Yazı

19 Mayıs…
19 Mayıs… 

Yaşar Varış

Bu yıl 19 Mayıs’ta hem coşkuyu hem hüznü birlikte yaşadık.

         Coşkuluyduk; çünkü Büyük lider Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusal kurtuluş savaşını vermek üzere Samsun’a çıkışının 90.yıl dönümünü kutladık.
         Mustafa Kemal, 1918 yılının son aylarında İstanbul’a döndüğünde İstanbul limanları yabancı donanma gemileri ile dolmuştu. Mustafa Kemal’in içi buruldu.
         “Biz bu gemilere Çanakkale’den geçirmemek için boşuna mı uğraştık, bu kadar memleket evladını boşuna mı şehit verdik” der gibi idi. Başını sallayıp “geldikleri gibi giderler” dedi.
         Daha o günden belli idi Mondros mütarekesini ve koşullarını onaylamadığı. Hemen çalışmalara başladı. İki ana fikri vardı.
Birincisi Harbiye nazırı olmak ve devletin içinde bulunduğu bu durumdan aktif siyaset yolu ile kurtarmak.
 İkincisi ise, Anadolu ya geçip düşmana karşı halkı örgütleyip kurtuluş savaşı vermek.
         Bunun için 6 ay boyunca İstanbul’da çok yönlü çalışmalar yaptı. Fırsatını bulup bir şekilde padişahın da onayını alarak görevli olarak kendisini Samsun’a göndertti.
         Değerli hemşerimiz ve gazeteci, hukukçu siyaset adamı Sayın ALEV COŞKUN, Samsuna çıkmadan önceki altı ayı anlatan kitabında bu olayı belgeleri ile birlikte çok güzel anlatmış.
Dediği gibi de olmuş. Anadolu’da Mustafa Kemal önderliğinde örgütlenen halk kısa bir süre içinde kurtuluş savaşını kazanarak 9 Eylül de düşmanı İzmir’den denize dökünce İstanbul’u işgal eden kuvvetler geldikleri gibi gitmişler.
Burası için coşkulu yanı.
Aradan 90 yıl geçti.
Bu gün ne yazık ki başka görüntüler altında, özelleştirme aldatması ile vatanımızın bazı limanları yine işgal altında, ulusal değerlerimiz, madenlerimiz, işletmelerimiz, topraklarımız yabancıların denetiminde.
Eskiden zorla, baskı ile giriyorlardı. Şimdi özelleştirme adı altında giriyorlar. Sonuçta değişen bir şey yok. Memleketin bazı bölümleri işgal altında.
Demek ki Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı emaneti yeterince koruyup kollayamamışız. Onun bıraktığı bağımsız Türkiye’yi koruyup, ona bir şeyler katamamışız.
Önemli birçok vatan topraklarını özelleştirme adı altında yabancılara peşkeş çektiğimiz yetmiyormuş gibi içte ve dışta gırtlağımıza kadar da borca batmışız.
Ekonomik yönden olan bu bağımlılığımız siyasi ve askeri yönlere de etki etmeye başlamış. Üniter devlet yapımız, laik, demokratik hukuk devleti, tartışılır hale gelmiş.
Dün Saraçoğlu stadyumunda beden eğitimi Öğretmenlerimizin hazırladığı, gençlerimizin başarı ile sunduğu şahane gösterileri, yapılan konuşmaları ve şiirleri izlerken aklımdan bunlar geçti.
Coşku ve hüznü birlikte yaşadım.20.05.2009

20 Mayıs 2009  22:19:35 - Okuma: (465)  Yazdır




İstatistik