Yazı

AHISKA TÜRKLERİ–11
AHISKA TÜRKLERİ–11 

Asil S. Tunçer

Bölgedeki gerilimin süregelmesinin birkaç nedeni vardır:

Bunlardan en önemlisi; Abhazların kendi vatanlarında azınlık durumuna düşmeleri için Tiflis hükümeti tarafından sistematik şekilde sürdürülen politikaların kurbanı olduklarına dair inançlarıdır.
Abhazya'da yaşayan nüfusun ancak %17'sini Abhazlar oluşturmaktadır. Toplam nüfusları Abhazlardan çok daha fazla olan Ermeni ve Ruslar, yönetimde Abhazlardan daha etkindir. İkinci sebep ise; Rusya'nın takip ettiği siyasettir. Gürcistan'da konuşlu RF 345.Paraşüt Alayı Abhazya'daki Rus vatandaşlarını ve tesislerini korumak bahanesiyle, 14 Ağustos 1992'de Abhazya'ya intikal etmiştir. İstikrar ve bağımsızlığını pekiştirme çabası içerisinde olan Gürcistan'ın güçlenmesine engel olmak ve ülkeyi zayıflatmak suretiyle kendine bağımlı hale getirmek isteyen Rusya, kendisi ile birleşmek isteyen Abhazya'yı her zaman örtülü veya açıkça destekleyen bir politika izlemiştir.
Rusya, kalıcı barışın önündeki en büyük engellerden biridir. Karışıklık sürdüğü müddetçe Rusya, barışı destekleme bahanesiyle bölgede sürekli asker bulundurabilecek ve Abhazya hükümetini iç ve dış politikalarında kontrol altında tutabilecektir.

Rusya ile yapılacak işbirliğinin Abhazya sorununun çözümüne katkıda bulunacağı görüşünden hareketle, ikili görüşmeleri başlatma kararı olan Gürcistan, Rusya'nın ikili ilişkilerin geliştirilmesi için Abhazya sorununun çözümünü bir ön koşul olarak ileri sürmesi üzerine, Birleşmiş Milletler'in fiili destek ve yardımını talep et­miştir. RF bu tutumuyla, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)'na katılmayı reddeden ve Karadeniz'e açılan stratejik limanlara sahip olan Gürcistan'ı baskı altında tutmuştur.

Gürcülerle yaptıkları savaşta kazandıkları başarı Abhazları cesaretlendirmiştir. Ağustos 1992'ye kadar Gürcistan ile federatif bir ilişkiyi savunan Abhazya, daha sonra bu görüşünü değiştirerek Tiflis'le ancak konfederatif bir yapıyı kabul edebileceğini açıklamıştır.

1995'ten itibaren Moskova'nın Tiflis'e yaklaşmasıyla bölgedeki dengeler değişmeye başlamıştır. Abhazya'daki çatışmalarda Çeçenler Gürcülere karşı savaşmıştır. Bu yüzden Moskova, Abhazların Çeçenlere yardım etmesinden çekinmiştir. RF'ye göre, Abhazya'nın gereğinden fazla güçlenmesi Çeçenlerin işine yarayacaktı. Gürcistan, siyasi çözüme yanaşmayan ve bağımsızlık isteyen Abhazya yönetimini diyalog masasına çekmek amacıyla, Abhazya'ya ekonomik abluka kararı almıştır. Çeçenistan faktörü nedeniyle RF de Gürcistan'ın yanında yer almıştır. Bu karar çerçevesinde Abhazya limanları deniz trafiğine kapatılmıştır. Abluka kararı BDT seçimleri boykot etmiştir. Türk parlamenterlerle, TBMM'de oluşturulan bir grup seçimlerde gözlemci olarak bulunmuştur. Mikhail Saarkaşvili, 25 Ocak 2004'te görevine başlamıştır. 28 Mart 2004'te yenilenen parlamento seçimlerinden Saakaşvili'nin Ulusal Hareket Partisi galip çıkmış ve yeni hükümet Zurab Zhvania'nın başbakanlığında kurulmuştur.

Gürcistan Devlet Başkanı Mikhail Saakaşvili 20 Mayıs 2004 tarihinde Türkiye'ye gelmiştir. Ankara Palas Devlet Konukevi'nde düzenlenen konferansta Saakaşvili ağırlıklı olarak Gürcistan'ın Türkiye, RF, ABD, Ermenistan ve AB ile ilişkilerini değerlendirmiştir. Acaristan, Abhazya, Güney Osetya ve Ahıska Türkleri sorunlarına değindikten sonra yeni hükümetin ekonomik ve sosyal programını açıklamıştır. Saakaşvili söz konusu konferansta şunları da söylemiştir:
"Siyasi bir lider olarak benim için örnek insan Atatürk'tür".
Gürcistan 'in Türkiye ile ilişkilerine gelince:
"… Türkiye ve Gürcistan'ın stratejik ortak olduğunu söylememiz gerekir. Yıllar boyunca en az problemimiz olan ülke Türkiye olmuştur. Her ikimiz de bölgenin istikrarını istiyoruz ve terörizm ile savaşta ortağız".

"... Gürcistan Türkiye'nin AB deneyimlerinden faydalanmayı istemektedir. Gürcistan'ın NATO'ya üye olmasa konusunda Türkiye'nin desteğini bekliyorum. Her ikimiz de Kafkasya ' Mil ekonomik yönden gelişmesini istiyoruz ve her ikimiz de bu bölgenin büyük enerji potansiyelini geliştirmek istiyoruz".

"Türkiye'nin menfaati Gürcistan'ı güçlü, kalkınmış, kuvvetli ve toprak bütünlüğü olan bir ülke olarak görmektir. Atatürk de Türkiye'nin parçalanmasını hiçbir zaman istememiştir. Bugün Anıtkabir'de bir harita gördük, Türkiye'nin parçalanması öngörülmüştü. Atatürk, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü sağladı. Siyasi bir lider olarak benim için örnek insan Atatürk'tür ".
Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Saarkaşvili'nin ziyareti esnasında şunları söylemiştir:
"Gürcistan'ın egemenliği, bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve istikrara, tüm Kafkasya bölgesinin barış ve gönenci için vazgeçilmez koşuldur. Gürcistan'ın karşı karşıya bulunduğu Abhazya ve Güney Osetya sorunlarının en kısa sürede, barışçı yollardan ve Gürcistan'in toprak bütünlüğü içersinde çözümlenmesi büyük önem taşımaktadır ".

...sürecek...


30 Mayıs 2007  19:45:19 - Okuma: (1262)  Yazdır




İstatistik