Yazı

İlk Cümleler
İlk Cümleler 

Ahmet Mocan

“Gerçekten iyi bir romanın ilk sayfasındaki birkaç kelimeyi okuruz ve okuduklarımızın basılı kelimeler olduğunu unutup, ifade ettikleri şeyleri adeta canlıymışlar gibi görürüz.” (John Gardner)

Kitap almak amacıyla kitapçıya gidildiğinde -eğer belli bir kitap aranmıyorsa- kitapların bazı özellikleri kişiyi çeker. Bazıları kitabın adını beğenerek alır, bazıları kapağını. Bazılarıysa, arka kapak yazısını okuduktan sonra kitabı merak eder. Selçuk Altun, kitap seçmek için başka bir yol gösterir: Bir kitabın 69. sayfasını açıp okuyun, beğenirseniz alın.
Bazı okurlar ise kitabın ilk cümlelerini okumayı seçerler. Ne de olsa ilk cümleler kitabın devamı için ipucu niteliğindedir. Bazen kitabın zor okunacağını, zahmet gerektireceğini gösterir, bazen de o kadar zahmete gerek olmayacağını; ama illâ ki bir ipucu verir. Sonuçta başlangıçtır ve de her başlangıç gibi önemlidir.      
Derviş Şentekin’in 24.07.2009 tarihli Radikal Kitap’ta yayımlanan “O ilk cümle ki…” başlıklı yazısından şair, yazar, yayıncı Enis Batur’un bugüne kadar yazılmış tüm kitapların ilk cümlelerini bir araya getirecek bir ilk cümle enstitüsü kurmak istediğini öğreniyoruz (2006’da ortaya atılmış bir fikir).
Enis Batur bu enstitünün adının “Incipit Enstitüsü” olmasını öneriyor ve bunu şöyle açıklıyor: “Incipit Latince’de ‘başlangıç’ anlamına gelen, giriş cümlesi anlamına gelen bir kelime... Latin edebiyatında zamanında tasnifi kolaylaştırdığı için kullanılan bir terimmiş. Sonra 4-5 yüzyıl kullanılmamış ve üzerinde durulmamış... Özellikle çağımızda bu işin meraklıları var. Garip bir merak bana kalırsa. Kitabın ilk cümlelerinin diğer cümlelerden ne farkı var diye de bakılabilir.” (http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/378410.asp)
Kitapların ilk cümlelerinin önemli ve yazar için zor olduğunu belirten Batur, “Yazar bir türlü onu bulamaz. Sanki o bütün bir notayı, sol anahtarını temsil ediyor gibidir. Kıvranır durur ve eğer tam kıvamında bir ilk cümleyi kâğıda dökerse onun bütün kitabın kaderini değiştireceğini düşünecek kadar batıl bir boyutu vardır. Bir bakıma yazarların üslup dünyalarını da çok ele veren bir şeydir ilk cümle” dedikten sonra, ilk cümlelerin okur için önemini şöyle vurguluyor: “Okurların pek çoğu kitapçı dükkânında kitapların arka kapaklarına bakar. Sonra da ilk cümlelerine bir bakarlar. Bu ilk cümle onları iten ve çeken bir cümle de olabilir. Bana göre ilk cümlelerin reklam, pr tarafı da vardır. Dünyada bu işe epey meraklı insanlar var. Kendine özgü incipit sitesi yaratmış birkaç kişi olduğunu biliyorum. Örneğin bir Kanadalının internet sitesini gördüm. Yani benim hayalim, bütünüyle hayale dayanmıyor. Incipit sempozyumları düzenleniyor.” (http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/378410 .asp)
Bu haberden yola çıkarak, ben de kitaplığımda bulunan, beğendiğim kitapların ilk cümlelerini bir yazı (dizisi) ile paylaşmak istedim.
Böyle bir ilk cümle yazısına, Türk edebiyatının görünmez ve de görünmek istemez kalemlerinden, okuması zor; ama başlayınca bırakılamayan romanların yazarı, edebiyatımızda en çok sevdiğim ilk beş yazar arasına her zaman girecek olan İhsan Oktay Anar’ın kült kitabı “Puslu Kıtalar Atlası”yla başlamamak olmazdı.
İşte Puslu Kıtalar Atlası’nın ilk cümlesi: “Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikâyet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı Kâinattan 7079 yıl, İsa Mesih’ten 1681 ve Hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına Konstantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı.”
Yine İhsan Oktay Anar’ın ilk baskısı 2007 yılında yapılan son kitabı “Suskunlar”ın ilk cümlesi de böyle bir yazıda belirtilmesi gereken cümlelerdendir: “Muhteşem Nayzen Bâtın Hazretleri’nin (saadetleri dâim olsun) Konstantiniye’de bulunduğu zamanlarda, yani Sultan Ahmed-i Sânî Han Efendimiz’in devri saltanatından sonraki senelerden birinde, Şaban ayının ondördüncü gecesi, Yenikapı’nın dar ve ıssız sokaklarında kol gezen o ihtiyar bekçi, gökyüzünde ansızın kapkara bulutlar peydâ olur olmaz hiç şaşırmamıştı.” 
Orhan Pamuk, “Yeni Hayat” adlı kitabına, kitap okurlarının çok sevdiği bir cümleyle giriş yapar: “Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti.”
Türk edebiyatının özgün kalemlerinden, farklı tarzda köy romanı sayılacak kitapların, yoklukların ve yoksullukların başarılı yazarı Latife Tekin “Berci Kristin Çöp Masalları”na şöyle başlar: “Bir kış gecesinde, gündüzleri kocaman tenekelerin şehrin çöpünü getirip boşalttıkları bir tepenin üstüne, çöp yığınlarından az uzağa, fener ışığında, sekiz kondu kuruldu.”
Türk edebiyatının usta kalemi Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Mahur Beste” kitabının giriş cümlesi: “Behçet Beyefendi, merhum zevcesi Atiye Hanımefendinin bundan otuz beş sene evvel, sırf kadın inadını yerine getirmek için birdenbire küçük ve mânasız bir hastalık bahanesiyle genç ve güzel hayatına veda ederek tek başına kendisine bıraktığı geniş ve eski yatakta, bu gece belki otuz beş senenin en sıkıntılı uykularından birini uyumuştu.” şeklindedir.   
Taşranın ve yalnızlaşmanın yazarı Yusuf Atılgan son bölümünü tamamlayamadan aramızdan ayrıldığı romanı “Canistan”ın ilk cümlesi şöyledir: “1921 yılı 26 Haziran gecesi, Hacırahmanlı köyünün kuzeyinde Domuz Deresi’ndeki bağ damında Tokuç Ali minder üstünde uyuya kalan bir yaşındaki oğlunun üstüne bir çarşaf örterken damın önündeki tulumba yanında fener ışığında bulaşık yıkayan karısının bağırması ile elindeki çarşafı çocuğun üstüne düşürüp dışarı fırladığında, kapıdan çıkar çıkmaz ensesi ile karışık başına inen bir sopayla yüzü koyun yere kapaklandı.”
Ayşegül Devecioğlu’nun, 2008 Orhan Kemal Roman Ödülü’nü alan kitabı “Ağlayan Dağ Susan Nehir” adlı romanına, “Güzleri gün akşama döndüğünde Balkan göğü kana bulanıyor, bulutların etekleri tutuşuyor ve göğü saran yangın kapı önlerinde süpürge bağlayan kadınların yüzüne kızıl gölgeler halinde düşüyor.” cümlesiyle başlar.  
Bir kitabın ilk cümlesinin etkileyici olması için, mutlaka uzun olması gerekmez tabii ki. Kısa ama üzerinde düşünmeye değer, insanı etkileyen giriş cümleleri de vardır. Örneğin Yusuf Atılgan “Aylak Adam”a, “Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi.” cümlesiyle başlar. 
Murat Uyurkulak “Tol”a, “Devrim, vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi.” cümlesiyle giriş yapar ve bazı duygulara tercüman olur.
Türk edebiyatının sözcüklere dans ettiren yazarı Hasan Ali Toptaş’ın, filme de çekilen “Gölgesizler” romanın giriş cümlesi, “Elindeki makasın ucunu bir an için havaya dikip onuruma içilecek kadeh gibi yavaşça kaldırarak ‘Hoş geldin beyim,’ dedi berber.”dir ve bu cümle, yazarın hayal gücünü göstermesi bakımından önemli bir ipucudur.
Ahmet Mocan


18 Ağustos 2009  17:16:48 - Okuma: (1015)  Yazdır




İstatistik