Yazı

Futbolda başarı tesadüflerle olamaz
Futbolda başarı tesadüflerle olamaz 

Prof. Dr. Seyhan Hasırcı

Futbol Dünyadaki diğer endüstri kurumları (Tekstil, Turizm, vs.) ile adeta yarışır durumda ve zaman zaman daha ileri düzeye ulaşmakta.

Dünyada ve Avrupa da futbol sporunda en önde gelen ülkeler; başta İspanya, Brezilya, Almanya, İngiltere, Fransa, Arjantin, İtalya, Portekiz ve daha ismini burada sayamadığım birçok ülke var.
Antrenörü, sporcusu ve sistemi ile dünya pazarından oldukça büyük paralar kazandıran bir sektör futbol.
Başta sporcuların transferleri olmak üzere sırası ile Antrenör, Malzeme (Top, giysi ve diğer yan ürünler), Malzeme’nin yanı sıra; yan ürün olan kulüplerin sporcu yetiştirme payları daha da farklı bir pazarı gözler önüne sermektedir.
Türkiye bu pazarın neresinde yer alır? Doğrusunu isterseniz bu soruyu yanıtlamadan önce, bazı konuları bir kez daha hatırlamanın yararlı olacağını düşünüyorum; Türkiye de futbol Federasyonu bilindiği üzere Cumhuriyetimizin yaşı ile aynıdır, yani 1923 yılında kuruldu, ama futbol sporunun ülkemizdeki tarihçesi daha da eskiye, yani 1800’lü yılların sonuna dayanır. Özellikle büyük kulüplerimizin kuruluş yıllarına baktığımızda bunu görmekteyiz, yani yüz yılı aşkın bir süredir ülkemizde futbol sporu oynanır ve her gecen gün pek sayısal olarak büyük olmasa da gelişmeye, büyümeye çalışır. Bu büzüme ve gelişme yeterlimidir? Tartışılmaya değer!
Yüz yıla yakın bir futbol tarihimizde aslında pek o kadar büyütülecek ve imparatorlaştırılacak bir başarımız olmamıştır. Bunun ardına ne Teknik direktörlerimiz ne de kulüplerimiz sığınmamalılar.
Kısacası; 1954 yılında İsviçre de yapılan Dünya Kupası finaline bir kura sonucu, tarihinde ilk defa Dünya Kupası finallerine katılma şansını elde eder. İlk kez Dünya futbol şampiyonasına katılırız ama sonucu anlatmama gerek yok hüsranla bitmiştir.
Fatih Terim yönetiminde 1991'de Akdeniz Oyunları'nda finale çıkan genç jenerasyon, Türk Futbol Tarihi'nde milat olmuştur. Fatih Terim, Sepp Piontek'in yerine Milli Takımın başına geçtiğinde, 1991'den itibaren bir araya gelen bu jenerasyonla tarihi bir başarıya imza atmıştır ancak bu başarılar kalıcı değil geçici başarılar olmuştur.
Bunca aradan sonra 1996 yılında A Milli Takımımız yine bir ilki başararak İngiltere'de düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonası Finalleri'ne katılmaya hak kazanmış ama ardından eve boş dönmüştür.
Türk futbolunun zirve yaptığı tarih 2002'nin yaz mevsimidir. Milli Takımımız tam 48 yıl aradan sonra Dünya Kupası finallerine katılma hakkını elde eder ve burada Milli Takımımızın dünya üçüncülüğünü alır. Bundan sonrada 2008 Avrupa Şampiyonası finallerine katılarak Avrupa 3.lüğünü elde eder ve bu başarıların arkasına sığınıp yıllarca bundan söz ederek futbolda geliştiğimizi söylememiz bizi pek iyi yerlere götürmeyecektir!
Buradan kanımca şu dersi çıkarmamız gerekir, kuruluşumuzdan günümüze kadar, Sağlıklı bir kulüp yapılanması, sağlıklı bir eğitim, futbolcu, teknik eleman ve dolayısı ile kaliteli hakem sayısının arttırılmasına yönelik uzun süreli programlar yapılmamış olmasıdır.
Futbol sporunda diğer gelişmiş ülkeler gibi kayda değer bir artışın olmadığını ve bu doğrultuda çaba sarf eden yöneticilerimiz de az sayıda olduğunu görmek bizleri üzmektedir.
Özellikle profesyonel futbol kulüplerimizin yöneticilerine burada çok görevler düşmektedir. Bu bağlamda milyonlarca paralar harcayarak, ülkemize getirdikleri sporcu ve teknik adamları hemen hemen çoğuna bir sezon dahi dayanamadan tekrar bir yığın paralar ödeyerek geri yolladıklarını biliyoruz. Bu durum Türk futboluna çok büyük hizmet ve gelişimine katkı olarak algılanamaz, algılanmamalıdır da. Ayrıca Futbol taraftarlarının sağlıklı bir eğitim ortamı sağlamamış olması, hala şiddet ve ırkçık gibi ilkel düşüncelerden soyutlanmalarına hizmet vermeyen bir anlayışın var olması kabul edilemez.
Artık bu konuda bir hiç zaman kaybetmeden tıpkı diğer ülkeler gibi Bilimsel çalışmalara ağırlık vererek kendi potansiyelimizi ön plana çıkararak kaliteli teknik adamlar ve sporcular yetiştirip yurt dışlarına pazarlamaktan geçiyor futbolda kalkınma, yoksa böyle diğer ülkelerin yetiştirdiği çocuklarımızı alıp top oynatarak ya da her şeyimizi tesadüflere bırakarak şampiyonluklar kazanamayız.
En içten saygılarımla
Prof. Dr. Seyhan Hasırcı

22 Mayıs 2009  00:04:02 - Okuma: (474)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik