Yazı

Kalite kaybı
Kalite kaybı 

İbrahim Becer

Benim bazı “olmazsa olmaz” isimlerim vardır.

Daha çok, fark yaptığına inandığım insanlardır bu isimler.
Birçok şair var sevdiğim. Yahya Kemal’i severim mesela. “Rindlerin akşamı” desem belki ilk seferde çıkaramayabilirsiniz. Daha çok bilinen adıyla söyleyeyim: “Dönülmez akşamın ufkundayız” ne muhteşem bir şiirdir. O şiirde çok güzel bir bölüm var: “Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan, geçince başlayacak, bitmeyen, uzun, sükûnlu gece…” diye gider.
Yahya Kemal’den bahsedip de “Endülüs’te Raks”unutulamaz elbette…
Faruk Nafiz’de ölümü anlatır. O biraz daha sade ve mütevazı davranmıştır. “tesadüf ümidinin bittiği müthiş anda, dudağa kanla çizmek yeniden tebessümü, tek Seni hayal için süzerek batan günü, dosta el sallar gibi davet etmek ölümü”. Çok çarpıcı gelmiştir bana bu dörtlük her zaman.
Bir de Ümit Yaşar’ın şiirini severim. Özellikle de rubaileri çok hoşuma gider. Bir tanesini paylaşayım hemen: “Sensiz boşalana sensiz dolana, tadından ötede bir tat bulana, her iki dünyada yazıklar olsun, Seni sevmek varken toprak olana”.
Ve Cemal Safi tabi ki… O, günümüz şiirinin belki de hayatta kalan son yüz aklarından biridir Benim için. “Çeker gibi bakma hançeri kınından, Senin de canını yakan bulunur, Senin de bir zalim gelir hakkından, Sana da bir kurşun sıkan bulunur…” diye giden şiiri başta olmak üzere günümüzde Şüera’nın gerçek bir zirvesidir.
Bir de Necip fazıl vardır. Bohem hayatına rağmen, kalemiyle Türk sağına mihmandarlık eden Necip Fazıl. “…Sakarya, saf çocuğu masum Anadolu’nun, Divanesi ikimiz kaldık Allah Yolunun” diye isyan edip, en sonunda; “Yol Onun, varlık Onun, gerisi hep angarya, yüzüstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya” diye önce isyanın kapkara sularında dolaşıp, en sonunda da teslimiyetini o en büyük güce sunan Necip fazıl…
Sonra Hasan Hüseyin… “Ben, bu kapıları açarım açmasına ama kırılır diye korkuyorum” diyen ve bir cümlede derdini anlatan Hasan Hüseyin.
Kavgası Şairliğinden önde giden bir Nazım Hikmet. Cümle Bana ait değil. Cemil Meriç söylüyor.
En nihayetinde Cemil Meriç tabi ki… Israrla okuduğum ama anlayabilmek konusunda pek de başarılı olamadığımı, geçen onca yıla rağmen itiraf etmek zorunda kaldığım Cemil Meriç…
Ben kime “budur” desem ısrarla; “hayır, aslında budur” diyen Cemil Meriç. “Fazıl Hüsnü için, Panayır hokkabazı; Yahya Kemal, sığ; Ümit yaşar, daha sığ ama Yahya Kemal’in yanında umman, şiirleri ancak(Affedersiniz) kerhanelerde ilgi toplayabilir; Orhan Veli ve arkadaşlarına gelince; Onların cümleleriyle küfür bile edilemez. Halkın seviyesine ineceğiz diye dilimizi papağanınkine benzetmek, halkla bütünleşmek değil, olsa olsa eşekliktir…”der.
 Liste bu şekilde uzayıp gidiyor.
Peki Cemil Meriç, kimseyi beğenmeyen bir ukala mıdır? Alakası yok. En çok da kendine kızar. “Hatalarım, cehaletimdendir.”der kendisi için…
İşin aslı şu ki, gülüyoruz ağlanacak halimize. Sevdiğim bir söz var: “Kişi düştüğü yerden kalkar” der. Bütün bu hengâme içinde geldiğimiz düzeye dikkat buyurun lütfen. Yahya Kemal’in şiirini ancak Bülent Ersoy elini yayla gibi bağrına vura vura seslendirdiği için biliyoruz. Cemal Safi’de, Orhan Gencebay ve Zekai Tunca’dan soruluyor( Ya evde yoksan, imkânsız, tek hece aşk, bulunur, Almina…), Nazım, eyleme giderken yedeklediğimiz bir malzemeden ibaret, Necip Fazıl ona keza…
Hadi ötekiler neyse de, son ikisi ideolog. İstasyondaki o üzeri yazılarla kaplı mermer bloğun üzerinde kayan çocuklar, neyin üzerinde kaydıklarının farkına ne zaman varacaklar?
Düşünün, bir zamanlar bu adamlar yazıp, çiziyormuş ve bu ülkede Onları eleştirebilecek kalitede insanlar varmış. Hem de ne eleştirmek. Yukarıda örneklerini verdiğim eleştiriler hiçbir şey değil.
Maalesef okumuyoruz. Okumadığımız için de anlamıyoruz, anlayamıyoruz. Kitaba, eğitime yapılan harcamayı masraf olarak gördüğümüz için bu fikir kıtlığını yaşıyoruz. Bir çobana duyulan ihtiyaç bu yüzden biraz da…
Karl Marx, Das Kapital’i yazdığında, eşi şu cümleyi kurmuş: “Karl, kapital üzerine eser yazacağına, kapital toplasa daha iyi ederdi.”
Zavallı cüce…
Neyse, yine de ümitsiz olmamak lazım. Bu kadar ismin geçtiği bir yazıyı sıkılmadan, buraya kadar okuyabildiyseniz, Size teşekkürü bir borç bilirim…

18 Nisan 2009  11:14:46 - Okuma: (574)  Yazdır




İstatistik