Yazı

Komünist Şirin!
Komünist Şirin! 

İbrahim Becer

“Şirinler” diye bir çizgi film vardı, hatırlarsınız. Şu aralar oynamıyor ama Benim gibi ömrünün ortasında olanlar hatırlayacaktır.

         Mantardan evlerde yaşayan, ,Şirin Babanın etrafında kümelenmiş, Gargamel ve Azman adında iki takıntılı psikopatla cebelleşen, bir sürü küçük, mavi yaratıklar kümesi…
         Obur Şirin, Usta şirin, Güçlü Şirin diye giderdi o küçük mavi yaratıklar. Benim favorim Tembel Şirin olmuştur her zaman. Aylak aylak gezmesine hayran olurdum onun. “Çilek tarlasına gidilecek” derdi Şirin Baba; Tembel Şirin takmazdı. Gargamel geliyor, kaçın! Diye bir çığlık duyulurdu fonda, Tembel Şirin’de tık yok. Hatta, üstüne üstlük bir de “gelirse de gelmezse de…” tadında bir boş vermişlik…
         Dedim ya, sevimli yaratıklardı Şirinler ama masum değillermiş.
         İlki 1958’de yayınlanan bu çizgi film, uzun yıllar Amerika Birleşik Devletlerinde yasaklanmış. Nedeni de, Komünizm propagandası yapmak. “Saçma” diyorsunuz değil mi! Siz “saçma” duymamışsınız. Yazıyı sonuna kadar okuyun da görün “saçma” ne demek.
         Birincisi, bu çizgi filmde asla ve kat’a para mevhumunun geçmemesi. Siz, hiç Obur Şirin’in elinde parayla, fırında ekmek sırası bekler halini hatırlıyor musunuz? Tamamen komünal bir hayat sürer Şirinler.
         İkincisi, Şirin Baba uzun sakalı ve Kırmızı şapkasıyla Karl Marx’ı andırır. Sakal tamam da, değil Marx’a, o şapkayı Lenin’e giydirsen karizmayı toparlayamazsın bir daha. Ahmet Kaya diyor ya “Suphi” şarkısında: “Bir cebinde Das Kapital, bir cebinde kenevir tohumu…” ; kenevir tohumunu çuvalla döksen boş bence, ama elin Amerikalısı öyle düşünmüyor işte.
         Üçüncü delile gelince; Şirin Köyünde bir tane bile ibadethane yok. Gerçi, Tom ve Jery’de de yok, hadi onlar hayvan diyelim. Asterix, desen, Onlar Galyalıydı ve Romalılarla davalıktılar. Roma desen, özellikle ilk dönem Hristiyanlıkla mahkemelikti. Yani oradan da bir şey çıkmaz, ama dedim ya elin oğlu çıkartmış. Gargamel’in de başını yemişler bu arada. Malum, Gargamel sırtında bir papaz cübbesi, durmadan Şirin kovalayan beceriksiz bir kötü adam karakterindedir. Din adamına hakaret olarak algılamış bunu da o yıllarım ABD yönetimi. Tek bununla kalsa yine iyi. Gargamel, altına ve paraya düşkün olduğu için kapitalizmi simgelemektedir. Gargamel’in kedisine gelince, O çirkin kedi de( adı Azman’dı herhalde) ABD’ nin uydusu Avrupalı Devletleri sembolize eder.
         Şahıs olarak en büyük suç da maalesef Tembel Şirin’e isnat edilir. Tembel Şirin’in tembellik yaparak, orijinal adı “le droit a le paresse” olan ve Paul Lafargue’un bir denemesinden yola çıkılarak savunulan “tembellik hakkını” kullandığı söylenir. Gerçi, sıkı bir sosyalist olan Lafargue “yan gelip yat” demiyor. Onun dediği; çok uzun çalışma saatlerinin, işçide çalışma bağımlılığı yaratması ve verimsizliğe yol açması” babında söylenen sözler. Hoş, Bizim kahramanımız da limitleri zorluyor ama Lafargue ile ilişkisi olacağı izlenimini uyandırmamıştı hiç seyircide.
Garip! Gözümüzden kaçmış demek ki…
         Bu hastalıklı, paranoyak hal keşke sadece Amerika’yı sarsaydı diyeceğim ama ne yazık ki öyle olmadı. Hani o yıllarda bitmez, tükenmez kardeş kavgaları vardı ya, işte bütün o hengâmeyi, bir çizgi filmden tırsan bir ülkenin kâbusları tetikledi. Onlar bir çizgi film karakterleriyle “gladyoculuk” oynarken, Bizler birbirimizin kanını dökmekle meşguldük.
         Tek suçumuz da Sovyetler Birliği’ne komşu olmamızdı.
         Onlar bu filmi bitirdi yıllar oldu, Biz aynı iştahla devam ediyoruz. Sağ-Sol bitti, çok beğenilince işi diziye döktük.
         Alevi-Sünni, Türk-Kürt, Laik- Müslüman…
Birimiz, ikimiz olsa bitecek de, alayımız artist…

21 Nisan 2009  00:05:02 - Okuma: (918)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik