Yazı

İçimiz Yanıyor
İçimiz Yanıyor 

Özcan Nevres

İki gün önce yedi şehit haberiyle sarsıldık.

Bu gün de dört şehit haberi geldi. PKK nın ham bir hayal uğruna bunca canın yitirilmesine neden olan ve binlerce anneyi gözyaşlarına boğan kalleşlikleri ne zaman son bulacak? Bir isyanın başarıya ulaşabilmesi için arkasında büyük bir halk desteğinin olması gerekir. PKK nın arkasında halk desteği var mı ki bu kan dökücülüğünü sürdürüyor. Bıçak kemiğe dayandı artık. Ulus olarak PKK nın sonunun gelmesini sağlamak için hepimiz canımızı ortaya koymaya hazırız. Her gün ölmektense bir defa ölmek hepimiz için şan ve şereftir.
Değerli okurlarım, yaş yetmiş iş bitmiş derler ama yetmişi aştığım halde günde en az on saat çalışıyorum. Bodrumunu da sayarsak dört katlı bir evde oturuyoruz. Ne evin içinde, ne de bahçesinde iş bitiyor. Bu nedenle de bilgisayarın başına geçip yazı yazmaya dahi fırsat bulamıyorum. Bu nedenle çok istediğim halde siz değerli okurlarıma her gün yazılarım ile ulaşamıyorum. Bu yoğun çalışmalarım nedeniyle de çoğu zaman gündemi dahi takip edemiyorum. Neyse ki uyku sorunu olan bir insanım. Gündüz kaçırdığım konuları yattıktan sonra yatak odamdaki televizyondan izleyebiliyorum. İşte yine bu gece çok acı bir haberlerle içimiz cayır cayır yandı. Bir Yarbayımız, bir binbaşımız ve bir de onbaşımız PKK lıların uzaktan kumandalı bir mayınıyla şehit oldular.. Beş erimiz de yaralandı. Dileğim onların yaralarının ölümcül veya sakat bırakıcı olmaması. Birkaç gün önce AKP yanlısı bir gazetede yayınlanan bir köşe yazısında yazar “erler ve yedek subaylar şehit oluyor ama nedense subaylardan şehit olan yok” diye yazmıştı. Ona hep birlikte sormamız gerekir. Neden bu kadar şom ağızlısın diye. İstediğin bu muydu? İşte istediğin oldu. Gözün aydın demeyelim de ne diyelim?
AKP yanlıları bazı varsayımlarla hesap üzerine hesap yapıyorlar. Anavatan partisi ile Demokrat partinin birleşmeyi sağlayamaması AKP nin işine yarayacak diye pembe renkli hayaller kuruyorlar. Hangi parti olursa olsun. Başka partilerin enkazına basarak yükselmeyi, yücelmeyi düşünmemelidir. Zira bir partiye yüceltecek olan seçmendir. Bir parti seçmene umut veriyorsa yücelir. Başka bir partinin enkazına basarak yücelmek isteyen partilere seçmen itibar etmez. Dolayısıyla Anavatan partisi ile Demokrat partinin birleşememesinin bedelini o iki parti öder. Zararları hiçbir partinin kar hanesine yazılmaz. Eğer bu iki partinin birleşememiş olmasından dolayı seçmende başka partilere kaçış olacaksa gidecekleri en son parti mutlaka AKP olacaktır. Kimse AKP nin vitrinine koyduğu isimlere aldanmasın. Geçmişte İstanbul Büyük Şehir Belediyesi seçiminde CHP nin gücü oranında oy alamayan eski solcu Ertuğrul Günay AKP ye ne kazandıracak? Hele hele çok yakın bir zamanda AKP yi yerden yere vuran bir kitabı yayınlanmışken, bu fırsatı hangi rakip parti kaçırır. Hele seçim atmosferi bir ısınsın. O kitabın nasıl dağıtılacağını, nasıl ayakaltına bile düşeceğini hep birlikte göreceğiz.
İçimde dinmeyen bir sızı vardı. Şu Nazlı Ilıcak ile oğlunu televizyonlarda geçmişlerinin unutulmuş olduğu havasında ahkâm kesmelerini gördükçe onlara nasıl ulaşsam da şu dağıtacağız dediğiniz ama sembolik denilecek kadar az dağıttığınız televizyonları ve buzdolaplarını siz unutmuş olabilirsiniz ama mağdurlar unutmadı diye haykırabilsem diyordum. Benim yapamadığımı Kamer Genç yaptı. Mehmedali Ilıcak’a sen değimlisin milleti dolandırıp Amerika’ya kaçan dediğinde Nazlı Ilıcak yalanı hemen patlattı. Biz o televizyonları dağıttık dedi. Keşke o programda ben de olsaydım ve onların yüzüne gerçekleri bir şamar gibi çarpsaydım. O günleri çok iyi anımsıyorum. Kampanya çok cüzi bir meblağ ile açılmıştı. Gün geçtikçe meblağ yükseldikçe yükseldi. Sonunda neredeyse kupon biriktirenlerin yüzde doksan beşi belki de daha fazlası kupon almayı bırakmıştı. Sonuna kadar direnenler ise televizyonunu ve buzdolabını alacağı günü beklerken bir de baktılar ki Mehmedali Ilıcak pırrrrr deyip Amerika’ya uçmuş. Daha sonra Emin Şirin kuponlarını atmayıp saklayan çok az kişiye televizyon dağıtmıştı. Yüzü kızarmadan biz o televizyonları dağıttık diyebiliyorlar. Peki, buzdolapları ne oldu? Onları da dağıttınız mı hanım efendi ve beyefendi? Ne yazık ki elim kolum bağlı. Bunları yüzlerine karşı söyleme şansım yok. Neyse ki Sayın Kamer genç az da olsa yüreğimize su serpti.
Özcan Nevres


10 Haziran 2007  14:28:19 - Okuma: (638)  Yazdır




İstatistik