçtikten sonra yine eski kontrolsülüğe dönülmüş oluyor. Oysa bu başıbozukluğa ve ulusal servet kaybına neden olan kazalara son vermek çok kolay. Karşılıklı inişlerin düze çıktığı yere birer kamera, Gökkuşağı alış veriş merkezinin karşısına karşılıklı iki kamera konulsa, belki yine kaza olur ama bu denli sık olmaz. Kameralar sayesinde devletin kasasına da bolca para girer.
Özellikle Tekirdağ istikametinden gelen araçlar, SHELL benzin istasyonunu geçtikten sonra kaza yapmaktadırlar. Aklımda yolda bir hata mı var diye bir düşünce oluştu? Yılların deneyimli sürücüsü emekli Halil ağabeye gel şu yola bakalım. Bu kadar sık kaza olmasının nedeni ne olabilir dedim. Önce Tekirdağ yönünden E-5 e girdik. Önce hız tepe limiti olan seksen kilometre ile yokuşu indik. Arada direksiyondan elimi çeksem de arabamda en küçük bir sapma yok. Geri dönüp aynı yolu bu kez yüz kilometre hızla kat ettik. Yine arabamda en küçük bir sapma yok. Bu da kazalarda kusur yolda değil sürücülerde olduğunu gösteriyor. Eğer yolda bir hata görseydim, konuyu köşemde dile getirip hatanın düzeltilmesini isteyecektim.
Hani derler ya türkün aklı ya kaçarken ya da defi hacet yaparken gelir. Gökkuşağı alış veriş merkezinin önünde iki kişinin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan kazadan sonra karşıdan karşıya geçişleri önlemek için tel örgü döşeniyor. Keşke bunu daha önce yapmış olsalardı. Boş yere insanlar ölmezlerdi.
 Özcan Nevres


2 Eylül 2009  00:13:39 - Okuma: (440)  Yazdır




İstatistik