Yazı

İspanya’ya yapılan bir şeftali üretimi incele gezisinin izlenimleri
İspanya’ya yapılan bir şeftali üretimi incele gezisinin izlenimleri 

Etem Kutsigil

Şeftali fidanı üreten ve pazarlayan bir şirket, yeni şeftali türlerini tanıtmak amacıyla, bir bilgilendirme gezisi düzenlemişti.

İlçemizden, ailemden kalan bahçemizde şeftali ve mandalina üreticiliği yapan eşim Gülseren Kutsigil, şeftali bahçesi kurmak isteyen balık tüccarı Selim Türkel ile Bursa, Antalya gibi yerlerden diğer bazı şeftali üreticileri, geziye davet edilmişlerdi. Ağustos ayı başında İspanya’nın Don Benito ve Lerida şehirlerinde yaptıkları incelemelerden edindikleri izlenimleri ve çektikleri resimleri, aracılığımla sayın üreticilerimizle de paylaşmanın, faydalı olacağına inandığımdan, bunun da çok güzel bir duygu olduğuna inanıyorum.
 
Edinilen izlenimin en önemlisi, İspanya’da ve bu arada, kendisini geliştirmek isteyen her ülkede, tarımın tarla işleriyle ile aynı zamanda, laboratuarda da başlamasının önemli olduğudur.  
Laboratuar aşaması. Tesis müdürü ve sandalyede bilgiye doyamayan 80 lik bir genç üretici.
 
Birinci aşama, “Her yıl toprak tahlilini aksatmadan yaptıkları.” Ve
 
Dikecekleri fidanların, topraktan isteyeceği besinleri öğrenerek, verilmesi gereken ek besinleri öğrenmeleri.
 
Tarlada fidanların dikileceği yerlerin hazırlanması: Orada buradakinin eksine, fidanlar tarla zemininden 50/60 santimetre yüksekte oluşturulan sırtlara dikiliyor. Bu yöntemin faydası, meyveyi daha çabuk olgunlaştırması imiş. Bu sırtlar arasındaki mesafe dört metre oluyor. Fidanlar arası dikim mesafesi ise, iki buçuk metre aralıklarla dikiliyor. Alçakta kalan dört metrelik boşluk, sadece ilaçla ot mücadelesi yapıldığından bazı bahçelerde adeta betonlaşmış durumda.
 
Setler üzerine dikilen şeftali fidanları.
Gövdelerine sarılmış plastikler, tavşanların ağaçları kemirmemesi için konmuş. Resimdeki Bey mihmadar Senor Davit’tir..
 
Sulama ve gübreleme: Her ağacın dibinden geçen bir adet damlama borusuyla yapılıyor. (Her ağacın dibinden sadece bir damlama hortumu geçirmeleri, acaba bahçenin kuruluş masrafını azaltmak için midir? Burada bizler, ağaçlara gereken suyu, ağaçların yanından geçen iki boruyla sağlıyoruz. İspanya’da bu suyu sağlayan hortumların delikleri acaba daha fazla su verecek büyüklükte mi ki, aynı miktarda suyu sağlayabiliyor?)
Ot mücadelesi yapılmış bir bahçe ve damlama-sulama hortumu.
 
İlk yılda şekil budaması yapılırken, ağacın gövdesi, yerden kırk santimetre kadar yüksekten kesilip, daha sonra, dört ana kol çıkacak şekilde biçimlendirilmiş. 
 
Bursa’dan. Oktay Çancı, Ödemişten Cahit Pişkin ve Selçuk’tan Selim Türkel, üretici gözüyle, Don Benito’daki bir elma bahçesini incelerken.
Şeftalide de, elma ağaçlarında da, “budama” iki ağaç sırası arasından dört metrelik alanda giden ve traktöre takılan bir aletle yapılıyor. Ağaçların mümkün olduğu kadar çok güneş almasına dikkat ediliyor.
İki sıra arasında “dolu”ya karşı gerilen ağ ve “don” olayına karşı püskürtülen su “mini spring”in tesisatıdır. (üstte ortada görünen siyah benekler)
 
Laboratuardaki çalışmalarda meyve sularının özellikleri inceleniyor...
 
Bitkinin ihtiyacı olan ve meyveye koku, tat, renk gibi özellikler kazandıran gübreler, laboratuarlarda özenle yapılan deney ve araştırmalarla saptanıyor. Bu araştırmalar her tür için, birkaç yıl sürebiliyor. Meyve türü, sonuç alınıncaya kadar belli bir “kod”la tanımlanıyor. Türün asıl ismi, araştırmalar tamamlanınca konuyor. Gübrelerin veriliş miktarı ve zaman aralıkları da bu çalışmalar sonunda tespit ediliyor. Gübre verme aralıkları, bizim verdiğimizden daha sık. Ve muhtemelen ağacın emmesi (sindirmesi) için daha az dozlarda oluyor.
 
Üretilen yeni cins şeftali stardının belirlenmesi için yapılan ölçümler... Söylenene göre, Avrupa pazarları,bir kişinin yiyebileceği büyüklükte olan meyveler istiyor.
 
İspanya’da bir işçinin çalışma ücreti saatte on Avro olduğundan, maliyeti yükseltmemek için, işçinin emeğine duyulan ihtiyaç, en düşük düzeye indirilmiş. Böylece bir taraftan üretilen yeni ve ilgi çekici türlerle, pazarlar imrendiriliyor, bir taraftan da, makinalaşarak on işçinin yapacağı işi, bir kişi yapıyor. Üründen elde edilen kazanç artıyor. (Bu arada işsiz kalan işçilerin canı çıksın. “Avrupa’da 21. yy.da Serbest Pazar Ekonomisi böyle işliyor. ” Kime ne...)
Çiftçi için büyük masraflardan birisi olan şeftali seyreltmesi gezilen yerlerde çok az yapılıyor. Verilen gübrenin miktarının ayarlanmasıyla, şeftaliler istenen büyüklüğe ulaşıyor. Esasen Avrupa pazarları, 400 gramı geçen şeftaliye de rağbet etmiyor. Ağaçların boyu yüksek tutulmadığından toplama da merdivensiz yapılabiliyormuş. Böylece zamandan da kazanılıyor.
Yapılan bu çalışalarla ağaç çok erken zamanda verime hazırlandığından takriben 12 yıl sonra da sökülüp, o gün için geçerli olacak olan yeni bir tür dikiliyor.
İnanmak zor fakat, gösterilen ağaçlar, üç yaşına geldiğinde on dönümde 35 ton meyve veriyormuş.
 
Seyreltilmemiş bahçede verim...
Doğa kuvvetlerinin vereceği zararları azaltmak için;
*Ağaç sıralarının üzerine kışın, muhtemelen meteorolojinin uyarılarıyla “don” olma ihtimaline karşı, ağaçlara sulama amacıyla kullandığımız “mini spring” ler gibi bir sitemle su püskürten düzenek, bahçeni sıcaklığını arttırıyor ve çiçekleri dona karşı koruyor. Bizde, tarlaya su vererek soğuğu kıran üreticiler de varmış.
 
Ağaç sıralarının üzerine çiçek ve meyveleri korumak için gerilen ağ dolu ve dona karşı kullanılan mini springler
 
Ağaçlar, işçilerin mahsul döneminde şeftalileri elle toplayabilecekleri yüksekliğe kadar büyütülüyor. Merdiven, ender olarak kullanılıyor. Bu da, zaman kaybını önlediği için, maliyeti azaltıyor.
Türkiye’de şeftali üreticilerinin en önemli riski, meyveleri zamanında satabilmenin gerekliliğinde toplanıyor. Çünkü bilir ki, zamanında müşteri bulamaz veta toplayıp halde satamazsa, şeftalileri ağacın dibinden toplar. Bunu tüccar da bildiği için, fiyat verirken bu korkuyu üreticide yaşatır ki, ucuza alabilsin. Şimdi öğrendik ki, şeftalilerin, ağacında olgunlaştıktan sonra, onbeş gün dalında kalabilen cinsleri var. Ve bu şeftalilerin soğuk hava depolarında bekletilme süresi ise, içinin renginden, tadından ve sertliğinden hiçbir şey kaybetmeden, iki aya kadar uzayabiliyormuş.
İspanya’dan gelirken örnek olarak getirilenlen şeftali çeşitleri, toplanma zamanı 15 gün geçmiş olmasına rağmen, sertlik ve özelliklerini kaybetmedikleri gibi, beş gün sonra yediğimizde sertliklerinden, görünüşlerinden, tatlarından bir şey kaybetmemişlerdi. 
Sonuç merhum Veysel’in dediği gibi,
“Karnın yardım kazma inan bel’inen,
Yüzün yırttım tımığınan elinen.
Yine beni karşıladı gülinen
Benim sadık yârim kara topraktır.”
 
Toprak ihanet etmez ve etmiyor da!. Ne var ki, bazı dolandırıcı tüccarların, şaibeli bazı halcilerin, günden güne çoğaldığı ülkemizde, çiftçi dünya kadar para dökerek, emek vererek, doğa koşullarına karşı her zaman risk altında yaşayarak, en güzel ürünleri yetiştiriyor ve bu adamlara ölmüş eşek fiyatına satmak zorunda kalıyor. Sonuçta, bu dolandırıcıların bir eli yağda bir eli balda. Çiftçi ise, her yıl borç içinde tarım mevsimini kapatıyor.
Hükümetlerin günden güne tarımsal faaliyetlerden desteklerini çekmesi, hatta engeller yaratması, çiftçiliği dayanılmaz kılıyor. Sonuçta, burası altta kalanın canı çıksın Türkiye’si oluyor. Dayan dayanabilirsen üretici kardeşim.
Buna rağmen çiftçi kardeşlerime ve özellikle TARIM UZMANLARNA!, ZİRAAT ODASI YÖNETİCİLERİNE TAVSİYEM;
BU GİBİ GEZİLERE KATILARAK, BİLGİLERİNİ ARTTIRMALARI VE GÖRDÜKLERİNİ ÖĞRENDİKLERİNİ GİDEMEYEN ÇİFTÇİLERLE PAYLAŞMALARIDIR.
TÜRKİYE’YE BİR GÜN ÇİFTÇİYİ DE KORUYAN BİR İKTİDAR MUTLAKA GELECEKTİR.!
 
Not. Amatörce bir çabayla edinilen bu gibi bilgilerin uzmanlarca çiftçilerimizin önerileriyle arttırılmasını, ve geliştirilmesini bütün kalbimle diliyorum.
Aziz çiftçilerimize bereketli ve bol kazançlı yıllar diliyorum.
 
 
Tesis müdürü bilgi verirken
 
Şeftalileri tattırarak lezzetlerini karşılaştırılarken.
 
Gülseren Kutsigil, tesis sahibi Senor Provedo, Pazarlama Müdürü Seyfi Yüksel, ve Selim Türkel fidanlık serasında.
 
Aşı yapılmak üzere satılan meyve gözleri.
 
Yetiştirilen şeftali cinsleri ve toplanma zamanları
 
Şirket yöneticileriyle değerlendirme toplantısı. Sağdaki Bey, Şirketin Türkiye Genel Müdürü Raşit Oran’dır
 
ÇEŞİTLİ CİNSTEKİ ŞEFTALİLER DALLARINDA.
 
Kasalarda çeşitli cinsteki şeftaliler tanıtım için bir arada.
 
Gezi ekibinin şirket kapısında uğurlanması sırasında gezi hatırası.


30 Ağustos 2009  00:32:52 - Okuma: (4260)  Yazdır




İstatistik