Yazı

Oto Gazda Kazıklanıyoruz
Oto Gazda Kazıklanıyoruz 

Özcan Nevres

Bir süre önce Yenifaoça'ya giderken akar yakıt istasyonlarında oto gazın fiyatı kiminde yüz atmış iki kuruş, kiminde ise yüz atmış dört kuruştu.

 
Marmaraereğlisi yakınlarında bir istasyonda oto gaz fiyatının yüz kırk dört kuruş olduğunu görünce istasyona girip depomu fulledim. Yola devam ettik. Çandarlı yakınlarında gazım bitti. Yola benzin ile devam ettim. Çandarlı çıkışındaki akar yakıt istasyonunda fiyat tavan yapmıştı. Yüz atmış sekiz kuruş. Yirmi liralık gaz satın alıp yola devam ettim. Aliağa'ya vardığımızda belediyenin akar yakıt istasyonunda fiyat yüz kırk dört kuruşa düşmüştü. Depomu yine fulledim. Geri döneceğim günden bir gün önce oto gaza sekiz kuruş zam geldiği halde Menemen'de ANIL dan yine yüz kırk dört kuruştan fulledim. Ertesi gün Silivri'ye hareket ettiğimizde tüm akar yakıt istasyonları sekiz kuruşluk zammı uygulamışlardı. Bu durumda yetkililere sormak gerekir. Bu mu sizin akar yakıttaki tavan fiyatınız. Bu gazı yüz kırk dört kuruştan satan mutlaka para kazanıyor. Peki yüz yetmiş dört kuruştan satan ne kazanıyor? Bu kadar büyük bir fark, eğer haksız kazanç değilse nedir? Akarı kokarı olmayan bir üründen bu kadar büyük kar sağlamak ticari ahlaka sığar mı? Sığmaması gerekiyor ama sığdıran sığdırıyor.
Akar yakıtta durum böyle de diğer ürünlerde farklı mı? İstanbul Gaziosmanpaşa'da bir firmada karpuzun kilosu yirmi kuruş. Üstelik oldukça da taze. Karpuzun tazeliği saplarından anlaşılır. Sapı kuru ise ya bayattır. Ya da çökmüş bir bostanın ürünüdür. Bayatının da tadı kötüdür, çökmüş bostanın ürünü olanınki de kötüdür. Silivri'de ise kimi yerde yetmiş kuruş, kimi yerde elli dokuz kuruş. Üstelik neredeyse tümünün sapları kuru. Bu durumda ağız tadıyla karpuz yemek olanaksız. Ağız tadı ile karpuz yemek için Trakya'nın karpuzunun çıkmasını bekleyeceğiz.
Bu yıl zamansız yağışlar olduğu için lezzetli kavun yiyemeyeceğiz diye düşünüyordum. Birkaç kez aldığım kavunların tadı yenecek gibi değildi. Kavun değil mi bu? Tadı güzel değilse basarsın şekeri yersin diyoruz ama ne de olsa doğal tadının yerini tutmuyor. Dün bir alış veriş merkezinden iki kavun almıştım. Yıllardır tarımdan ilgimi kesmiş olduğum için kavunların cinsinden pek emin değilim ama sanırım Konya Hıdır'dı. İkisinin de yanında Hacı Bekir lokumunun adı mı olur? Olabildiğince tatlıydılar. Keşke beş altı tane daha alsaymışım. Üstelik fiyatı da çok uygundu. Kilosu bir liraydı.
Küresel ısınma etkisini açıkça belli etti. Üç dört günden beri sert bir rüzgar esmekte. Yağmur mevsiminde olmamamıza rağmen hava sık sık bulutlanıyor. Bulutlanmanın olmadığı anlarda hava oldukça sıcak ve bunaltıcı. Güneşin önünü bulutlar kapattığında ise hava birden serinliyor. Bir sıcak bir serin olması yüzünden bir çok insan hasta. Yalnızca insanlar mı hasta? Bitkiler de hasta. Oysa meyvelerin olgunlaşması için hava sıcaklığı çok önemli. Belki de bu yüzden ağustos böcekleri bile ötmez oldular.
Tarımdan anlamayanlar hava bulutlandığında seviniyorlar. Yağmur yağacak. Hava serinleyecek. Bunaltıcı sıcaklardan kurtulacaklar. Kimilerine göre ise bu mevsimde yağacak olan yağmurlar bereket getirecekler. Oysa tam aksi. Bu mevsimde yağan yağmurlar bitkiler için hastalık ve maraz demektir. Kimi bitkiler küllemeye, kimi bitkiler mantar hastalılarına, kimi bitkiler de mavi küf hastalığına yenik düşerler. Kurtuluş zirai ilaçlardadır ama onlar da ateş pahası. Alabilen ürününü kurtarır. Alamayanların ise boynu büküktür. Ülkemizin sağlam bir tarım politikası olmadığı için çiftçilerimiz tarımı plansız programsız yaparlar. Bu yüzden de kimi yıllarda zarar ederler. Kimi yıllarda ise girdikleri kapıdan çıkarlar. Para kazandıkları yıl çok nadirdir. Çoğu bu duruma isyan etseler de yapabilecekleri başka bir meslekleri olmadığı için para kazanamadıkları tarıma mahkumdurlar. Şartlar ne olursa olsun baba mesleğidir diye tarım işine devam ederler.
Özcan Nevres


31 Temmuz 2009  12:03:05 - Okuma: (433)  Yazdır




İstatistik