Yazı

Seçime Az Kala
Seçime Az Kala 

Özcan Nevres

Yıllardır gazetecilik yapıyorum.

Kalemimi ne yağcılık ne de yalakalık için kullanmadığım halde yazdıklarıma bu dönemdeki kadar tepki almamıştım. Şerefli ve dürüst olan eleştirilerini adam gibi yapar. Eleştirisinin altına adam gibi ismini de yazar. Başbakanın dahi hani bizi teğet geçer dediği kriz yüzünden ocak ayı verilerine göre işsizliğin yüzde on ikinin üzerinde olduğunu açıkladı. Oysa işsiz oranı bu ayın verilerine göre yüzde on dörde ulaşmasına ramak kaldı. Kimi çevrelere göre hükümet yeterli önlem almadığı, alamadığı için kriz bizi bu denli derinden vurdu. Bunu söyleyenler önlemin nasıl alınacağını da söyleselerdi bari. Bir ülke ki tarımı katledilmiş. Dev sanayi tesislerini kolay siyaset anlayışı yüzünden başarısızlığa götüren siyasetçilerin ellerini sanayi işletmelerinden çektireceklerine satıp kurtulmayı yeğlemiş. İşletilmesi kaydıyla satılan fabrikaların kapatılıp arsa rantına açılması karşısında sessiz kalmış. İşsizliği yok etmek için yeni sanayi tesisleri kurulması gerektiği halde aksine var olanlar da elden çıkarmış. Peki bu durumda istihdam nasıl sağlanacak? Tüm işsizler devlet kapılarında çalıştırılarak mı?
Çok azı dışında görsel ve yazılı basın hükümete yaranmak için yarışmakta. Kapatılan Gözcü gazetesinin çalışanları tarafından çıkarılan Sözcü gazetesi ile Yeni Çağ gazetesi ve Doğan Yayın Grubu gazeteleri ve televizyonları muhalefet görevini tüm olumsuzluklara karşın sürdürmeye çalışmaktadırlar. Şimdi susturulma hedefinde Doğan Yayın grubu var. Zira onlar işsizlikten umarsızlık içinde yaşadıklarını göz yaşlarıyla anlatanlara sayfalarını ve televizyonlarının ekranına taşımaktadırlar. Bu muhalefet susturulmalıdır ki, kalkınmakta olduğumuzun ve fert başına ulusal gelirimizin on bin doları geçtiğinin yalanlarıyla halkı kandırabilsinler. Bu nedenle çok arzuladıkları dikensiz gül bahçesine doğru ilerlemekte hiçbir sakınca görmüyorlar. Bunu başardıklarında ise neler olacağını hep birlikte göreceğiz. İnşallah laiklik ilkesinden mahrum olup Afganistan'a dönmeyiz.
Yanlış kararlar, ilerisini göremeyen hükümetler tarafından alındığında, iş işten geçtikten sonra geriye dönüş olamıyor. Bu yanlış kararlar yüzünden Avrupa Gümrük Birliğine girdik. Avrupa Birliğine üye olan ülkeler diledikleri ülkelere mallarını uygun şartlarla satarlarken bizim dış alım ve satışlarımıza kısıtlamalar (kota) koymaktadırlar. Bu kısıtlamalar yüzünden ülkemiz bir ithal cenneti olmuş ve bu yüzden de birliğe girdiğimizden beri en az seksen milyar dolar kaybımız olmuştur. Madalyonun görünen yüzü bu. Peki ya görünemeyen yüzü? Tarımda ve sanayideki çöküşün bedelini hesaplamak olası mı?
Önümüzdeki yerel seçimde halkımızın sadaka ile yaşamaya mahkûm edilmiş olmasına karşı nasıl bir tepki göstereceklerini hep birlikte göreceğiz. Sağduyu mu kazanacak? Yoksa bana kömür ve erzak veren partiye oyumu vereceğim diyenler mi kazanacak? Kömüre ve erzaka oy verenler çoğunlukta olursa hükümet aynı ekonomik politikasını yürütmekte sakınca görmeyecek. Bu politika yüzünden işsizler ordusuna yeni işsizler katılacak. Gün gelecek bu yardım işi iflas edecek. İflas ettiğinde ise o insanların sonu ne olacak? Bunu düşünmek bile istemiyorum. Hırsızlık tavan yapmış. İnsanlar sıra benim evime ne zaman gelecek kuşkusuyla yaşıyorlar. Buna rağmen bu günlerimiz en iyi günlerimiz. Bu gidişe dur denilemezse yakında insanlar sokağa çıkmaya korkar olacaklar.
Özcan Nevres www.ozcannevres.com

17 Mart 2009  21:10:25 - Okuma: (745)  Yazdır




İstatistik