Yazı

UEFA Kupası ve Galatasaray
UEFA Kupası ve Galatasaray 

Prof. Dr. Seyhan Hasırcı

Daha önce ki yazılarımda da belirtmeye çalıştım; Türkiye’de Futbol adına ne kadar güzellikler varsa, bir o kadar da kirliliklerin var olduğunu biliyoruz, bu kötülükleri değişik dönemlerde ve farklı boyutlarda yaşadığımızı ve anlayışımız böyle devam ettiği sürece de daha çok yaşayacağımızı buradan bir kez daha hatırlatmak isterim.

Ülkemizde gerek ekonomik ve gerekse siyasal binlerce sorun varken, Ulusal Futbol Kulüplerimizin, birbirlerini çekememeleri karşılıklı olumsuz çekişmeleri ve kulüplerle Federasyon arasındaki olumsuz ilişkileri, Futbolumuza bir yarar getirmediği gibi oldukça büyük zararlar verdiğini artık kavramamız gerekmektedir.
 
Galatasaray Futbol kulübümüz Avrupa arenasında kalan tek ve son takımımız idi ve artık oda yok bu arenada, gerçi tüm bu olanları sadece kulübe maletmek yerindemi olur bilmem ama; Bana sorarsanız böylesine prestijli bir karşılaşmaya GS yın daha farklı hazırlanması ve özellikle son oynanan Trabzonspor karşılaşmasını ertelemesi daha doğru olurdu diye düşünüyorum. Artık çok gec.
 
UEFA finalinin Fenerbahçenin sahası Şükrü Saracoğlunda oynanacak olması aslında Galatasarayı Fenerbahçeye karşı farklı bir havaya sokmamalıydı ve bu durumdan herkesin mutlu olması gerekirken daha dereyi görmeden paçaları sıvama hayalleri suya düştüğü gibi Galatasaray için daha da kötü oldu.
 
Bir farklı durumda Galatasarayın hala kendi başına buyruk olma inadına hiç bir anlam veremiyorum, Federasyon yetkililerinin Ali Sami Yen’deki Hamburg maçına gelmemelerini öneren sayın Başkanın eline ne geçti bunu merak ediyorum. Sevgili Adnan Polatın aslında yaşam felsefesi ve Dünya görüşüne hiç uymayan bu davranışını buradan eleştiriyorum.
 
Bu durum, anarşi yaratma gibi bir şeye benzer ve en fazla da Galatasaray Spor Kulübüne zarar verir.  Alınan bu sonuç karşısında şimdi ne diyecekler acaba, çok merak ediyorum; En klasik olanıda çok iyi gidiyordu ama malesef kaybettik üzgünüz! Evet aslında ülke olarak sahiden çok üzgünüz ve bu sonuca sanırım sayın Fenerbahçe Kulübü başkanı Aziz Yıldırımda üzgün olduğunu ifade etti ve dogrusuda bu. Ülke puanımızla ve futbol prestijimizle ilgili olduğu için üzülmeliyiz.
 
Diğer taraftan üzülmek ve oturup ağlamak hiç bir zaman çözüm olmamıştır, yapılacak en güzel şey; Kaybetmenin altında yatan esas sorunların neler olduğunu sağlıklı bir şekilde ortaya çıkarmak ve bu olumsuzlukların bir daha yaşanmaması için çözüm üretmek olmalıdır.
  
 
Futbol sporu çok büyük bir sektördür bu sektörü yönetebilmekte kuskusuz yeterli ve alanlarında yetenekli kişilerle mümkündür.
 
Ülkemiz futbolundaki gelişmeleri çok yakından izliyorum ama beni düşündüren konulardan bir kaçını sizlerle paylaşırken bu konulara ilişkin birazda düşünceye zorlamak istiyorum.
 
Bana sorarsanız, kaybetmiş olmanın ne gibi zararları vardır diye söylenecek çok şey bulabilirim, bunlardan en başta geleni; Bir defa Türk Futbolu kaybettiö ardından Galatasaray ve dahası var kazanılacak her maç ülkemiz hanesine yazılacak pozitif bir puandır ve galatasaray kazanmış olsaydı daha bir sürü adından ve ülkemiz adından söz ettirecekti! Olmadı umarım önümüzdeki yıllarda birbirimizi çekiştirmenin yerine kendi işlerimizle yoğunlaşmamız daha olumlu şeyleri getirir diyorum. Bence karşılıklı atışmanın yerine, aşagıdaki 3 önemli konu ile uğraşırsak daha iyi şeyler yapma yolunda epeyi yol alırız diye düşünüyorum, nedir futboldaki bu önemli üç şey;
 
Fiziki yapı ; Burada kastımız ülke düzeyinde futbol sporunun yapıldığı tüm alanları içeriri ki en son olarak ta UEFA kriterlerini karşılayan ve gerek ulusal ve gerekse uluslararası müsabakaların yapıldıgı alanlardır.
 
Futbolumuzun kalitesi: Ülkemizde futbol sporunu yapan sporcularımızın kalitesidir. Kısacası her kulüp, her şehir kendi bünyesindeki gencleri daha geniş bir yetenek taramaya yönlendirmeli ve sporu yapan insan sayısını arttırmalı.
 
Sosyo-Psiko-Kültürel durum: Burada en üst düzeydeki yöneticiden en alt düzeydeki kişiye kadar Kulüp, federasyon, antrenör, hakem, sporcu, seyirci, taraftar, emniyet göcleri, aileler ve basının her türlüsü; belirli bir futbol kültürü içerisinde pozitif yogrulmuş olmalı ya da başka bir deyimle Futbol sporunun bazı zorluklarını ve güzel yönlerini hep ön plana çıkaran, Fair-Play önceliklerini göz ardı etmeden yaklaşımının hep öncelikli tutmalıdır. Futbolda kazanmak kadar kaybetmeninde bir deger oldugu bilincine ulaşmış olmalıdırlar. Ki artık bu alandaki şiddetin çözümünde çok büyük bir adım atmış oluruz ve futbolda biz sadece rakamsal olarak degil sosyal olarakta önde gelen bir ülke olabiliriz.
 
Olabiliriz diyorum çünkü ; yukarıdaki maddeleri ister alttan üste ister üstten alta çevirn bakın okuyun ve kendi düşüncelerinizle tartışın ve bir sonuca ulaşın; Bana göre ülkemiz daha bu kriterlerin çok altında bir düzeydedir bu nedenlede ulusal takım olsun kulüp takımlarımız olsun alınan kötü sonuçları hemen biirine mal etmeden önce iğnegi kendimiye daha sonrada çuvaldızı başka sorumluya sokmadan iyi düşünelim ve biz kişi olarak neler yapabileceklerimizi tartışalım.
 
Bana göre Galatasarayın maçı kaybetmesinin altında yatan en önemli konulardan bazıları bu genel konulardır. Diğer etkenlerin detay olduğunu düşünüyorum ve kuskusuz takım ıkliminin bana göre bu kulüpte pek sağlıklı bir düzeyde yürümediğini gösteren bir çok olay yaşanmaktadır. Çiçeği burnunda Teknik direktör sevgili Bülent Korkmazın işleri şimdi daha da zorlaşacaktır.
 
En derin saygılarımla
Prof.Dr.Seyhan Hasırcı

24 Mart 2009  00:42:23 - Okuma: (613)  Yazdır




Haftanın Hit Haberleri

İstatistik