Yazı

Tarih ve Kültür Tahribatı
Tarih ve Kültür Tahribatı 

Asil S. Tunçer

Rehbersiz grup çobansız sürü…

Sarayköy’den sonra Öz Adana Restoran’a gelmeden sola döndüğünüzde 3 km sonra karşınıza bir köy çıkar; Sığma. Bu köyün içinden geçerken rehber arkadaşlar baca üstlerinde yer alan şişeleri göstererek akıl almaz hikâyeler anlatıyorlar: “Evlenme yaşına gelmiş kızı için ailesi bacaya şişe(ler) dikiyor; evlenecek genç(ler) de bu şişe veya şişeleri taşla (kurşunla) kırarak adaylığını açıklıyor(lar)”. Sığmalılar buna çok kızıyorlar haberiniz olsun. Ayrıca bunu dinleyen turistler ülkelerine döndüklerinde “Türkleri sakın AB’ye filan almayın; adamların sapıkça gelenekleri var” demezler mi? Memleketi iki paralık etmenin ne âlemi var? Bizim de köydeki hanayın bacalarında bu şişelerden vardı ama rahmetli babam bunları evi yapan ustadan leylekler yuva yapmasın diye rica etmişti. Karadeniz’de birkaç yerde eskiden buna benzer uygulamalar görülmekteymiş. Terme ve çevresinde çok eskiden böyle geleneklerin var olduğu söylenegelir ama günümüz Termeliler de bunu kesin dille yadsıyorlar; leyleklerin yuva yapmasını engellemek amaçlı olduğunda ısrar ediyorlar. Doğrusu da budur zaten.                                     
 
Aya Sofya’daki Terleyen Sütun’daki deliğe parmak sokma rezaletine benzer soytarılıklar Efes’te de yapılıyor. Domisyan Meydanı’ndaki Nike Kabartması’nın göğüslerini avuçlayarak fotoğraf çektirmek gibi mesela. Ben burada gruba kızmam. Bu sapıklığı müsaade eden Rehbere kızarım. Kadının göğsü her geçen gün küçülüyor; öyle ki Nike gün gelecek sıfır beden olacak. İnsan elinin değdiği herhangi bir yerde bıraktığı terin bileşiminde bulunan asidin ve yağın tarihi taşlara ne derece zarar verdiğini bir düşünsenize…
 
Efes’te Üst Kapı’dan Alt Kapı’ya doğru sağınıza ve solunuza dikkatlice bakarak bir yürüyün: insanların yürümekten çok sağı solu elledikleri, taşların kahverengiye çalan kısımlarından anlaşılır. Tarihi tahribat çıplak gözle fark edilebilecek kadar sarihtir. Aşınmış satıhları normal yüzeylerden rahatlıkla ayırt edebilirsiniz. Burada yapılacak iş: Müze Müdürlüğü’nün konservasyon çalışmalarını arttırması ve biz rehberlerin de bu konuda duyarlı olması, gruplara hiçbir taşa dokunmamalarını tembihlemesi gerekiyor.
 
Ayrıca ben Efes’te ne olursa olsun içeriye başında rehber olmadan grup alınmasına da karşıyım. Bir ören ve müzeyi rehbersiz gezen bir grup çobansız sürüye benzer. Nasıl Dolmabahçe’de veya Topkapı-Harem’de kafanıza göre gezi tozamazsınız bu ören ve müzelerde de böyle olmalı. Özellikle Efes, Aziz Pavlus Bazilikası ve Hierapolis’te içerde kendi başına gezen grupların neler yaptıklarını sizlere bir anlatsam şaşarsınız… Buralarda kendi başına gezen grupların içerde kontrolsüz, başıboş ve güruh halinde çok kez şahit oldum. Memmius’un tepesinde takla atarak veya Skolastika’nın arkasına geçip kadına arkadan sarılarak ve de kafalarını oyuğa yerleştirerek fotoğraf çektirenleri mi anlatayım yoksa kutsal ve ruhani yerlerdeki tenha köşelerde kız veya erkek arkadaşlarıyla takılanları mı? Herkesin başına bir bekçi koymanız mümkün değil ama bir grubu kontrol edebilecek rehberi sağlamanız çok kolay. Efes’i tek başına gezse de veya Topkapı’yı bir şey anlaması mümkün değil. Ben rehberken yazılardan bir şey anlamıyorum…
 
Grupla Herakles Kapısı’ndan geçerken insanlara ellerini iki yana açtırtıp fotoğraf çektirtmeyi öğütleyen rehber arkadaşlar maalesef o güzelim mesleklerini basit bir komedyenliğe, oradaki eşsiz tarihi de açık bir tahribata dönüştürüyorlar. Ekmek yediğimiz kültür varlıklarımızı en başta bizlerin sahip çıkması lazım değil mi? Gruptakilere atraksiyon yapma uğruna olmadık şeyler icat edip tarihi yapıların yıpranmasına nasıl göz yumuyorsunuz? Bırakın dokundurtmayı tam aksine hiç kimsenin dokunmasına izin vermeyerek bizlere emanet edilen değerlerimizi geleceğe miras olarak taşımasını bilmemiz gerekiyor. Bu konuda meslektaşlarımın dikkatini çekmek istiyorum.
 
Buna ilaveten, rahatlıkla dokunabildiği ve üstüne çıkılıp şaklabanlık yaparak fotoğraf çektirilebildiği bu arkeolojik eserlerin hiçte sanıldığı kadar değerli şeyler olmadığı duygusuna kapılmaz mı grubunuz? Bunları rahatlıkla yapabilen bir turist için Efes’in çok değersiz olacağı muhakkaktır. Dolayısıyla bu eserleri görmek pahasına satın aldığı tur için ödediği ücret gözüne çok görünecek ayrıca tatmin de olmayacaktır. Haksız mıyım?  
 
Unutmayınız! Herkesçe çok kolay erişilebilen bir şey değersizdir. Onu değerli yapan erişilmezliğinde, gizemliliğinde ve özenle korunmasında gizlidir. Hâlihazırda bu tür davranışlar hem sizi belli bir zaman sonra bilgi yoksunu yaparak uzun vadede mesleki donanımızı yok eder hem de artan memnuniyetsiz müşteri şikâyetleri açısından da acentenizin iş potansiyelini düşürür. Haliyle uzun vadede daralacak turizm piyasası ve buna paralel azalan turistik gelirleri açısından da ülke ekonomisi olumsuz etkilenir.  
 
Mesleki etik ve icraat göz önünde alındığında rehberlik nosyonu bilgi, kültür ve tanıtım hizmeti verilerek gelir elde etme işiyse şayet; bunu ancak akademik formda ve bilimsel tarzda bir anlatım yaparak kotarabiliriz. Hem kendi hem de ülke itibarını korumak için bunu yapmamız şarttır.

30 Haziran 2009  23:41:31 - Okuma: (573)  Yazdır




İstatistik