Yazı

Kimdir Korucu?
Kimdir Korucu? 

İbrahim Becer

Devletin, örgüt ile mücadelede yanında aktif olarak görmek istediği yerel halk. 1986 yılında Özal döneminde, İçişleri Bakanlığı Yönetmeliği ile yürürlüğe girdi ve o günden bu yana sayıları artarak geldi. En son seksen binlere dayandığı söyleniyor.

Gündeme gelmesi ise, malum olduğu üzere Mazıdağı katliamı.
Aslında hiç lafı dolandırmaya gerek yok. İşin Türkçesi şu: Devlet, Örgüt ile mücadele etmek zorundaydı 1984 Şemdinli ve Eruh saldırıları sonrasında. Her terör örgütünün geçirmesi gereken üç ana evre vardır. Bunlar: Stratejik savunma, stratejik denge ve stratejik saldırıdır. İlk iki evrede “dağdaki üç beş çapulcu” olarak geçiştirilen pkk için hiçbir önlem almayan devlet, ne yazık ki üçüncü ve en tehlikeli olan stratejik saldırı evresine hazırlıksız yakalandı.
O güne kadar bölgede kurulan karakollar başta olmak üzere her şey kaçakçılık, basit adi suçlar, kız kaçırma gibi eylemlere karşı tasarlanmıştı. Adliyelik olaylardı yani. Devletin gerçeklerle yüzleşmesi için “1992 Taşdelen baskınını” yaşaması gerekiyordu. Google’ a yazarsanız Siz de izleyebilirsiniz. Taşdelen Karakolu; “terörle mücadele nasıl edilemez” in dersi niteliğindedir. Eğer izlerseniz hak vereceksiniz. Tamamen mahkum bir araziye kurulmuş bir karakol, tepesinden yağdırılan roketlerle havaya uçan bir yapı, Bu sahneye kahkahalarla gülen bir avuç piç. Kompozisyon kısaca bu yani.
Devlet bu şekilde yürütemeyeceğini anlayınca, “eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal” parolasıyla kolları sıvadı. Karakollar mahkum araziden alınıp daha hakim arazilere taşındı, yeni karakollar ağır silahlarla güçlendirildi, tahkim edildi.
Fakat hala bir eksik vardı. Devlet karakollara ve kısıtlı çevresine hâkimdi. Araziye ise değil. Örgüt nasıl üç evre geçirdiyse, kabul etmek istemese de Devlet de aynı evreleri geçiriyordu. Savunmadan çıkmış, dengeyi kurmuş, Gabar’a, Bestler’e, Hanke’ye, Kanimasi’ye, Kato’ya saldırmak ve çakalı ininde boğmak istiyordu.
Her şeye rağmen bir problemi vardı: Yolu bilmiyordu. Yolu bilenlerse yerel halktı. Mecburen bünyesine aldı. Önde korucular, arkada Asker o dağ senin, bu dağ Benim çok büyük işlere imza attılar.
Fakat günler geçtikçe sorunlar yavaş yavaş kendini hissettirmeye başladı. Devlet tarafından silahlandırılan Korucuların namluları bazen dönmemesi gereken yerlere dönmeye başlamıştı. Sıradan çekişmelerde bile Korucular, Devlet’i arkalarına alarak ayrıcalıklı konumlara gelmeye başladılar. Devlet otoritesi yerine aşiret otoritesine bağlı kalan Korucular, Aşiretlerle Devlet arasında oynanan menfaat satrancında her zaman piyon oldular. Basit, münferit hadiseler olarak görülen bu yaramazlıkları bir baba şefkatiyle azarlayan Devlet gün geldi merhametinin kurbanı oldu.
AB verilerine göre şu anda 57 bin Korucu var. Gerçek rakamın 70-80 bin aralığında olduğu sanılıyor. Gariptir, ömrü dağlarda geçmesi gereken ve Ordunun demir pençesi altında disiplin içinde bir ömür sürmesi beklenen Korucular tam tersi bir görüntü çiziyorlar. İşledikleri suçların dokümanı şöyle:  
·         Terör suçlarıyla ilgili 2384
·         Mala karşı işlenen suçlarla ilgili 934
·         Şahsa karşı işlenen suçlarla ilgili 1234
·         Kaçakçılık suçlarıyla ilgili 420 olmak üzere toplam 5000 civarında Korucu suç işledi, 833 ü tutuklandı.
Bu rakamlara son katliam dâhil değil.
Amacımız, gerçekten büyük bir cesaretle teröre dur demek için varını yoğunu ortaya koyan bu insanları, son olaydaki canilerle aynı kefeye koymak değil. Ben, böylelerini tanıdım ve tanımaktan da gurur duydum.
Hükmü olmayan sözümüz sadece yürümeyen Sisteme: Hiçbir eğitimi olmayan, hiçbir eğitime tabi tutulmayan insanlara öldürücü silahlar verip de kontrol altında tutabileceğinize gerçekten inanmış mıydınız? Diyelim ki inandınız; Yukarıdaki tabloya ve dün yaşanan katliama rağmen ısrarınızda iddia ediyor musunuz?
Basit bir kız isteme meselesinden 44 kişi öldü. Hem de ne zaman öldü; namaz kılarken. Bu kadar gözü dönmüş insanların elinde bu silahlar ne arıyor? Basit bir taşımacılık için bile psiko teknik yeterlilik belgesi isteyen bir Devlete sahibim Ben. 80 tl mi ne verdim Devlet aklımın yerinde olduğuna hükmetti.
Ne mutlu bana…

5 Mayıs 2009  22:35:38 - Okuma: (680)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik