Yazı

12 Eylül Sonrası Gibi…
12 Eylül Sonrası Gibi… 

Yaşar Varış

17 Nisan 2009 günü bu köşede sevgili Mehmet Şahan öğretmenimiz “Mavi Tren” başlıklı bir yazı yazmış. Eline ve yüreğine sağlık.

        Yazısında özetle şöyle diyor yazarımız. “12 Eylül askeri darbesinin ardından insanlar evlerinden, sorgusuz sualsiz alınıp götürülür, üç gün gözaltına alındıktan sonra tutuklanırlardı. Bunların çoğu aylar sonra çıkarıldıkları ilk mahkemede salıverilirdi. İçeride ölenler oldu. Boşu boşuna yatanlar oldu. Yakalama için gelen ekiplere mavi tren adı takılmıştı. Mavi tren köye geldi mi kurtuluş yoktu. Ama o zaman darbe dönemi idi. Hukuk yoktu. Ama şimdi askeri darbe olmadığına göre Ergenekon denen soruşturmalar neyin nesi? Yoksa sivil darbe mi var?”
        Sevgili yazarımıza katılmamak elde değil.
        Çünkü; “Ergenekon“ adı verilen dava ile özellikle “AKP’nin uyguladığı politikalara muhalefet eden Atatürkçü kimliği ile öne çıkan insanlar sindirilmeye çalışıyor.
        Dalga dalga gelen tutuklamalarla Önce İlhan Selçuk, Tuncay Özkan, Mustafa Balbay gibi basınımızdaki saygın insanlar gözaltına alınıp birçoğu tutuklandı.
        Daha sonra Emekli asker komutanlardan bazıları tutuklandı. Bu askerler emekli olup köşelerine çekilip oturmadılar. İl il, ilçe ilçe dolaşıp yapılanların ülkemiz yararına olmadığını aşlatmaya başlamışlardır.
        Daha sonra demokrat, Atatürkçü kimliği ile öne çıkan, Üniversitesinde türbana, laik eğitimden ödün vermeyen rektörler sıra geldi.
        Başkent üniversitesi rektörü ve kanal B nin sahibi Profesör Mehmet Haberal, ülkemizin yetiştirdiği en yetkin organ nakli yaparak hastalarına şifa dağıtan bir doktor olmasının yanı sıra sağlam bir Atatürkçü oluşu, gerek kişisel konuşmalarında gerekse sahibi bulunduğu televizyonda yaptığı yayınlarla hükümet politikalarını eleştiren özelliği ile bilinmektedir. Terörün T si ile ilgisi yoktur.
        Yine son olarak tutuklanan profesörlerden Uludağ üniversitesi eski rektörü Mustafa Yurtkuran da Amerikan’ın Irak işgaline açıkça karşı çıkan, yabancılara toprak satışını eleştiren, üniversitesine türbanı sokmayan Atatürkçü bir bilim adamıdır.
        On Dokuz Mayıs Üniversitesi eski rektörü Ferit Bernay da Atatürkçü düşünce derneğinin Karadeniz bölge koordinatörüdür, cumhuriyet mitinglerine katılmış bir kişidir.
        Malatya İnönü üniversitesi eski rektörü Fatih Hilmioğlu da dinci ve etnik yapılanmaya üniversitesinde fırsat tanımayan, Kıbrıs konusunda Rauf Denktaş’ı destekleyen Atatürkçü bir bilim adamıdır.
        Çağdaş yaşamı destekleme derneği genel başkanı Prefösör Türkan Saylan ise “baba beni okula gönder” kampanyaları ile Anadoludaki genç kızlarımızın okumasına olanaklar yaratan, onların gerici veya kötü ellere düşmesini önleyen, bu uğurda yaşamını adamış bir insandır. Seksen yaşındadır ve kanser hastasıdır. Yaşı ve hastalığı nedeniyle tutuklanmamıştır ama bu kadının evinin aranması bile onun sağlığından çok şeyi alıp götürmüştür.
        Tüm bu olanların demokrasi ile hukukun üstünlüğünü savunan bir anlayışla ilgisi yoktur. Sevgili Mehmet Şahan arkadaşımın deyimiyle yapılanlar tam bir sivil darbeyi hatırlatmaktadır.
           Amaç, demokrat, ülkesini seven, demokrasiyi savunan eli kalem tutan, ağzı laf yapan toplum liderlerini susturmak, böylece özlenen demokrasi dışı yönetime kavuşmaktır.
         Türkiye halkı, Tüm demokrasiden yana olanlar sağcısı-solcusu, tüm Atatürkçüler seslerini çıkartmalı bu gidişe dur demelidirler.18.04.2009

17 Nisan 2009  19:40:56 - Okuma: (528)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik