Yazı

Aynaya Bakmak........!!
Aynaya Bakmak........!! 

Hüseyin Taşyakan

Kendi kapımızın önünde çöp dururken, karşımızdakine kapısının önünü süpürmesini söylemek abesle iştigal etmek olur...

     Ülkemizde gün geçmiyor ki sıcak bir gündem oluşmasın,halkın geniş kesimlerinde tartışma yaratacak ortamlar yaratılmasın...! Ulema nın (!) teğet geçecek dediği krizin yarattığı işsiz, yokluk ve yoksulluk içinde yaşayan vatandaşlarımız her ne kadar bu gündem maddeleri ile  doğrudan etkilenmese de; Ülkesinin istikbalini düşünme sorumluluğuyla bu konularda da kafa yormak zorunda kalıyor. Hatta ülkeyi yönetenlerin aldığı veya almak istediği bazı kararlar o kadar tahrik edici oluyor ki; Geçim derdiyle işinin, evinin ve belki de hayatının düzeni bile bozulan bu insanların artık ruh halleri  bile bozulmaya başlıyor. Sonuç olarak bizi yönetenlerin asli görevi, millete hizmet edip onların yaşam kalitesini yükseltmekken, gereksiz gündemler, tartışmalarla gerginlik ortamı yaratmalarıyla birbirine tahammülsüz insanlar topluluğu haline geldiğimiz de gün gibi aşikardır.
 
     İlk günden bu yana, gerilim ortamı yaratıp, gereksiz ve de elzem bir önceliği olmayan konularla halkımızı oyalayanların yeni marifeti de bilindiği üzere, askere sivil yargı yolunun açılması oldu. (Şimdi kimse de kalkıp, ne yani suç işleyen yargılanmasın mı gibi maksadı malum bir cümle kurmasın..!)
 
     Türkiye cumhuriyeti her şeyden önce bir hukuk devletidir ve hukuk her şeyin üzerindedir. Bu ülke de suç işleyen veya suça iştirak eden her kim olursa olsun, ayrım gözetmeksizin yüce yargı önünde hesap vermelidir. Akli dengesi yerinde olan hiç kimse de bunun tersini iddia edemez zaten. Bu yasayı çıkaranlar, o kadar elzem görmüşler ki apar topar bir gece yarısı çıkarıverdiler. Bu aciliyet ve telaş karşısında insanların kafasında haklı olarak, bu yasanın bu kadar önemsenmesi ve bir acil eylem planı gibi gece yarısı çıkarılmasındaki maksat olağanüstü gerekliliğinden midir diye tereddüt oluşmuştur. Yasayı çıkaranların öncelikli görevi vatandaşın kafasındaki bu tereddüdü AB normları dışındaki, mantıklı bir açıklamayla dağıtmalarıdır.
 
     Bu konuya birde hukuk önünde herkesin eşit konumda olması açısından da bakmak gerektiğini düşünüyorum. Şimdi bu yasa TBMM de çıkarıldı. Demokrasinin gereği olarak (Cumhurbaşkanı kabul ederse, o edipte bu yasa Anayasa mahkemesine götürülmezse velhasıl yasa yürürlüğe girerse) meclisin çıkardığı yasa tartışılsa bile uyulması şarttır ve buna kimsenin itirazı da olmayacaktır. Ancaaak bu ülke de yaşayan herkesin soracağı da şu olacaktır. Peki AB ne uyum yasasıdır deyip,askere sivil yargı yolunu açanlar,meclis çatısı altında olup edindikleri dokunulmazlık zırhıyla HUKUK tan korunanlar için ne düşünüyorlar..? Hatta bu yasa önergesini getirenlerin, kabul edilmesi için el kaldıranların arasında da dokunulmazlık zırhıyla yargı önüne çıkarılamayanların bulunduğunu düşünürsek; Apar topar çıkarılan bu yasanın gerekliliğini ve aciliyetini kim nasıl anlatacak? Bu da yüce türk milletinin vicdanında cevabı meçhul bir soru olarak kalacaktır.
 
      Yani bu ülkede hukuk önünde herkes eşit olduğuna veya olması gerektiğine göre,şimdi aynaya bakmanın zamanıdır....... 


8 Temmuz 2009  23:11:18 - Okuma: (532)  Yazdır




İstatistik