Yazı

Milli Eğitimimizin Ağlanacak Hâli
Milli Eğitimimizin Ağlanacak Hâli 

Etem Kutsigil

(ÜNİVERSİTE SINAVLARINDA 30.000 KİŞİ, SIFIR PUAN ALMIŞ.) Gazete haberi.

28 yıllık öğretmenliğimin dışında, öğrencilik yıllarımı da sayarsanız, 65 yıllık bir eğitim süreci yaşadım. Ve üç ayrı dilde... İçim yanarak şimdilerde değil, yıllardan beri, memlekette nasıl diplomalı cahil yetiştirdiğimizi günü gününe izledim.
Sormuş birisi “Genelev kadınlarının neden çocuğu olmaz?” diye. Demişler ki, “Biri yapıyor, biri bozuyor da ondan.”
Osmanlıdan beri gelen, Maarif Nazırı / Milli Eğitim Bakamlarının sayısını bilmiyorum. Fakat her gelen Bakanın bir önceki Bakanın yaptıklarını değiştirmesinden MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİMİZ YALAMA OLDU!
Eski yazılarıma göz atarsanız, bu konuda çok olumuz örnek görürsünüz.
*“İnsanlarınızı cahil bırakın, Cahilleri yönetmek daha kolaydır.” diye önerilerde bulunan Avrupa Büyükelçisı de var, Eğitim Sistemimizi bozup onu, diplomalı cahil yetiştiren kurum haline getiren Bakanlarımız da var.
 
* Dîni Tam Sağ, Milliyetçi Tam Sağ, Orta Sağ, Marksist Aşırı Sol, Maocu Aşırı Sol, Ortanın Solu ve bu kadar çeşitli ideolojilerin içinde, biraz da Atatürk İlklerini benisemiş olanların arasında pusulasız bir gemi gibi, yolcularını sağ salim karaya çıkarmaya çalışan bir MİLLİ EĞİTİM SİSTEMİ...
 
*Öğretmen yetiştiren okulların geçmiş yıllar içindeki acınacak hâli. Ve farklı okullardan mezun olanların açık / gizli çekişmeleri. Birbirlerine üstünlük taslamaları.
Önce Fakülte / İki Yıllık Eğitim Enstitüsü mezunlarının çekişmesi.
Sonra Fakülte / İki Yıllık Eğitim Enstitüsü / Üç yıllık Eğitim Enstitüsü mezunlarının çekişmesi...
 
*Bu toz duman arasında, merhum Ecevit’in Eğitim Fakültelerinde okuyup, siyasal olaylardan dolayı okullarını bitiremeyenlere tanıdığı, “Hızlandırılmış Eğitimle” üç ayda mezun edilen fakat, öğretmenliğin ruhunu kavrayamamış öğretmenlerin atanması...
 
*İş bulamayan, çeşitli Fakülte mezunlarına, Milli Eğitimin kapılarının açılmasıyla gelen Ziraat Mühendisi, Kimyager, Hukukçu vs gibi öğretmenlikle ilgisi olmayan kişilerin, bir-iki aylık kurslarla öğretmen olarak atanmaları...
 
*Üniversite Sınavlarında, Öğretmen Yetiştiren Fakültelere giriş puanlarının, son derece düşük tutulmasıyla, bu okullara kalitesiz, bilgisiz kişilerin doldurulması. Ve sonucu “HOCAM ÇOCUĞUM DOKTOR OLAMAZ, MÜHENDİS OLAMAZ, HÂKİM OLAMAZ.  HİÇ OLMAZSA, BİR ÖĞRETMEN DE Mİ OLAMAZ.” diye halk arasında ifade edilen, “HİÇ BİR ŞEY OLAMAYAN ÖĞRETMEN OLUYOR” fikrinin yayılması ile Öğretmenlik mesleğinin aşağılanmasına yol açılması...
 
* Sınıf Geçme Ve Sınav Yönetmeliklerinde sık sık yapılan ve her seferinde sınıf geçmeyi kolaylaştırarak, ne yazık ki, uygulamada, bilenle bilmeyeni, çalışanla çalışmayanı aynı kefeye koyan çarpık değerlendirme zihniyeti... 
 
*Üniverite sınavlarında KATSAYI OYUNLARIYLA Düz Liseleri (Düz sözü nereden çıkmışsa) Meslek Liseslerine (Özellikle İmam Hatip Liselerine) ezdirmek isteyen ideolojik zihniyet. Oysa ki, Meslek Lisesi Mezunları, kendi Meslek Yüksek Okullarına, Lise mezunlarından çok daha avantajlı olarak girebilmektedirler. Bir İmam Hatip Lisesi Mezunu, İlahiyat Fakültesine gitmese bile, her türlü Dinî törenlerin aranan insanıdır. Bu kadar çok dindar kişinin bulunduğu ülkemizde(!), geçimini dinî nikâh kıyarak, cenazelerde, mevlûtlarda, sünnetlerde, düğünlerde Kur’an okuyarak sağlayabilir. Sağlayamayan yan gelir olarak, esnaflık yapar. Bir Elektrik-Elektronik Lisesi mezunu, yüksek tahsil yapmazsa, bir dükkânda çalışır, geçimini sağlar. Diğer dallarda da Meslek Lisesini bitirenlere “Altın Bilezik” takılmıştır.
Ya bir Lise mezunu Üniversiteyi kazanamazsa, ne yapar???????  18 yaşından sonra sanayi çarşısında çırak olup, meslek öğrenemeyeceğine göre, YA KAHVELERE ABONE OLUR, SABAHTAN AKŞAMA KADAR KAHVELERDE TAŞ DÖŞER. Ya da, biraz çalışkansa, TARIM SEKTÖRÜNDE GÜNDELİĞE GİDER. AKŞAMA KADAR ÇAPA SALLAR, ZEYTİN TOPLAR.
 
*Bir iki yıl önce Talim Terbiye Kurulu Başkanı bir “CEVİZ KABUĞU PROGRAMINDA” açıklamıştı. Milli Eğitim Bakanlığında görevli oldukça çok sayıda     YABANCI UZMAN görev yapıyormuş. Hem de Türkiye Cumhuriyetinin Milli Eğitim Bakanlığında... Yani gelecek kuşaklarımızı en iyi şekilde yetiştirmekle yükümlü Bakanlıkta. Biz beceremeyeceğiz, “yabancı uzmanlar” yetiştirecekler (!)...
Allahım kâbus mu bu!
Basın avaz avaz bağırıyor Üniversite sınavlarında 30000 kişi SIFIR PUAN çekti diye.
Emin olunuz ki, yazdığım fakat sizleri daha fazla karamsarlığa itmek istemediğim için yazmadığım, değinemediğim daha pek çok madde var.
Gazete haberlerinden, “Yeni ve uzaktan programlandırılarak görevlendirildiğini” okuduğum Bakan Hanım ne mi yapıyor? Bakanlığı moda evi zannetmiş olmalı ki, bu kadar hayatî öneme sahip konuyu düzeltmek için çabalayacağına, kız öğrencilerin kıyafetleriyle uğraşıyor. Haftada bilmem kaç gün de öğrenciler hangi kıyafetle isterlerse onunla gelebileceklermiş. İlerki yıllarda kademeli olarak da, bu serbestlik genelleşecekmiş. O zaman çağdaş uygarlığı aşarız İnşallah!
Kenan Paşa döneminde de şahit olmuştum. İlk icraatlarından birisi, öğretmenlerin, memurların, öğrencilerin kılık kıyafetini yeniden düzenleyen
bir yönetmelik yayınlamışlardı. Ne yapsındı adamlar? Boş mu otursunlardı?
Hanım Bakan bilmeli ki, gelişmekte olan toplumlarda, öğrencileri kıyafet konusunda (Özür dilerim ama terim böyle) sidik yarışına sokmamak için, önlük veya forma zorunluluğu konmuştu. Bir anlamda, öğrenciler arasında, zenginlik fakirlik yarışı yaratmamak için... Bazı örümcek kafalıların zannettiği gibi FORMA idi bunlar, ÜNİFORMA değildi.
Ama Bakan Hanımın derdi etek boyu ne kadar olmalı...
Hanımefendi biliniz ki, bizlerde çare tükenmez. Okulda dizaltı olan etek, okul dışında mini etek oluyor. Bunun için yapabiliyorsanız, daha önemli işlere el atın. Yapabiliyorsanız Milli Eğitim Bakanlığına, Atatürk dönemindeki rûhu, ciddiyeti, ülküyü (ideali) verin!
Okullarımızdan ADAM GİBİ ADAM yetişsin. Diplomalı cahiller değil!
Bunun için çocuklarımıza “Neden sıfır puan çektin demeye hakkımız yok! Aksine onların hepimize, BU UYGULAMALARLA HAYATIMIZ KARARTILIRKEN NERELERDEYDİNİZ ? demeye hakları var.


20 Temmuz 2009  00:35:39 - Okuma: (911)  Yazdır




İstatistik