Yazı

Rahat Uyuyun, Ama Uyuya Kalmayın
Rahat Uyuyun, Ama Uyuya Kalmayın 

Hüseyin Taşyakan

Siyasi geçmişimizde, tecrübesi ve özellikle nüktedan sözleriyle apayrı bir yeri olan 9. Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel'in kullandığı bir söz bu.

Siyasi geçmişinde her zaman olduğu gibi Sayın Demirel yine döneme ayna tutan isabetli bir ifade kullanmıştır. Elbette ki vatandaşın bu ülkede can ve mal güvenliğini  emanet ettiği (Askeri ve Polisiyle) kurumlar en alttan en üst rütbesine kadar canlarını ortaya koymak pahasına görevlerini yerine getirmektedir. Bu ülkede yaşayan herkes bu anlamda gayet rahat uyumaktadır. Sayın Demirel'in de işaret ettiği rahat uyumak bu dur, ancak ardından da yarım asırlık siyasi tecrübesiyle uyarması çok manidardır zira bu ülkede, laiklik karşıtı düşünceler artık düşünce olmaktan çıkıp, kadrolaşma ve bu düşüncelerin önünde engel olarak görülen yasal düzenlemelerin değiştirilmek istenmesiyle yavaş yavaş eylem haline dönüştürülmektedir. İşte bu yüzden Sayın Demirel'in uyuya kalmayın demesi de çok önemlidir.
 
      Anayasa mahkemesinin, ''Laiklik karşıtı eylemlerin odağıdır diye'' işaret ettiği bir partiyi ve o partinin iktidarında gördüğümüz yönetim zafiyetlerini, yanlışlarını burada eleştirmemizden hiç kimsenin alınmak ve gücenmek  gibi bir hakkı yoktur. Yaptığımız Demirel'in ifadesinde saklıdır, uykuya devam edenleri uyandırmak.
 
       Hadi uyuyanlar ortada bir tehlike olmadığına kanaat edip burada kışkırtıcılık yaptığımızı düşünsünler. Bu bir düşünce olduğuna göre sonuna kadar saygı duymak gerekir. Peki ortadaki yokluk, yoksulluk, işsizlik, (Evet ilk defa bu iktidarda olmamıştır ancak ilk defa bu kadar eş dost akraba konumunda ve yine ilk defa bu kadar alenen) yolsuzluk varken; bu iktidarı alkışlayanlara ne demeli? Bir tarafta askerimize kurşun sıkanlarla TC Devletini aynı masada oturmaya davet eden utanmazlar,diğer tarafta askerlik yan gelip yatma yeri değildir diyecek kadar basiretsiz bir iktidar.Bir tarafta işçisi,esnafı,memuru,emeklisi ve çiftçisiyle ödeyemediklerim şöyle dursun açım aaaç...! diye bağıran bir kesim, diğer tarafta GEMİCİKLERİYLE şatafat içinde PIRLANTALARIYLA yaşayan mutlu azınlık. Uykuya dalmışların bunları göremediği belli, ancak bu sosyal adaletsizliğin olduğu bir ülkede alkış tutanlara ne demeli..?
 
         Alkışladığınız, bir işçinin aylardır maaşını alamadığı için dayanamayıp kendini vurmaya kalkmasımı? Bir çiftçinin kredi borcunu ödeyemediği için, evine giden icra memurlarının bir şey bulamayınca eşeğine haciz koymasını mı alkışlıyorsunuz? Kendisiyle alay edilir gibi yapılan 10 Liralık zamma emeklilerin isyanımıdır sizi alkışlamaya iten, yoksa Türkiye'nin her yerinde artık aşina olduğumuz üzere çöpten topladıklarıyla karnını doyurmaya çalışanlar mı? Hadi uyuya kalanlar duymadı diyelim. Görevi katil ya da katilleri bulup adalete teslim etmek olanların, gencecik kızını bir cinayete kurban vermenin kahrını yaşayan babaya, boş bırakırsan ya davulcuya kaçar ya zurnacıya demesine nasıl alkış tutuyorsunuz?
 
 
        Bu ülkeyi sevdiğini söyleyen herkesin görevi, ülkenin geleceğiyle ilgili olarak gördüğü yanlışı, yönetim zafiyetlerini her yerde eşine dostuna, iş yerindeki arkadaşına ve bulabildiğince burası gibi internet ortamında anlatmaktır. Anlatacaksınız ki, ortada yanlış giden bir şeyler varsa yanlış yapanları ilk fırsatta değiştirebilesiniz. Susmamızı, gördüğümüz aymazlıkları anlatmamamızı bekleyenler varsa; bekleyişlerinin beyhude olduğunu, kendileri adına üzülerek belirtmeliyim.
 
        Ne uykuya devam edenlerin basiretsizliği, ne de olanlara alkış tutanların aymazlığı, burada gerçekleri paylaşmamıza mani olamayacaktır...


26 Temmuz 2009  19:23:20 - Okuma: (825)  Yazdır




İstatistik