Yazı

Mayınların Temizlenmesi
Mayınların Temizlenmesi 

Etem Kutsigil

Suriye sınırından kaçakçılık yapıldığı dönemlerde kaçaklığı caydırıcı olsun diye mayın döşenmişti.

Döşenen bu mayınlar, oralarda yaşayan insanların öteden beri kötü kaderi olmuştur. İşsizlikten çaresiz kalan insanlar, canlarını tehlikeye atarak zenginlerin kaçak mallarını Suriye’ye götürüp getirmişlerdir. Bu arada mayına basanların kimisi sakat kalmış, kimisi canını kaybetmiştir. Bir kara mizahtır ama, bu arada pek çok sayıda da ihtiyar eşek de ölmüştür...  
         Bu konu, defalarca edebiyat ve sinema dünyasının ilham kaynağı olagelmiştir. Merhum Aziz Nesin “ŞEYKESEN BEKTAŞ AĞA” isimli hikâyesinde, burada yaşayan insanların ekonomik durumunu ve kaçakçılığı körükleyen şartları, hapse düşen “Bektaş Ağanın” ağzından sıralamaktadır;
         “Beyim su yoktur ki, tarım yapalım, fabrika yoktur ki, işçi olup çalışalım, maden yoktur ki, çıkaralım, satalım. Yol üstü değil ki, ticaret yapalım. Allah bize de bir geçim kapısı verdi o da, kaçakçılık
Bu gün artık, kaçakçılığın son bulduğu söylenmektedir.
         Son birkaç yıldan beri bu mayınların temizlenmesi, zaman zaman gündeme geliyordu. Ve şimdi yine gündemdedir.
Deniyor ki; bu mayınlar araziden temizlenince, bölgenin insanına, kilometre karelerce verimli toprak kalacak. Bu topraklar yapılacak “organik tarım” için ideal alanlar olacaktır. Çünkü, önceden buralarda hiç kimyasal gübre kullanılmamıştır.
Ne var ki, mutlu haberleri tersine çevirme ve problem yaratma konusundaki eşsiz yeteğimiz, bunu da içinden çıkılmaz bir hale soktu. Şimdiki konumuz, mayınları kim temizleyecek?
*Birinci görüş; Deneyimli olan NATO’ya parayla temizletelim.
*İkinci görüş; İsrail’e, veya başka bir şirkete, para ödemeden, fakat karşılığında arazilerin kullanışını 49 yıllığına İsrail’e / şirkete vererek yaptıralım.
*Üçüncü görüş; Kim döşediyse, ona kaldırtalım. Deniyordu ki, ordumuzun bunları temizlemesi için, araç gereçlere ihtiyacı var. Ve bunları almak için, de ödenek çıkarılması gerekiyor.
Şimdi bu görüşleri hiç bir ardniyet olmadan irdeliyelim.
* NATO bir savunma örgütüdür. Ve iki dünya savaşı görmüş Avrupa’nın geniş tecrübelerine sahiptir.
Parayla yaptırmaya gelince; Bu işin beş yıl süreceği, uzmanlarca ifade edilen bir bilgidir. Bu bir anlamda, maliyetinin de beş taksitte ödeneceğini göstermektedir. Kaldı ki, ikinci yıldan itibaren bu topraklar işlenmeye başlayınca, getireceği gelirle, taksitlerin ödenmesi kolaylaşacaktır.
* İsrail’e/şirkete, para vermeden çıkartılarak, karşılığında tam 49 yıl bu toprakları İsrailli bir firmaya vermek, başka bir deyimle, bu toprakların 49 yıl Türkiye’nin elinden çıkmasıdır. İsrafın bin bir türlüsünün yapıldığı yurdumuzda, değer mi, topraklarımızı adeta bir firmaya, dolayısıyla İsrail’e/şirkete sunmak? Yakışır mı bize üç-beş yüz bin Dolar için, bu alçalma?    
* Bu konuda ilk aklıma gelen tarihî olay, İnebahtı Deniz savaşı sonunda Sokollu Mehmet Paşanın söylediği sözdür;
“Paşa, sen bu milleti anlamamışın! Bu millet isterse, yapacağı gemilerin demirlerini gümüşten, halatlarını ibrişimden, yelkenlerini atlastan yapar. Ne kadar malzeme istersen, gel benden al!”  
Bizde para mı yok? Yoksa yeni alınan/alınacak eksta-modern makam uçağını, da bedava mı veriyorlar? Son model makam araçları, devlete bağışlanıyor mu? Durup dururken önemli devlet kurumları, Ankara’dan İstanbul’a   alınırken ve dünya kadar para sarfedilerek onlar için arsa alınıp, gökdelenler yapılırken gereken para, cami avlularında bağış toplanarak mı sağlanacak? Millet paralarının nasıl çar çur edildiğini, “sağır sultan” duydu, Kör Emin gördü.
Bana kalırsa:
*Öncelikle, bu iş için gerekecek teknik araç gereç alınmalı!    
*Bir yandan bunlar sağlanırken, diğer yandan da, beş altı aylık ciddi bir eğitimle ordu içinden bu işi başaracak yeterli bir ekip hazırlanmalı!
* Bu kurslarla, gerekecek elemanların “sürekli olarak yetiştirilmesine” ve “araç gerek miktarının sürekli olarak arttırılmasına” devam edilmeli!
 *Bir taraftan mayınlar temizlenirken, diğer taraftan, burada yapılacak tarım faaliyetleri için, çalışacak insanlar eğitilmeli, gerekli araç gereç sağlanmalı ve temizlemeye paralel olarak tarıma başlanmalıdır!
Yakın zamanda bir büyük siyasetçi; “Burada çalışırken şehit olabilecek bir erin bile hesabını veremem.” dedi. Ne büyük laf... 
Beyefendi, o zaman askerî operasyon da yaptırmayınız.”(!)
Vatan toprağını yabancılara (hadi peşkeş demeyeyim) tahsis etmesine bu zamanda,
VATANSEVERLİK Mİ DİYORLAR???   
Etem Kutsigil


23 Mayıs 2009  10:19:31 - Okuma: (548)  Yazdır




İstatistik