Yazı

Başarılı Operasyona Bakın Hele
Başarılı Operasyona Bakın Hele 

Özcan Nevres

Her sabah yaptığımız gibi saat yedi sıralarında televizyonu açtık.

O da nesi? Haber Türk sanki büyük bir savaşın haberini veriyor. Saat on otuza kadar yataktan çıkmayarak haberi büyük bir merakla izledik. O saate kadar kuşatılan evin içinde kaç terörist olduğunu bile öğrenemedik. Altı polisimiz ile birlikte bir emniyet amirinin yaralanmış olması yüreğimizi dağlarken yeni bir patlamada on altı yaşındaki bir çocuğun başından ve bir kameramanın da yaralanması acımıza acı kattı. Bu nasıl bir operasyondu ki, kaç kişi olursa olsun bir teröristi veya Birkaç teröristi bir türlü etkisiz hale getiremiyorlardı. Sonunda öğrendik ki altı polisi yaralayan, bir emniyet amirini şehit eden ve bir çocuğun ölümüne neden olan terörist sadece bir kişiymiş. Bu teröristi bunca kan dökülmeden yakalanması olası değil miydi? Mademki bu hücre evi belirlenmiş. Polisler belli etmeden evi kuşatır ve teröristin ihtiyaçları için dışarı çıkmasını beklerler ve evden çıktığı anda yakalanıp tutuklayabilirlerdi. Nedense bunu yapmadılar. Üstelik kanımca yapılacak olan operasyonu habercilere de duyurdular. Öyle olmasaydı sabahın dört buçuğunda o kadar haberci orada nasıl toplanırdı.
Siyaset grubuna bir yazı atarak şöyle demiştim. Dağda teröristlerle çatışan askerlerimize demediklerini koymayanlar nasıl da suskunlar. Bir arkadaşımızın dediği gibi bu iş kendilerinin gömdüklerini bulmaya benzemiyor. Bir de oraya bir manga komando göndermiş olsalardı bu iş kaç
dakikada sonlandırılırdı? Bakın askerliğini komando olarak yapmış olan bir arkadaşımız bu operasyon ile ilgili benim yazdıklarıma karşı ne diyor? “Özel güvenlikçilerin teçhizatı ile 16 kişilik er ve astsubaydan oluşan 16 kişi ile 15 dakikada alırdım o kelleyi” Doğru söze ne denilebilir ki? Yıllar önce bir İsrail uçağını kaçıran hava korsanlarına karşı İsrailli komandolar uçağın indirildiği yabancı bir ülkenin hava alanına girip Birkaç dakikada hava korsanlarını etkisiz hale getirerek uçaktaki yolcuları kurtarmışlardı. Hemde hiç birinin burnunu kanatmadan.
Bu operasyondaki başarısızlığa ister eğitimsizlik deyin. İster işgüzarlık. Nedeni ne olursa olsun bu başarısızlığa neden olanlar mutlaka hesabını vermelidirler. Böyle bir başarısızlık başka bir ülkede olsaydı sorumlular görevlerinde bir gün dahi kalmazlar ve istifa ederlerdi.
***
MHP li bir milletvekilinin paralı askerlik için verdiği önergeye başta sayın Bahçeli'den tepkiler sürerken on askerimizin şehit olduğu haberiyle yine yüreğimize ateş düştü. Sayın Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ basına açık toplantıda bir gazetecinin bedelli askerlik gündeminizde var mı sorusu Sayın Başbuğ'u çok kızdırdı. Şu an benim dokuz askerim şehit olmuş. Paralı askerlikten söz edilebilir mi? Sırası gelen herkes bu mukaddes görevi eşit olarak yapacaktır dedi.
Bu nasıl bir zihniyettir ki askerlik çağı gelmiş bazı gençler askerlik görevinden kaçmak için büyük çaba harcıyorlar ve umutlarını paralı askerliğe bağlıyorlar. Zaten askerlik kısaltıla kısaltıla kuşa döndü. Ben günü gününe tam yirmi dört ay askerlik yaptım. Hak ettiğim iki on beşer günlük mükafat izni ile yasal hakkım olan bir buçuk aylık iznimin on beş günlük bölümünü bile kullanamadım. Zira terhisimize yakın Irak ihtilali olmuştu. Bunun üzerine hükümet tüm izinleri bir aylık mezuniyet izni ile birlikte kaldırmıştı. Askerlikten söz edildiğinde hangi Türk askerlik anılarını övünçle anlatmaz ki?
Bu densizliklere baktıkça dedemin savaş anıları aklıma geliyor. Tam on iki yıl cephelerde savaşmış. Anılarından en önemlilerinden biri Arabistan cephesinden çekilirken büyük komutan dediği İsmet Paşa sayesinde esir düşmemeleriydi. O çok büyük komutandı. Bizi o cepheden çok büyük bir ustalıkla uzaklaştırarak esir düşmemizi önlemişti. İkinci anısı ise Kafkas cephesindeki bozgundan sonra geri dönüşüydü. Ayaklarımdaki postalların tabanı yoktu. Karın üzerinde yürüyordum. Üstelik olabildiğince de açtık. Bir at yakaladık. Atı hemen kesip parçaladık. Küçük bir ateşin üzerinde yarı pişmiş etini yerken öbür birliğin seyisi geldi ve bu yediğiniz etin komutanıma ait atın eti olduğunu biliyorum. Eğer bana da o etten verirseniz komutana atı bulamadığını söylerim dedi. Bizi ele vermemesi için ona da et verdik. Bu ara ben atın derisinden bir parça keserek postallarıma sardım. O sayede ayaklarımı kar üstüne basmaktan kurtardım.
Kıbrıs olayları patlak verdiğinde yaşı doksan dörde gelmişti. Savaşçı damarı yine kabarmıştı. İlle de beni askerlik şubesine götürün. Gönüllü askerliğe yazılacağım dedi. Senin gözlerin görmüyor nasıl savaşacaksın dediğimde olsun demişti. Nasıl olsa karamboldan iki Rumu öldürebilirim.
Doksan dört yaşındaki bir ihtiyar gönüllü askere gitmekten söz ederken, askerlikten, bu kutsal vatan görevinden kaçmak için çırpınan gençlere baktıkça yazıklar olsun demekten başka bir söz bulamıyorum.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com

1 Mayıs 2009  00:36:52 - Okuma: (489)  Yazdır




İstatistik