Yazı

Korkunç Türk
Korkunç Türk 

İbrahim Becer

Gerçi risk alıyoruz ama yine de yazalım.

Hadise kazanırsa defe koyarlar Beni. İçeride Eurovision kompleksi tam gaz devam ediyor. Benim Ufaklar meraklı. Biz de o devirlerde meraklıydık ama sağ olsun Önce “Opera”, ardından da “aman petrol” faciaları ateşimizi çabuk söndürmüştü.
         Petrolde dışa bağımlı bir ülkenin “aman petrol, canım petrol” diye bir şarkı yarışmasında arz-ı endam etmesi pek alışılageldik bir durum olmasa da, “opera” ile beraber Cümle âlemi dumura uğrattığımız da bir gerçek. Mesaj kaygısı mı vardı o zamanlar bilmiyorum. Şimdilerde işler biraz yoluna girdi Eurovision’da. Takan yok artık.
Mesaj falan hak getire. Belki eksikliklerimizle yaşamayı öğrendik. Opera denilen illetin bağırmakla olmadığını öğrenmiş olabilir miyiz? Muhtemelen… Baksanıza, onca yıl geçti bu mümbit topraklarda hala mantar gibi tenor yetişmiyor.
Bir ara Tatlıses için diyorlardı; elinden tutulsaydı olurdu falan diye ama olmadı işte. Petrol konusunda da aynı dedikodu dolaşırdı. Kulaktan kulağa dillendirilirdi bir büyük yalan hiç unutmam. Dedikodu şuydu: “Aslında yeraltında korkunç bir petrol var ama açılan kuyular kapatılıyor”. Her insan evladı gibi sorardınız: “Neden ?” Cevap gecikmezdi: “Tüm Dünyada bitince, tek bizde kalacak !”
Aslında bu tür organizasyonlar kendini ifade edebilme aracı olarak görülürler Bizim gibi yalanın mubah sayıldığı Memleketlerde. Çünkü o kompleks var ya Bizde akut değil, kronik ishal vaziyetindedir yüz yılı aşkın bir süre.
Şunu demeye getiririz Biz: “Tamam eyvallah! Çocuk tacizi, töre katliamı, hırsızlık, rüşvet, adam kayırmacılık gırla ama bak Hadise ne kadar Avrupai!”
Yer mi Avrupalı? I ıh!
Kitabını yazmış Adam. Ben okudum anlatayım. Bakalım kendimizi beğendirmek için yırtındığımız Avrupalı Bizi nasıl görüyor…
Luther’in çağdaşı bir Protestan Din Bilgini Türk sözcüğünün “Torxuere”(işkence) kelimesinden türemiş olduğunu iddia ederken; başka bir din bilgini ise “trux” (aldatma)kelimesinden geldiğini öne sürer.
Bir de deri yüzdürme vakası var onu anlatayım: Karinya’daki kumandanın karısı, Bosna’daki Ferhat Bey’den kocasının kesik başını kendisine göndermesini isteyince Ferhat bey’de Ona yanıt olarak, Kocasının başını Ona gönderemeyeceğini, çünkü Onu İstanbul’a yollamak zorunda olduğunu yazar. “ Ölenin başının derisini yüzdürdüğünü ama kemiklerini de karısı için ayırdığını ifade eder.”Paşa jest yapıyor yani…  
Özellikle 16. yy yazışmalarına bakın; Türk kelimesi, veba ile eş anlamlıdır. Bir de Din adamları boyutu vardır işin ki akıllara seza bir durum. En büyük otoritenin ruhban sınıfı olduğu bir kıta o zamanlar Avrupa. Din adamları da Türklerin bu bitmez tükenmez akınları için akıl yürütüyorlar. Çıkan sonuç ne: Biz öyle günahkâr bir toplumuz ki, Tanrı daha önceki kavimler gönderdiği belaların bir benzeri olan “Türk Belasını” gönderdi.
Çengelle adam asmalar, kazığa oturtmalar… Örnekleri çoğaltabilirsiniz. Avrupalının gözünde Türk imajı bu. Çocuk okula başlıyor bunları öğreniyor. Nasıl Sen Cüneyt Arkın’a “Kahpe Bizans’ın yiğit güzeli” dedirtiyorsun, O da çocuğunu; “yaramazlık edersen Seni Türk’e veririm” diye korkutuyor.
Biz, Bizans Ahalisinin 1453 yılında Osmanlı’ya teşne olduğunu öğrendik değil mi ? Avrupalı 1453 ve sonrasını nasıl görüyor hiç girmeyelim isterseniz…
Tabi bunları söyleyenler de en sonunda Haçlı seferlerinin müsebbiplerinin torunları. Öyle sütten çıkmış ak kaşı değiller.
Benim demem o ki; Yüzlerce yıl savaştığınız bir topluma karşı öyle bir şarkıyla falan meramınızı anlatamazsınız.
Ya da boş verin mesajı, beş dakika delikanlı olalım, Türk olalım:
“Saraylarda süremem,
Dağlarda sürdüğümü,
Bin cihana değişmem,
           Şu öksüz Türklüğümü…”

17 Mayıs 2009  00:51:47 - Okuma: (498)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik