Yazı

Bu İşin Sonu Ne Olacak
Bu İşin Sonu Ne Olacak 

Özcan Nevres

Günler mi kısaldı? Ben mi fazla hantallaştım ki zaman bana dar geliyor.

Bu nedenle de bilgisayarın başına geçip yazmaya zaman ayıramıyorum. Karşı komşum soruyor. Bütün gün oturduğun yok. Çoğu kez gecenin üçüne kadar ışığın yanıyor. Sen dinlenmek nedir bilmez misin diyor? Her işi kendim yapınca böyle olur diyorum. Eşim çoğunlukla hasta olan annesinin yanında olduğundan yemeğimi bile kendim yapmak zorundayım. Gerçi akıllı tencere sayesinde yemek yapmak hem çabuk, hem de kolay oluyor.
Her gün üç gazete alıp okuma alışkanlığım varken zaman darlığından mı? Yoksa isteksizlikten mi olacak, bazı günler gazete bile almıyorum. Gazete alıp okumakta nasıl isteksiz olmayayım ki? Hangi gazeteye baksam cinayet haberleriyle dolu. Şu Zonguldak'taki olaya bakın. Bir insan acımasızca kendi canından olanları ve akrabalarını nasıl katleder. Hem de tam altı kişi. Töre cinayetleri, namus cinayetleri almış başını gidiyor. Hele şu terk edilme yüzünden işlenen cinayetler yok mu? İşte ona akıl erdiremiyorum. Zorla güzellik, zorla sevgi olur mu? Bir boşanma olayından sonra ayrılanlar diledikleri şekilde yeni bir evlilik yaparlar. Erkek evlenirse, kendisine yeni bir sevgili bulursa sorun olmuyor. Kadın kendisine bir sevgili bulursa boşanmış olan erkek için namus meselesi oluyor. Sana ne be adam. Boşandığın eşinin bir geliri yoksa, hele hele tutunacak bir dalı yoksa elbet de evlenecek. Bundan sana ne. Mantık böyle diyor ama o öyle demiyor. Artık kendisini ilgilendirmeyen namus yüzünden gidip kadını öldürüyor.
Peki, bu cinayetlerin önü nasıl alınacak? Altı kişiyi öldüren kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verseler ne yazar? Gazete sayfaları her gün cinayet haberleri ile dolu iken bir milletvekili çıkmış genel aftan söz ediyor. Genel af mutlaka çıkmalıdır diyor. Acaba amacı üzüm yemek mi yoksa bağcı dövmek mi? Genel af istemesinin nedenini uzun uzun düşünmeye gerek yok. Zira o başta Apo olmak üzere tüm PKK lıların af edilmesini istiyor.
Bu ülke kaç kez affı gördü. Çıkarılan aflar neye yaradı? Suçların artmasına değil mi? Bin dokuz yüz elli de Demokrat Partinin ilk icraatı genel af olmuştu. Bu af bazıları için kurtuluş, bazıları için ise felaket olmuştu. Geren köylü Deli Rıza (Foça) cinayet suçundan girdiği ceza evinden bir daha çıkamayacaktı. Zira ceza evinde bile boş durmuyor. Kavga çıkarıyor ve adam şişliyordu. Bu yüzden de sık sık başka ceza evlerine sürülüyordu. Son durağı Sinop ceza eviydi. Kendisi anlatmıştı. Bir sabah hadi hazırlanın. Bu gün hepiniz serbest kalacaksınız dediler. İnanmadık ama gerçekmiş. Genel af çıkarıldığından artık özgürdük. Ceza evinden çıktığımda içimde bir korku vardı. Ya yanlış bırakıldıysam? Ya beni geri çağırırlarsa? Bu korku yüzünden Sinop içinden arabaya binmedim. Saatlerce yaya olarak yürüdükten sonra artık serbest olduğuma aklım ermişti. Bir kamyona bindim. Daha sonra otostop yaparak yoluma devam ettim ve Gerenköy'e döndüm. Serbest kaldı ama o Hiçbir zaman uslanmadı. İyice yaşlandığında ise bela ayağına dolanmıştı. Onu tanıdığımda adam yaralamaktan Foça ceza evinde yatıyordu. Ben de ehliyetsiz motor sıklet kullanmaktan iki ay aynı ceza evinde yatmıştım. Onun o yaşta adam yaralamış olması akıl alacak bir iş değildi. Bana durumunu şöyle açıklamıştı. Adım deliye çıktı ya. Ne kadar sakınırsam sakınayım bela beni buluyor. Nitekim de öyle oldu. Yaşı sekseni aşmış, kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayan biri olmuştu. Bir gün kahvehaneye girdiğinde kahveci ulan moruk, sen bir zamanlar kabadayıydın değil mi der ve o yaşlı adama tekme tokat girişir ve hadi göster bakalım kabadayılığını der. Deli Rıza o yaşta bile bu dayağın altında kalacak biri değildi. Evine gidip yıllardır sakladığı dört köşe süngüsünü alır ve kahvehaneye döner. Kahveciye öyle bir saplar ki, süngünün ucu göğsünün arkasından çıkar. Rıza dayı olay yerinden kaçar ve bir dostunun evine sığınır. Ömrünün sonuna kadar da kaçak olarak yaşar.
Aynı yıl genç bir kadın bir kahvehanenin önünden geçerken kendisine zorla tecavüz eden adamın kahvehanede oturduğunu görür. Koşarak Jandarma karakoluna gider. Komutana komutan bey bana tecavüz eden adam ceza evinden kaçmış. Ne olur yakalayın onu der. Jandarma komutanı üzgündür ama elinden bir şey gelmez ki. Kızım der o ceza evinden kaçmadı. Onu devlet af etti der. Kadın isyan eder. Bana bak komutan, o adam devlete değil bana tecavüz etti. Devlet onu nasıl af eder der. Bir de o kadının ruh halini düşünün. Layık görüldüğü cezayı çekmeden salıverilen bu adamı her gördüğünde içi cız etmez mi? Elinden gelse o adama hak ettiği cezayı kendi eliyle vermez mi?
Dayan yüreğim dayan. Çok yakında otuz bin kişinin katli emrini verenle, bu emri uygulayan canileri aramızda gördüğümüzde ne yapacağımızı bilemiyorum. Allah şehit ailelerine sabır versin.
Özcan Nevres


23 Ağustos 2009  11:44:12 - Okuma: (486)  Yazdır




İstatistik