Yazı

Ne Günlere Kaldık
Ne Günlere Kaldık 

Özcan Nevres

Hiçbir şekilde kabul edilmeyeceğimiz Avrupa birliğine girdik diye bir kaşık suda fırtınalar koparılmıştı.

Bu büyük zaferi güpegündüz havai fişeklerle görkemli bir şekilde kutlayanlar olmuştu. O günlerde bu zırvalıkları adım bozguncuya çıkmasın diye sessizce izlemiştim. Aradan çok uzun bir zaman geçmesine rağmen Avrupa Birliğinin Türkiye'ye bırakınız kapı aralamasını, kapalı olan kapıyı hiçbir şekilde açılmaması için iyice güçlendirdiler.
Obama Amerika Devlet Başkanlığına aday olduğunda Müslüman olduğu söylentileri üzerine neredeyse herkes Obama'cı oldu. Kazanması için dualarını eksik etmediler.. Türkiye Cumhuriyeti için dualarını esirgeyenler Obama için dualarda oldukça cömert davrandılar. İnançlarına göre Obama Müslüman olduğu için Müslüman Türkiye'ye çok büyük destek verecekti. Dün kendi değerlerine, kendi güçlerine önem vermeyenler Obama'nın Ermenilere şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde destek olması karşısında şok oldular. Şok bu kadarla da kalsa belki sineye çekilirdi ama ikinci şok tuzu biberi oldu. Azerbaycan, Ermenistan ile sınır kapılarının açılma kararına karşı gösterdiği haklı tepkiyle satın almakta olduğumuz doğal gaza yüklü bir zam yapma kararı aldı. Bu kış doğal gaza yapılan ağır zamlar yüzünden bir çok aile kombi ile ısınmaktansa tek odaya kapanarak ya elektrikli,ya da kömür sobalarına geri dönme zorunda kaldılar. Doğal gaz ile ısınmak pahalı olduğu için biz de kombi ile ısınmaktan vazgeçerek tek odaya kapanarak elektrikli sobayla ısınmayı yeğledik. Azerbaycan'ın doğal gaza yapacağı zamdan sonra ocaklarda yemek pişirmek bile dar gelirliler için sorun olacaktır.
Azerbaycan'ın Ermenistan ile sınır kapılarının açılması kararına karşı en ağır tepkileri göstermekte yerden göğe kadar haklıdır. Zira Azeriler için Türkiye büyük ağabeyidir. O nedenle Kurtuluş Savaşımızda en büyük parasal destek Azerbaycan'dan gelmiştir. Şimdi bizi yönetenler ne yapıyor? Azeri topraklarını işgal etmiş olan Ermenilerin refah seviyeleri yükselsin diye sınır kapılarını açıyorlar. Üstelik bunu gizli kapılar ardında kotarıyorlar. Oysa Ermenistan ile sınır kapılarını açmak o ülke ile aramızdaki hiçbir sorunun çözülmesine yeterli olmayacaktır. Ermenistan'ın anladığı tek bir dil vardır. Türkiye'de kaçak olarak çalışmakta olduğu seksen binden fazla Ermeni'yi yurtlarına geri gönderilmesidir. Zaten Ermenistan olabildiğince fakir bir ülkedir. Eğer bu işçiler ülkelerine gönderilirse fakirlik daha da artarak çekilmez olacaktır. Ardından da toprak taleplerine karşı en ağır şekilde rest çekilmeli ve gücün yetiyorsa gel al denilmelidir. Rusya Kars ve Ardahan'ı talep ettiğinde Cumhurbaşkanı İsmet İnönü bu talebe tek bir cümlecik ile yanıt vermişti. GEL DE AL. Ardından Türk orduları günün koşulları elverdiğince doğuya kaydırılmıştı. Bu sert çıkış karşısında Rusya geri adım atmıştı. Bu günkü yönetimce Ermenistan'a karşı İsmet İnönü'nün o sert çıkışı örnek alınmalıdır.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, yurtta sulh, cihanda sulh ilkesiyle o fakirlik yıllarımızda bile komşu ülkelere talep edildiğinde yardım elini mutlaka uzatmıştır. Komşu ülkelerin dostluğuna çok büyük önem vermiştir. Yakın bir zamana kadar Afganistan ordusunu Türk subayların eğittiğini kaç kişi bilir. Ya Afganistan'ın ulusal marşını kimin bestelediğini bilen var mıdır? Bin dokuz yüz otuz altı yılında Atatürk Riyaseti cumhur bandosu şefi Muhtar Hanyalı'yı makamına çağırarak sana çok önemli bir görev vereceğim. Seni üç yıllığına Afganistan'a göndereceğim. Afgan ordusu için gerekli olan bando okulunu kuracak, bandocuları yetiştirecek ve ulusal marşını besteleyeceksin der. Muhtar Hanyalı görevi kabul eder ve üç yıllığına gönderilmiş olduğu Afganistan'da tam dokuz yıl kalır. Mamak Muhabere Okulunda eğitim gördüğüm sürece onun evine evci çıkmıştım. Çocukları olmadığı için beni yeğenden ziyade evlat gibi sevmişlerdi. Evlerinin salonunun iki köşesinde Türk ve Afgan bandolarının şeflik asaları dururdu. Onlar için o iki asa yaşamlarının en güzel ve en değerli armağanıydı. İstanbul Yıldız'daki muhabere tamir birliğine atandığımda muhabere eğitimi almak üzere Türkiye'ye gönderilmiş bir yüzbaşı vardı. Çat pat Türkçe'nine rağmen onunla çok iyi anlaşmıştık. Ona ulusal marşlarını besteleyen Muhtar Hanyalı'nın yeğeni olduğumu söylediğimde onun gözünde değerim bir kat daha artmıştı.
Nereden nereye geldik. Amerika Birleşik Devletlerinin genel kurmay başkanı ülkemize ziyarete geliyor. Koltuğunun altında taşımakta olduğu bir çok istek dosyaları ile geliyor. Afganistan'ı inşa için göndermiş olduğumuz askerlerimizle yetinmemişler ki şimdi de baş edemedikleri Afgan çetelerine karşı savaşçı asker isteyecek. Bu isteğe karşı çok kısa ama özlü bir yanıt verilmesi gerekir. Size savaşçı askerleri çok kadim dostunuz Ermenistan versin.
Atatürk dost ülkelere eğiticiler gönderiyordu. Dost ülkelerin insanlarını öldürecek savaşçılar değil.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com

25 Nisan 2009  20:54:48 - Okuma: (413)  Yazdır




İstatistik