Yazı

Ölümüne Sevmek....!
Ölümüne Sevmek....! 

Hüseyin Taşyakan

Yazı başlığımıza bakıp ta birileri avuçlarını ovuşturarak sevinmez umarım. Ziraa ne birilerinin telkiniyle kırık bir aşk hikâyesi yazmak niyetindeyim, ne de iktidar yalakalarının tepkisinden bunalıp duruşumdan sapmaya niyetim var.

       Bu köşede, birileri yazdıklarımdan (söylediklerimden ) rahatsız oluyor diye, T.C. tarihinin en kötü yönetimine sahip olan ülkemizdeki, gerçeklerin (Aymazlıkların, pervasızlığın, yalanın, dolanın) anlatılıp; bunları bilmeyen, daha doğrusu bilmemesi için her türlü yalan ve dolanla uyutulmaya çalışılan insanlarımıza ışık tutmaktan vazgeçecek değilim. Bu kararlılığımız sandıkla ilk vuslatımızda, neresinden tutsanız sapır sapır dökülen bu hükümetten halkımızın kurtulmasına kadar sürecektir.
 
       Açıkçası bu yazımın başlığını önceki yazıma yapılan bir yorumdan esinlendim. Bu arada olumlu ya da olumsuz, yazımı okumaya vakit ayırıp yorum yapanlara da teşekkür ediyorum. Her birinin düşüncesini de saygıyla karşıladığımı belirtmek isterim. (Her ne kadar, bir çoğu uydurma isimle veya isimsiz olsa da..) Yorum yapan arkadaşımız ölümüne AKP ölümüne Tayyip diyordu. Bir defa hatırlatmak isterim ki; Ölümüne sevmek öyle her baba yiğidin harcı değildir. Ölümüne sevgi, karşındaki için gidip kendini yüksek bir yerden boşluğa bırakmak değildir çünkü. Sevdiğin insanın üzülmemesi, mutluluğu için icabında kendi canını tehlikeye atmak ve hatta bu sevgiden ötürü kendin perperişan olsan bile bir saniye olsun ağzını açıp sitem ve şikâyet etmemektir. Her alandaki icraatiyle, bu ülkeye akıl almaz zararlar veren bu iktidara karşı ölümüne sevgiden bahsediyorsan, ortaya çıkıp; Bakın ben açlık, yoksulluk içinde yaşayan, aldığım emekli maaşıyla ay sonunu getiremeyen, kim bilir belki de (ülkemizde sıkça rastladığımız bir kepazeliktir) bir maaş kuyruğunda ya da bizi yoksullaştıranların göz boyamak için yardım dağıttığı bir kuyrukta ezilerek, belki de kalp krizi geçirip hayatını kaybedecek bir vatandaşım de. Bütün bunlara rağmen ben AKP’yi de liderimi de ölümüne seviyorum diyorsan sana diyecek sözümüz yok, zaten senin gibileri çok tanıdık, senin de ölümüne dediğin o sevgi, evine gelen elektrik faturasındaki zamlı tarifeyi öğreninceye kadardır. Ancak bu arada sana ve senin gibi gözlerinde at gözlüğü, ezbere yaşayanlara şunu sormak ta bizim vazifemiz. Sen mazoşist bir sevgiyle (belki sevgi değil de, menfaatlerinin gereğidir) A.K.P. için öleceksen öl, ama yıllardan beri terörün kahpe kurşunuyla toprağa düşmüş şehitlerin, onları o yaşa kadar büyütüp sonrada her ne kadar yürekleri cayır cayır yansa da VATAN SAĞOLSUN diyecek kadar meşakkatli şehit ailelerinin günahı ne...?
 
       Şu ölümüne sevilenlerle ilgili birkaç hatırlatma yapmak sanırım yerinde olur. Bakın ölümüne sevgi beslenenlerden duyduğumuz akıl almaz ve bir o kadar insanı tahrike sürükleyen bir kaç beyanı,beyan eden zatı muhteremlerin adını zikretmeden okuyalım.''Bu ülkenin dağında taşında NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE yazması ilkelliktir/aptullah öcalan için SAYIN, MEHMETÇİK için kelle/Bunu ispatlamayan ALÇAKTIR...! NAMUSSUZDUR..! (Kürt açılımı ABD projesidir diyen bir siyasi lidere söyleniyor, ABD nin yıllardır söylemlerinde bulunan bu konunun sanki ispata lüzumu varmış gibi...)''
 
      Ülkemizi yönetenlerin ağzından çıkan sözler bunlar.Yani şu ölümüne sevilenler.Daha bu kadarcık örnekte insanın kanı donuyor,tüyleri diken diken oluyor.Göreceksiniz ilerleyen tarihlerde de kanımızı donduracak çok söylemler duyacağız.Çünkü şimdi de tarihi fırsat diye ortaya attıkları kürt açılımı dedikleri safsata da fiyaskoyla sonuçlanacak ve bunu anladıkları her gün daha da öfkelenip kendilerine muhalif olanlara fütursuzca saldıracaklardır.Bir önceki yazımda da işaret ettiğim gibi,onların oy kaygısıyla ortaya attığı bu açılım layık olduğu üzere (Demokratik sınırlar içerisinde,toplumsal tepkilerimizi göstermemiz şartıyla) bu iktidarın yeni bir fiyaskosu olarak tarihe karışacaktır.Zaten şu arbedeyi de atlatalım,dedik ya!.. sandıkla vuslata az kaldı.Halen %47 rüyasında olanları da tarihin karanlık sayfalarına gömmek,Cumhuriyetine sadakatte olan her vatandaşın vazifesi olacaktır....
 
       (Bu arada beni, Selçuk'la ilgili yerel konularda yazmamakla eleştiren dostlarımızla da şunu paylaşmak isterim ki; Yerel seçimler öncesinden başlayan site yazarlığımda, o günlerden çizgimi belirlemiş KOSKOCA MAHALLE YANIYORKEN, EVİMİN KAPISININ DERDİNE DÜŞMEM demiştim. Bu nedenle, bu ülke bu iktidardan kurtulacağı güne kadar benim SELÇUK kaygım olmayacaktır. Selçuğumuz da şikâyet konusu olan birçok konuyla ilgilenen arkadaşlarım olduğundan da eminim. Bu anlamda kimse telaşa düşmesin, Selçuk sahipsiz değildir.)


30 Ağustos 2009  23:53:20 - Okuma: (522)  Yazdır




İstatistik