Yazı

Tehlikenin farkında mısınız?
Tehlikenin farkında mısınız? 

İbrahim Becer

Kavm-i necip kimdir? Araplar; Millet-i sadıka kimdir? Ermeniler…

Peki, sıkı durun öyleyse, Etrak-i bi idrak ne demektir? Yormayayım sizi de söyleyeyim: “İdraksiz Türkler.”
Yukarıdaki tabirlerin hiçbiri bana ait değil. Tamamen Osmanlı’ya ait tamlamalardır. Sonda söyleyeceğimizi, baştan söyleyelim de sonra papaz olmayalım. Bu yazının da konusu Osmanlı değil. Söyleyeceklerimi en sonunda söyleyeceğim. Bir örnek üzerinden gitmem gerekti sadece.
Osmanlı sevilir sevilmesine güzel memleketimde ama bazı ufak pürüzler de yok değildir. Bu coğrafya, adı üstünde bir Türk yurdu olan Türkiye’dir. Türkler de Osmanlıyla ziyadesiyle gurur duyar. Peki, Osmanlı’nın Türklere davranışı nasıldı?
Osmanlı yönetim konusunda Türklere pek güvenmedi. İstanbul’un alınmasından, Dördüncü Murat’a kadar geçen 187 yıl içinde 66 devşirmeye karşılık, 10 Türk sadrazamlığa atandı. Geçtim devlet yönetimini, bürokrasiyi; ticaret, sanat, zanaat gibi alanlara bile sokmadı.
Sinan, çok büyük bir Türk mimarı değil mi? Alakası yok. Sinan en başta Türk değil. Peki, bu dışlanma hadisesi neden kimsenin umurunda olmamış şimdiye kadar diye sorsam…
Olmaz mı hiç, elbette olmuş. Osmanlı’nın, idraksiz(anlayışsız) diye aşağıladığı Türkler varmış farkına ilk. Oturmuşlar şiirini bile yazmışlar:
“Şalvarı şaltak Osmanlı / Eğeri kaltak Osmanlı / Ekende yok, biçende yok / yemeye ortak Osmanlı…”
Taş olsa çatlardı. O kadar da idraksiz değillermiş demek ki.
Başka kim farkına varmış bu itilmişliğin? Yanılmıyorsam Lord Kinros’du herhalde. Kalkıp bakmam lazım ama isim önemli değil. Söz güzel: “Osmanlının boyunduruğundan kurtulan son millet Türkler olmuştur”.
Bakın, amacımız Osmanlıyı kötülemek değil. Türkçede karşılığı olmayan ama Osmanlıcada anlamını bulan bir durum söz konusu bu ülkede.
“Galat-ı meşhur”, Doğrunun yerine geçen yanlış demek. En yakın anlamı bu. Tarihsel olaylara canımızın istediği gibi inanma hali bir anlamda. İşine geldiği gibi inanma rahatsızlığı…
İşte onu yapamazsın canım kardeşim…
Ya-pa-maz-sın!
“Ben bir Türküm, dinim, cinsim, uludur…” diye Ziya Gökalp’den mısralar attırmaya başladığın zaman düşüneceksin biraz. Neden Osmanlı bana idraksiz, anlayışsız falan dedi? Padişah anaları, neden ağırlıklı olarak Slav ırkından seçilmişti? Karacaoğlan’ın, Dertli’nin, Âşık Ömer’in çeşme başında görüp de vurulduğu bu “ela gözlü, benli dilberler” neden Haşmetmaaplarına bir kez olsun görünmemişlerdir…
Çanakkale denince salya sümük olmayacaksın. Atının koşum takımlarını Almanlardan alacak kadar tarafsızlığını boz, sonra git iki Alman denizaltısını üstüne geçir, yetmezmiş gibi git elin Limanını bombala ve sonra gencecik Körpeler öldü diye ağla. Sana kim dedi savaşa gir diye? Bir maceraperestin peşine takıldın, onca cana kıydın. Bütün hikâye bu…
Bak 19 Mayıs bugün, mayısın on dokuzu yani. Milletçe gururlandık, Liselilerin eşli hareketlerini falan seyrettik değil mi? Peki ne kaldı aklımızda, hiç…
Peki, bakın Şevket Süreyya aydemir, “Tek adam” kitabında ne diyor o günler için: “…Bakkal veresiyeyi de kesti!”…
Sadece Yunanla savaştığımız halde, Yedi Düvel falan diye nutuk atanlarımız var bu Ülkede. Çünkü öyle inanmak istiyor ve nasıl bir şizofrense kendi yalanına inanıyor. Öte yandan bakkal veresiyeyi kesmiş, hem de kongreler döneminde tık yok.
Atatürk’e veresiyeyi kesen bakkalın torunu olmayı içinize sindiremezsiniz değil mi?
Peki Size “idraksiz” diyen Osmanlı’ ya artık şüpheyle bakar mısınız?
Ya Müşir Paşa’yı , “aklınızı başınıza toplayın” dediği için vuran ve Bizi Çanakkale’ye süren Yakup Cemil ve Enver Paşa hala kahraman mı Sizce?
Geldik iki binlerin başına…
Sen hala Danıştay başkanını vuranları bana kahraman diye yutturmaya kalkarsan, Bu yalana kendin körü körüne inandığın gibi Beni de inandırmaya uğraşırsan, bu adamlar için toplanıp da “sağdan say” dersen, Ben Osmanlının, “etrak-i bi idrak” diyen ağzını öperim…
Hayran olduğumdan falan değil, geleceği gördüğü için…
Ne demiştik az önce, galat-ı meşhur; gerçeğin yerine geçen yalan yani. Avrupalı Ortaçağda hırsızlarla baş edemediği için kendi efsanesini yaratmış: Robin Hood. Kim arayacak sherwood ormanlarında hırsızı. Kahraman yap gitsin.
Sen ne yaptın 1902’de? “Çökertme” türküsünü bilirsiniz. Oradaki Halil’den kahraman icat ettin. Halil kimdi peki? Bir cinayeti olan, Rumlarla kaçakçılık işlerine girmiş, karanlık bir tip. Ama Çerkes Kaymakam Gülsüm’ü isteyince, Kolculara kurşun sıktığı için kahraman yaptın.
Bu devirde kimseye yediremezsin.
Yani benim güzel kardeşim; Ben sana aldanabilirim, ama Sen Beni aldattın sanma!


20 Mayıs 2009  22:22:57 - Okuma: (651)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik