Yazı

Bir Turun Anatomisi–1
Bir Turun Anatomisi–1 

Asil S. Tunçer

Çölyak

“Çölyak” ya da daha bilinen adıyla gluten alerjisi hastalığı olan iki kişinin de aralarında bulunduğu grupla Batı Anadolu turundayım.
 
Yeni Zelanda’dan gelen 22 kişilik grubumda 2 kişinin buğday ürünlerine karşı toleranssız olduğunu öğrendiğimde bir kez daha bu rahatsızlık ve dolayısıyla başta beslenme alışkanlıkları ve de gerektiğinde ilk yardım amaçlı yapılabilecek müdahaleler hakkında bilgi ediniyorum. 
 
Her zaman olduğu gibi Dış Hatlar Gelen Yolcu önü ana-baba günü. Koskoca havalimanında birçok mekân ve alan gereksizce abartılı yapılmasına rağmen en çok sıkışılan bu kısımlar nedense ülkemizde hemen her havalimanında olduğu gibi yer darlığı ve park alanı yetersizliği sorunu yaşar. Üstelik bir yakını için sülale boyu karşılama yapmaya eğilimli kendi yurttaşlarımızı da hesaba katarsak bizim dış hatlar gelen yolcu karşılama kapıları ve etrafını en az 3–4 misli kapasitede yapmak lazım gelir. Hatta yakınlarını karşılamaya gelen Türkler için ayrı bir merasim kapısı ve salonu yapılabilir.
 
Mesela ben 22 kişiyi tek başıma üstelik hiçbiri tanımadığım halde karşılayacağım ama solumdaki aile toplam yedi kişi, bir genç hanımı karşılamaya geliyorlar; hem de tanıdıkları birini ama buna rağmen hepsi en ön sıraya dizilmişler nerdeyse demirden atlayıp içeri girecekler. Birisi nişanlısı, hadi onu anlarım; diğeri gelen kızın ağbisi, onu da anlarım; etti iki. Peki diğer beş kişi… Kardeşim işiniz gücünüz yok mu hiç? Hem ayrı ayrı “nerdesin?”, diye gelen kişiye cepten aramalar. Kızcağız bunlara teker teker laf yetiştirmekten tuvalete gidememiştir Allah bilir; ya da ondan geç çıkmıştır. Nasıl olsa arabada yer var diye, iş güç de yok nasılsa ve gezmek olsun ve biraz da her zaman havalimanına gelinmiyor nasılsa biz de gelelim hesabı… Bu kadar işgüzarlık ve düşüncesizlik ancak 3.dünya vatandaşlığında olabilir herhalde… 
 
İç Hatlar Giden Yolcu kısmında ayrı bir merasim: “en büyük asker bizim asker”. Bunu da anlarım ama rica etsem bu uğurlamayı son dakika değil de önceden ve daha müsait yerlerde yapsanız da ülkemizin imajı zedelenmese ve turizmimizin en can alıcı yerlerinden havalimanlarımızda bu tip karmaşalar yaşanmasa…
 
Gittiğimiz otelin ön büro ile restoranı arasında iletişim sorunu var ki tüm guruba aynı yemek yapılmış. Defalarca hatırlatılmasına rağmen çölyaklı misafirlerimiz için özel yemek hazırlanmamış: çok acele patates kızartma takviye yapıyoruz. Ekmek yiyemeyen bu iki kişi için pirinç pilavı için geç kaldık; neyse ki yarınki menü en azından daha iyi olacağından içim rahat. Turizm uzun bir zincir ve haberleşme bu sektörde çok önemli. Okulda bize “feed-back” yani ‘geri besleme’ hadisesinden çokça bahsedilirdi. Bir kez daha önemini anlıyorum.
 
Öğrendiğim kadarıyla bazı ülkelerde bu tip rahatsızlığı olan turistler için mısır ekmeği, patatesli gıdalar ve pirinç nişastalı yemekler hazırlanmaktaymış. Yalnız henüz ülkemizde bu konudaki çalışmaların yetersiz olduğunu söylemeliyim. Malum buğday ağırlıklı Türk mutfağı bu terime henüz alışık değil. Patates ve pirinç pilavı ile işi geçiştiriyoruz ama özellikle kahvaltı esnasında ekmeğin yerini dolduracak bir seçenek henüz yok. Varsa bile bir elin parmaklarını geçtiğini düşünmüyorum. Hâlbuki çok da zor değil: mısır unundan ekmek, kızarmış patates, nohutlu bir et yemeği, pirinç pilavı ve yanına ayran… Bu gruba ayranı çok rahat sevdirdim. Ardından tatlı olarak da kestane şekeri… Bunlar ilk etapta benim aklıma gelenler. Ülkemizde 250–300 bine yakın kişinin bu rahatsızlığı yaşadığını ama tüm dünyada bilinen 1 milyon ama bilinmeyenlerle birlikte 2 milyon civarında çölyak hastasının bulunduğu ve gluten alerjisi yüzünden buğdaygilleri asla ağzına koyamadıkları söyleniyor.
 
Gerçek anlamda bu hastalığı taşıyan turistlerle ülkemizde tur yapmanın pek zorluğunu yaşamıyorum; hem hazırlıklı olmam hem çok kalabalık olmamam nedeniyle sorunu rahatlıkla çözümlüyorum. Bir de İstanbul ve çevresinde seçeneğimin çok olması beni rahatlatıyor. Eğer bu tur doğu ve güneydoğu endeksli olsaydı şayet belki daha da zorlanabilirdim. Buna rağmen bir yerde bana çölyaklı yolcu için ‘makarna verelim’ bile diyenler oldu. Günümüzde bir restoranda makarnanın hammaddesinin buğday olduğunu bilmeyenlerimiz olabiliyor demek ki…
 
Sürecek…

8 Haziran 2009  21:06:20 - Okuma: (995)  Yazdır




İstatistik