Yazı

Ermenistan açılımında Türkiye’nin yanlışı
Ermenistan açılımında Türkiye’nin yanlışı 

Asil S. Tunçer

Türkiye, Ermenilere toprak ve tazminat talebi yolunu açacak çok vahim bir hatanın eşiğindedir.

Dışişleri Bakanlığı’nca, Ermeni Soykırımı iddialarına karşı Uluslararası yargıya  başvurmaya hazırlanıldığı şu günlerde Türkiye Uluslararası yargıya (Uluslararası Tahkim veya Adalet Divanı) başvurursa, Ermenistan için Türkiye'den “Tazminat” ve “Toprak” Talep etmenin önü açılabilir. Çünkü yıllardır Ermeni (asılsız) iddialarıyla beslenen Batı kamuoyu etkisiyle Uluslararası Mahkeme’den bizim yönümüzde bir kararın çıkmasını beklemek hayalcilik olur. Buna en iyi örnek 1925–26 yılında Türkiye’nin Musul Meselesi’nde karşı karşıya kaldığı tarafgir bir karardır. Bu yüzden Uluslararası mahkemeye gitmek için bir sebep yoktur; çünkü karar tasarıları mahkemelerden çıkmamıştır aksine parlamentolardan çıkmıştır. Bu yüzden kararlar hukuki değil siyasidir.
 
09.12.1948 tarihli BM Soykırım Sözleşmesi, 13.maddesi gereğince 12.01.1951 tarihinde yürürlüğe girmiştir ve 1951 tarihinden sonraki olaylara uygulanabilmektedir. Dolayısıyla henüz Ermeniler, hâlihazırda Türkiye'den toprak, malların iadesi ve tazminat talebinde bulunamazlar. Bu durum, Türkiye için hukuki bir teminattır. Türkiye'nin, 1915 yılına ait olayların esası hakkında karar talep edebilmesi için, bu hukuki teminattan vazgeçmesi ve BM Soykırım Sözleşmesi hükümlerinin geriye dönük uygulanabileceğini kabul etmesi gerekmektedir. Yani BM Soykırım Yasası II. Dünya Savaşı esnası ve sonrası olayları içerir ama her nedense bu madde Ermeni Diasporası tarafından yasalaşmasından önceki bir dönemde yaşananları da kapsar hale getirilmeye çalışılmaktadır. İşte buradan yola çıkılacak olursa şuan Uluslar arası Tahkim’e gitmek demek söz konusu çelişkiyi kabullenmiş gibi bir görünüme girerek kendi kendimize gol almak demek olur. Türkiye şayet bunu yaparsa, Ermenistan'a, Türkiye'den toprak, mülklerinin iadesi ve tazminat isteme yolu açılmış olacaktır. Oysa Ermeniler, BM Soykırım Sözleşmesinin geriye dönük uygulanması için bugüne kadar çeşitli girişimlerde bulunmuşlar, sonuç alamamışlardır.  
 
Türkiye'nin Uluslararası Yargıya başvurması, hukuken bir “Menfi Tespit Davasıdır” Türkiye, böyle bir durumda zaten olmayan bir durumun kanun önünde tekrar olmadığını ispatlamak zorunda kalacak ve suçsuzluğunu ispat etmez ise iddia sahibi olarak suçlu gibi işlem görecek ve “(Sözde) soykırımı” yapmış gibi bir duruma düşecektir. Zaten bunu Ermeniler de çok iyi bildiklerinden Uluslararası mahkemeye gitme seçeneğini kullanmazlar. Onların silahı Türkiye’nin zayıf olduğu yönleridir: 1) Dış borç yüzünden dışa bağımlılık ve pasif dış siyaset; 2) Milletçe Ermeniler kadar propaganda yapma kabiliyetine sahip olmamamız; 3) ABD ve AB’de yani özellikle Fransa’da Türkiye karşıtı malum lobilerle mücadele edecek para ve organizasyonumuzun olmaması.
 
Anayasası’nda da Türkiye Cumhuriyeti’yle olan sınırları kabul etmediğini yani açıkçası Lozan’ı ret ettiğini beyan eder. Daha da ileri giderek Türkiye’yi (sözde) kendi toprakları (yani basitçe bizim Doğu Anadolu’yu kastediyor) işgalci diye tanımlar. Bu nedenle Türkiye Ermenistan ile olan sınırını kapatmıştır. Ayrıca hava sahasını da kullandırtmaz. Bunun yanında Ermenistan, Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde işgalcidir. Türkiye her yönüyle Azerbaycan’a haklı davasında destek vermektedir; vermelidir. Ermenistan Türkiye’nin uyguladığı izolasyonlardan bunalmakta ve nüfusu göç gibi sebeplerle günden güne azalmaktadır. Bu yüzden de her seferinde Türkiye’yi şikâyet etmekte başta ABD olmak üzere Fransa gibi yandaşı olduğu ülkelerden destek aramaktadır. Bu yüzden başta Obama ve ardından Sarkozy Türkiye’ye gizliden baskı yapmakta; deyim yerindeyse ‘aba altından sopa göstermek’tedir.
 
Türkiye hemen her dış atılım ve açılımda karşısında bulduğu önemli sorunlardan özellikle Ermeni Sorunu konusunda pes etmemeli ve baskılara boyun eğmemelidir. Bilakis Ermenistan’a uyguladığı siyasetin işe yaradığını görmesini bilmelidir. Yüzyıllardır mücadelesini verdiği ve çok cana mal olan Ermeni davasında çok zor dönemlerde bile pes etmeyen Türkiye’nin popülist ve sempatik politikalar yerine akılcı ve gerçekçi politikalar izlemelidir.
 
Kardeşliğin ve dostluğun yanı sıra Azerbaycan, her yönüyle Türkiye için çok elzemdir ve hiçbir zaman gözden çıkarılmayacak bir ülkedir. Son günlerde kapılar açılsın’ ve ‘izolasyon kaldırılsın söylentileri son derece saçmadır ve kardeş ülke Azerbaycan’ı çok üzmektedir.

14 Nisan 2009  16:48:28 - Okuma: (1012)  Yazdır




İstatistik