Yazı

Ahıska Türkleri–12
Ahıska Türkleri–12 

Asil S. Tunçer

12 Ağustos 2004 tarihinde Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Gürcistan'a resmi ziyarette bulunmuştur.

Gürcistan Başbakan'ı Zurab Zhvania'yla, BTC Projesi'ni ve Batum Havaalanı'nın müşterek olarak yapılması ve işletilmesi konularını değerlendirmiştir. Saakaşvili-Erdoğan görüşmesinde, Gürcistan'ın Acara, Abhazya ve Güney Osetya'da yaşadığı sorunlar da gündeme gelmiştir. Erdoğan, Gürcistan'ın toprak bütünlüğü ve istikrarının Türkiye için önemli olduğunu belirmiş, "Sorunların barışçıl Çözümünde elimizden gelen katkıyı yapmaya hazırız" demiştir. Erdoğan, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekerken, Gürcistan Cumhurbaşkanı Saakaşvili de Türk işadamlarını ülkesine yatırım yapmaya davet etmiştir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 1992 yılından sonra Türkiye ve Gürcistan'ın ilişkilerinin artarak devam ettiğini belirterek, ancak bu gelişmeyi yeterli bulmadıklarını söylemiştir: "İstiyoruz ki, Gürcistan büyümesini, gelişmesini hızla tamamlansın. Bu konuda elimizden geleni yapmaya hazırız".
Erdoğan, ayrıca siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda ilişkileri geliştirmeye kararlı olduklarını belirtmiştir.
            Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bu görüşmelerde Cumhurbaşkanı Mikhail Şaakaşvili ve Başbakan Zhurab Zhavania'ya, Türkiye'nin Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı Projesi'nin geciktirilmesinden duyduğu rahatsızlığı iletmiştir. Erdoğan, istihdam alanlarıyla ilgili düşüncelerini şöyle ifade etmiştir: "Gürcistan'a 100'den fazla işadamıyla geldim. Yaşanan sıkıntıların aşılması durumunda işadamlarımızın burada yatırım yapma arzusu daha da gelişecektir. Yatırımcı cesur olduğu kadar ürkektir. Cesur girer ama beklediğini alamadığı zaman ürkektir. Fakat önü açıldığı zaman da gider. Şu anda Gürcistan'ın en önemli beklentisi harcama yapmadan, harcama yapacakları buraya Çekmektir. 0 zaman işsize iş Çıkacak, tüketim yapabilecek insan sayısı artacak, vergi kaynaklarında gelişme olacaktır. Ülkenin gayri safi milli hâsılasında da artış görülecektir ve böylece üretim ekonomisi güçlenecektir ".
Görüşmeler karşılıklı temaslarla devam etmiş ve basın açıklamalarıyla sona ermiştir.
12 Ekim 2005'te Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının Gürcistan'daki tesislerinin açılışı için bu ülkeye gitmiştir.
Ahıska bölgesi, Gürcistan'ın güneyinde yer alır ve Türkiye ile ortak sınıra sahiptir. Türkiye sınırına 15 kilometre uzaklıktadır. 1921 yılından sonra komünist Sovyet yönetimi Abhaz ve Acarlara özerk cumhuriyet kurma hakkı tanırken Ahıska Türklerine bu hak tanınmamıştır. 1930'lu yıllardaki baskı ve şiddet döneminde binlerce Ahıskalı Türk zindanlara atılmış, büyük bir bölümünün soyadı Gürcüceye çevrilmiştir. Sovyet anayasasının kabul edilmesinden sonra, Ahıska Türkleri resmi kayıtlara Azeri olarak geçirilmiştir.
Ahıska Türkleri, 1919 İngiliz işgali sırasında da Osmanlı'dan yana tavır koymuşlardı. SSCB idaresi tarafından ikinci defa mimlendiler. Önde gelen Ahıskalılar, savaş sonrasında hemen sürgüne gönderildiler. Kalanlar, başlangıçta Gürcü ailelerin yanında işçi olarak çalışıyorlardı. İçki ve işrete düşkün gayrimüslim Gürcüler, zaman içerisinde işlerini kaybedip, çalışkan ve gayretli insanlar olan Ahıskalı'ların yanında işçi olarak çalışır duruma düştüler.
Aslen Gürcü olan Stalin ve yine Gürcü olan yardımcısı Derya, soydaşlarını bu onur kırıcı durumdan kurtarmak istedi. Mallarına, mülklerine el koyarak Ahıska Türklerini sürgüne gönderdi. SSCB yönetiminde bulunan ve Türkiye'ye yakın bölgelerde yaşayan Türk kökenli bütün insanlar ve Müslümanlar Kırım, Kazan, Ahıska ve Dağıstan Türkleri, Çeçenler, Kabartay - Balkarlar ve hatta Kalmuklar topyekun sürgün zulmüne maruz kaldılar. Buna rağmen sağ kalanlar, çalışmaya koyuldular. Kısa zamanda iş ve meslek, diploma ve ev-araba sahibi oldular. İyi bir düzen kurup rahat yaşamaya başlamışlardı ki, Özbekistanlı kan ve din kardeşlerinin saldırısına uğradılar. Çatışmalar yaklaşık bir ay sürdü. Bu defa onları bölgeden uzaklaştıracak organize bir imkân yoktu. Orta Asya çöllerinde aylar süren yürüyüşlerle, bulabildikleri ot ve ağaç köklerini yiyerek, hayvan derilerini giyerek ve ayaklarına sararak Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan'a göç ettiler. O sıralarda Azerbaycan bağımsızlığını yeni ilân etmişti. Yeniden yapılanma çalışmaları sebebiyle yerli halk da işsiz ve zor durumda idi. Ahıska Türklerinin çilesi dolmamıştı. Yeni yerleşim bölgesinde de onları ızdıraplı günler bekliyordu.
II. Dünya Savaşı'nda Stalin, Ahıska Türklerinin genç ve vasıflı olanlarından elli bin kadarını Alman Cephesi'ne sevk etti. Hiçbir askerî eğitim almadan, silâh tutmasını bile öğrenemeden kardeşlerimiz kendilerini savaşın tam ortasında buldular. Otuz bin genç, cepheye gönderildiklerinin ilk günlerinde hayatını kaybetti. Yirmi bin kişi sakat ve yaralı olarak hayatta kalabildi. Bunlardan on bini yurtlarına dönebildi. Günümüzde; Almanya'da, Ukrayna'da, Fransa ve İtalya'da Türklüğü temsil eden Ahıska Türkleri, işte o vatana dönemeyen sakat-yaralı askerlerin torunlarıdır.
Almanlara karşı savaşmak üzere 40.000 Ahıskalı cepheye gönderilirken, geride kalan halk da Türkiye ve Orta Asya ülkeleriyle bağlantı yolunu kesmek amacı ile 15 Kasım 1944'te bir kış gecesi yük vagonları ile Sibirya Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'a sürgün edildi.
...sürecek...
 
 


2 Haziran 2007  10:31:53 - Okuma: (1122)  Yazdır




İstatistik